İçinde rü olan 7 harfli 96 kelime var. İçerisinde RÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rü olan kelimeler listesine ya da sonu rü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BRÜKSEL
-
-
[isim]
Belçika'nın başkenti
-
[isim]
Belçika'nın başkenti
- ÖRÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- "Haftalık magazinlerin ağız sakızı ettiği konulardan ne ararsanız onlarla örülmüştür konuşmaları."
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- GÖRÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Görüşü olan
-
[sıfat]
Görüşü olan
- SÜRÜTME
-
-
[isim]
Sürütmek işi
-
Deniz dibini taramaya yarar, demir bir çerçeveye geçirilmiş ağ
-
Deniz içinde çekilerek balık avlamaya yarar bir olta türü
-
[isim]
Sürütmek işi
- KÖTÜRÜM
-
-
[sıfat]
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse); oturak
- "Duvar diplerinde kötürüm gibi yatıyorlar, uyukluyorlardı."
-
Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak)
- "O vakit iki yanmış odundan hiç fark edilmeyen kötürüm bacaklarını gördük."
-
[mecaz]
İşleyemeyen, iş yapamayan
-
[sıfat]
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse); oturak
- GÖRÜNÜŞ
-
-
[isim]
Görünmek işi
-
Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
-
Gerçeğe uymayan dış görüntü
- "Görünüşe aldanmamalı."
-
Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
- "Van gölünün görünüşü eşsizdi."
-
[dil bilgisi]
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
-
[isim]
Görünmek işi
- GÖRÜNÜR
-
-
[sıfat]
Görünen, gözle görülebilen
-
[mecaz]
Belli, apaçık göze çarpan
-
[sıfat]
Görünen, gözle görülebilen
- ÇÜRÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Çürüğü olan
- "Nevin, yirmi beşine yaklaşan bir kız fakat gözlerini dolayan çürüklü buruşuklarla âdeta beş çocuk doğurmuş bir kadına benzemişti."
-
[sıfat]
Çürüğü olan
- YÜRÜTÜM
-
-
[isim]
Yürütmek işi
-
[hukuk]
Bakınız infaz
- "Yasanın yürütümü. Bu yargının yürütümü."
-
[isim]
Yürütmek işi
- ÇÜRÜMEK
-
-
[nesnesiz]
Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak; ufunet
- "Sen toprakta çürürsün canım kardeşim / Ben ayakta"
-
Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek
- "Onun gelişine kadar da kağşamış, çürümüş, küflenmiş yapı ayakta kalamazdı."
-
Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak
-
[mecaz]
Yıpranmak, çökmek
- "Hepsinin başında iş olmazsa ahlakça çürür insan."
-
[mecaz]
Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak
-
[nesnesiz]
Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak; ufunet
- GÖRÜNÜM
-
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar."
-
Bakınız görünüş
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- TÖSKÜRÜ
-
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız geri geri
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız geri geri
- YÜRÜTME
-
-
[isim]
Yürütmek işi
- "Bizi itiştire kakıştıra ve etrafımızda kavga dansları yaparak yürütmeye başladılar."
-
Uygulama işi; icra
- "Sefir de birbirine karşı çalışan iki efendiye birden hizmet etmek gibi ikiyüzlü politika yürütmeyi mizacına uygun buldu."
-
Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi
-
[isim]
Yürütmek işi
- GÖRÜNME
-
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- YÜRÜTÜŞ
-
-
[isim]
Yürütmek işi
-
[isim]
Yürütmek işi
- SÜRÜNME
-
-
[isim]
Sürünmek işi
-
[hayvan bilimi]
Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi
-
[isim]
Sürünmek işi
- ÇÜRÜTME
-
-
[isim]
Çürütmek işi
- "Bu çürütme üstatları, para ile çürütemediklerini hapishane köşesinde çürütebilmek için adalet mekanizmasını karakuş kanunlarıyla âdeta felce uğrattılar."
-
[isim]
Çürütmek işi
- RÜTBELİ
-
-
[sıfat]
Rütbesi olan
- "Yüksek rütbeli subay."
-
[sıfat]
Rütbesi olan
- TÜKÜRÜK
-
-
[isim]
Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı
- "Böyle tükürük saçtığına bakılırsa ya politikadan konuşuyor ya birini batırıyordu."
-
[isim]
Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı
- TÜRÜMCÜ
-
-
[sıfat, felsefe]
Türümcülük öğretisini benimseyen
-
[sıfat, felsefe]
Türümcülük öğretisini benimseyen