İçinde rü olan 7 harfli 96 kelime var. İçerisinde RÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rü olan kelimeler listesine ya da sonu rü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BRÜKSEL

  1. [isim] Belçika'nın başkenti
ÖRÜLMEK

  1. [nesnesiz] Örme işi yapılmak
    • "Haftalık magazinlerin ağız sakızı ettiği konulardan ne ararsanız onlarla örülmüştür konuşmaları." (Necati Cumalı)
GÖRÜŞLÜ

  1. [sıfat] Görüşü olan
SÜRÜTME

  1. [isim] Sürütmek işi
  2. Deniz dibini taramaya yarar, demir bir çerçeveye geçirilmiş ağ
  3. Deniz içinde çekilerek balık avlamaya yarar bir olta türü
KÖTÜRÜM

  1. [sıfat] Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse); oturak
    • "Duvar diplerinde kötürüm gibi yatıyorlar, uyukluyorlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak)
    • "O vakit iki yanmış odundan hiç fark edilmeyen kötürüm bacaklarını gördük." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [mecaz] İşleyemeyen, iş yapamayan
GÖRÜNÜŞ

  1. [isim] Görünmek işi
  2. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
  3. Gerçeğe uymayan dış görüntü
    • "Görünüşe aldanmamalı."
  4. Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
    • "Van gölünün görünüşü eşsizdi." (Necati Cumalı)
  5. [dil bilgisi] Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
GÖRÜNÜR

  1. [sıfat] Görünen, gözle görülebilen
  2. [mecaz] Belli, apaçık göze çarpan
ÇÜRÜKLÜ

  1. [sıfat] Çürüğü olan
    • "Nevin, yirmi beşine yaklaşan bir kız fakat gözlerini dolayan çürüklü buruşuklarla âdeta beş çocuk doğurmuş bir kadına benzemişti." (Peyami Safa)
YÜRÜTÜM

  1. [isim] Yürütmek işi
  2. [hukuk] Bakınız infaz
    • "Yasanın yürütümü. Bu yargının yürütümü."
ÇÜRÜMEK

  1. [nesnesiz] Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak; ufunet
    • "Sen toprakta çürürsün canım kardeşim / Ben ayakta" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek
    • "Onun gelişine kadar da kağşamış, çürümüş, küflenmiş yapı ayakta kalamazdı." (Tarık Buğra)
  3. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak
  4. [mecaz] Yıpranmak, çökmek
    • "Hepsinin başında iş olmazsa ahlakça çürür insan." (Kerim Korcan)
  5. [mecaz] Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak
GÖRÜNÜM

  1. [isim] Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
    • "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar." (Selim İleri)
  2. Bakınız görünüş
TÖSKÜRÜ

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız geri geri
YÜRÜTME

  1. [isim] Yürütmek işi
    • "Bizi itiştire kakıştıra ve etrafımızda kavga dansları yaparak yürütmeye başladılar." (Nâzım Hikmet)
  2. Uygulama işi; icra
    • "Sefir de birbirine karşı çalışan iki efendiye birden hizmet etmek gibi ikiyüzlü politika yürütmeyi mizacına uygun buldu." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi
GÖRÜNME

  1. [isim] Görünmek işi; teberrüz
    • "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu." (Necati Cumalı)
YÜRÜTÜŞ

  1. [isim] Yürütmek işi
SÜRÜNME

  1. [isim] Sürünmek işi
  2. [hayvan bilimi] Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi
ÇÜRÜTME

  1. [isim] Çürütmek işi
    • "Bu çürütme üstatları, para ile çürütemediklerini hapishane köşesinde çürütebilmek için adalet mekanizmasını karakuş kanunlarıyla âdeta felce uğrattılar." (Yaşar Nabi Nayır)
RÜTBELİ

  1. [sıfat] Rütbesi olan
    • "Yüksek rütbeli subay."
TÜKÜRÜK

  1. [isim] Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı
    • "Böyle tükürük saçtığına bakılırsa ya politikadan konuşuyor ya birini batırıyordu." (Haldun Taner)
TÜRÜMCÜ

  1. [sıfat, felsefe] Türümcülük öğretisini benimseyen
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü