İçinde rı olan 5 harfli 46 kelime var. İçerisinde RI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rı olan kelimeler listesine ya da sonu rı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Rı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I R

2 Harfli Kelimeler

IR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRIM

  1. [isim, toplum bilimi] Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam
    • "İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş." (Salâh Birsel)
  2. Hayvanların hastalık, soğuk vb. sebeplerle ölmesi
  3. Bir şeyin fiyatında yapılan indirim
  4. Uçak, helikopter vb.nin can kaybı olmaksızın tekrar onarılabilecek düzeyde hasar görmesi
SARIM

  1. [isim] Sarmak işi
  2. Bir şeyi bir kez saracak miktar
  3. [fizik] Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası
KIRIK

  1. [sıfat] Kırılmış olan; münkesir
    • "Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı." (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
  2. Tam nota göre düşük olan (not)
    • "Üç dersten kırığı var. Kırık not."
  3. Saf renkten hafif uzaklaşmış
    • "Kırık beyaz."
  4. [isim] Kırılmış bir şeyden ayrılan parça
    • "Cam kırığı."
  5. [isim] Kemiğin bir etki ile kırılması
    • "Kolunda kırık yok ama çıkık var."
  6. [isim] Bir şeyin kırılan yeri
    • "Bunun kırığı neresinde?"
  7. [isim] Bakınız kırıntı
    • "Ekmek kırığı."
  8. Bakınız melez
    • "Kırık tazı."
  9. [isim] Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
  10. [mecaz] Gücenmiş, üzgün
    • "Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış." (Behçet Necatigil)
ARICI

  1. [isim] Bal almak için arı yetiştiren kimse
SARIK

  1. [isim] Sarılarak meydana getirilen başlık; destar
    • "O artık sarığı ile, cübbesi ve lapçınları ile tam bir hoca efendi idi." (Tarık Buğra)
  2. Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb
ARIZA

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriża

  1. [isim] Bakınız aksaklık
  2. Bakınız bozulma
    • "Bana göre yola devama mâni bir arıza değildi." (Atilla Kıyat)
  3. [coğrafya] Bakınız engebe
  4. [müzik] Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı
  5. [sıfat, mecaz] Uyumsuz, düzeni bozan, sıkıntı çıkaran (kişi)
KARIŞ

  1. [isim] Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık
    • "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
SAYRI

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hasta
KARIN

  1. [isim] İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
    • "Şuursuz bir acele ile mahmuzlarını atının karnına vurdu." (Ömer Seyfettin)
  2. Bakınız döl yatağı
    • "Fakat karnındaki çocuk da bu insanüstü erkeğin bir parçasıydı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm
    • "Geminin karnı. Şişenin karnı."
  4. Bakınız mide
    • "Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi." (Halide Edip Adıvar)
  5. [mecaz] İçten geçen, gönüldeki şey
    • "Ben senin karnındakini ne bileyim?"
  6. [mecaz] Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme
  7. [fizik] Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar
SIRIM

  1. [isim] Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası
KARIK

  1. [isim] Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması
  2. [sıfat] Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz)
SIRIK

  1. [isim] Değnekten uzun ve kalınca ağaç
    • "Hızlandıkça sırığın gıcırtısı artıyordu." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Domates, fasulye vb. bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen değnek; herek, ispalya
  3. [spor] Atletizmde, atlama dalında, bir sporcunun belli yükseklikteki çıtayı aşmak için destek aldığı uzun ve esnek sopa
TARIM

  1. [isim] Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması; ziraat, kültür
ARIZİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriżī

  1. [sıfat, eskimiş] Sonradan olan, dıştan gelen
  2. Bakınız geçici
    • "Yoksa, arızi bir şeydir ihtiyarlık ve sonu gençliktir." (Nâzım Hikmet)
UYARI

  1. [isim] Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
    • "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [biyoloji] Organizmada uyarım yaratan güç
AŞIRI

  1. [sıfat] Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla; şiddetli, taşkın
    • "Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir." (Oktay Rifat)
  2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren; müfrit, ekstrem
  3. Gereğinden fazla, çok
  4. [zarf] Ötede, ötesinde
    • "Uzar sınırlar, aşırı tepelerin kervanları / Biri mordur akşamları, biri şafaklarla pembe" (Arif Nihat Asya)
  5. [zarf] Gereğinden fazla olarak
    • "Kadın aşırı boyanmıştı, adamın yüzü solgundu." (Yusuf Atılgan)
AYRIT

  1. [isim, matematik] İki düzlemin ara kesiti
    • "Bir küpün on iki ayrıtı vardır."
TIRIS

  1. [isim] Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü
    • "Hafif tırıs üzere yürüyen hayvanı âdeta dörtnala koşturmaya başlıyordu." (Memduh Şevket Esendal)
BARIŞ

  1. [isim] Barışmak işi
    • "Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum; sulh, hazar
    • "Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti." (Haldun Taner)
  3. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç
    • "Barış içinde yaşamak."
  4. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam
ÇARIK

  1. [isim] İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı
    • "Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor." (Ömer Seyfettin)
  2. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha
  3. [denizcilik] Bakınız çene
  4. [argo] Para cüzdanı
    • "Kızı bu çarık sözünün para cüzdanı manasına geldiğini bilmeden dinler." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü