İçinde pla olan 6 harfli 17 kelime var. İçerisinde PLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında pla olan kelimeler listesine ya da sonu pla ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Pla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L P

3 Harfli Kelimeler

ALP, LAP, PAL

2 Harfli Kelimeler

AL, LA, PA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PLAZMA

Kelime Kökeni: Fransızca plasma

  1. [isim, biyoloji] Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı
  2. [fizik] Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan
PLAÇKA

Kelime Kökeni: Arnavutça

  1. [isim] Bakınız çapul
HOPLAK

  1. [sıfat, mecaz] Yerinde duramayan, çok hareketli (kimse)
    • "Hoplak şey! Evin dışına çıkamayan karı, gezegenin dışına takmış kafayı..." (Atilla Atalay)
PLAKÇI

  1. [isim] Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse
TOPLAÇ

  1. [isim, fizik] Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç; kolektör
PLANCI

  1. [isim] Plan hazırlayan veya yapan kimse
    • "Fakat plancılar bütün bu aşağılık iftiralar ve küfürle dolayısıyla papaza kızıp oruç bozmayacak kadar olgun ve şuurlu idiler." (Doğan Avcıoğlu)
PLANÖR

Kelime Kökeni: Fransızca planeur

  1. [isim] Hava akımlarından yararlanarak uçan, uçağa benzer motorsuz hava taşıtı
    • "Başlangıçta bir planör yaparak uçurmak için çalışmaya girdiler." (Ajun Kurter)
PLANET

Kelime Kökeni: Fransızca planète

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız gezegen
PLANLI

  1. [sıfat] Belirli bir plana göre yapılan, yürütülen, düzenlenen
    • "Okulla anlaşıp genç atletizm takımını planlı şekilde hazırlamaya bakmalı." (Haldun Taner)
  2. Önceden belirlenerek yapılan, ölçülü, hesaplı
    • "Şuurlu ve planlı geri çekilişler şuursuz ve plansız saldırışlardan çok daha dokunaklıdırlar." (Nâzım Hikmet)
ÇIPLAK

  1. [sıfat] Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; ari, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak, cılcıbık, şallak, yalıncak
    • "Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Saçsız (baş)
  3. Üzerinde yaprak olmayan
    • "Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı." (Halide Edip Adıvar)
  4. İçinde gerekli eşya bulunmayan
    • "Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. [mecaz] Yoksul olan (kimse)
    • "Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?" (Necati Cumalı)
  6. [mecaz] Yalın, süssüz olan; daylak
    • "Çıplak bir anlatım."
  7. [isim] Soyunmuş durumda olan vücudun resmi; nü
  8. Apaçık ortada olan
    • "Hepimiz, Erzilya gibi, güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeye, gizlemeye çalışıyoruz." (Peyami Safa)
PLAKET

Kelime Kökeni: Fransızca plaquette

  1. [isim] Bakınız onurluk
    • "Kütüphanenin açılışında beni davet ederek adıma hazırlanmış bir plaketi sundular." (Mehmet Serhan Tayşi)
  2. Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha
    • "Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır." (Güney Özkılınç)
PLATİN

Kelime Kökeni: Fransızca platine

  1. [isim, kimya] Atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23, yoğunluğu 21,4 olan, 1755 °C'de eriyen, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir element (simgesi Pt)
  2. [sıfat] Bu elementin renginde olan
PLANYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kabası alınmış ağaçların veya tahtaların yüzeyleri üzerindeki pürüzleri gidermeye yarayan, üstünde bir sapı bulunan marangoz rendesi
  2. Bakınız planya tezgâhı
TOPLAM

  1. [isim, matematik] Toplama işleminin sonucu; mecmu, yekûn
KAPLAM

  1. [isim, mantık] Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü; kapsam, şümul
    • "Biliyoruz ki bir kavramın kaplamı ne kadar geniş tutulursa kavram o kadar belirsizleşiyor ve bilimde kullanılabilirliği de güçleşiyor." (Bozkurt Güvenç)
ŞAPLAK

  1. [isim] "Şap" diye ses çıkaran tokat
    • "O anda giriş kapısında bulunan adamların okkalı küfürleri, şiddetli şaplaklarla ansızın kesiliyor ve acı feryatlarına karışıyordu." (İhsan Oktay Anar)
KAPLAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü