İçinde parça olan 20 kelime var. İçerisinde PARÇA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında parça olan kelimeler listesine ya da sonu parça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

PARÇALAYABİLMEK

14 Harfli Kelimeler

PARÇALATTIRMAK, PARÇALAYABİLME

13 Harfli Kelimeler

PARÇALATTIRMA

11 Harfli Kelimeler

PARÇALANMAK, PARÇALATMAK, PARÇALAYICI

10 Harfli Kelimeler

PARAMPARÇA, PARÇACIKLI, PARÇACILIK, PARÇALAMAK, PARÇALANIŞ, PARÇALANMA, PARÇALATMA, PARÇALAYIŞ

9 Harfli Kelimeler

PARÇALAMA

8 Harfli Kelimeler

PARÇACIK

7 Harfli Kelimeler

PARÇACI, PARÇALI

5 Harfli Kelimeler

PARÇA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Parça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A P R Ç

5 Harfli Kelimeler

ÇAPAR, PARÇA

4 Harfli Kelimeler

AÇAR, ARAÇ, ARAP, ARPA, ÇAPA, PAÇA, PARA

3 Harfli Kelimeler

ARA, ARP, ÇAP, ÇAR, RAP

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AR, PA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PARÇALAYABİLMEK

  1. [-i] Parçalama ihtimali veya imkânı bulunmak
  2. Parçalamaya gücü yetmek
PARÇALAYABİLME

  1. [isim] Parçalayabilmek işi
PARÇALATTIRMAK

  1. [-i] Parçalatma işini yaptırmak
PARÇALATTIRMA

  1. [isim] Parçalattırmak işi
PARÇALANMAK

  1. [nesnesiz] Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak; paralanmak (II)
    • "Mine'nin parçalanmış bedeni gözlerimin önüne geliyor." (Ahmet Ümit)
  2. [mecaz] Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek
    • "Size de tiyatronuza da biraz yararlı olabilmek için didiniyorum, parçalanıyorum." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] bir işi yapabilmek için kendini sıkıntıya sokacak kadar uğraşıp didinmek
PARÇALATMAK

  1. [-i] Parçalama işini yaptırmak
PARÇALAYICI

  1. [sıfat] Parçalayan
  2. [isim] Bir şeyi parçalamaya yarayan makine
PARÇALATMA

  1. [isim] Parçalatmak işi
PARÇALAMAK

  1. [-i] Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek; paralamak
    • "Biraz iyi bakınca gördüm ki kuş, yılanı parçalayıp yiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [mecaz] Birliği bozmak amacıyla bölmek
PARAMPARÇA

  1. [sıfat] Pek çok parçaya ayrılmış, parça parça olmuş
    • "Yalnız paramparça gömleğinin üstünde kocaman bir kırmızı kravat var." (Reşat Nuri Güntekin)
PARÇACILIK

  1. [isim] Parçacının işi
PARÇACIKLI

  1. [sıfat] Parçacığı olan; partiküllü
PARÇALAYIŞ

  1. [isim] Parçalamak işi
PARÇALANMA

  1. [isim] Parçalanmak işi; inkısam
PARÇALANIŞ

  1. [isim] Parçalanma işi
PARÇALAMA

  1. [isim] Parçalamak işi
PARÇACIK

  1. [isim] Bakınız kırıntı
    • "Onlara değin bir dolu anı, sevgi parçacıkları üşüşüyor belleğime." (Nezihe Meriç)
  2. [fizik] Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri; partikül
PARÇALI

  1. [sıfat] Birden çok parçadan oluşmuş
    • "Parçalı etekler moda."
  2. Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen; modüler
PARÇACI

  1. [isim] Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse
  2. Makine yedek parçaları satan kimse
  3. [sıfat] Bütünden ziyade parça kavramına önem veren (kimse veya görüş)
    • "İlk sorun, çağdaşlaşmamız için bütüncü mü, yoksa parçacı bir yaklaşım mı gereklidir?" (Nevzat Kösoğlu)
PARÇA

Kelime Kökeni: Farsça pārçe

  1. [isim] Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey; pare
    • "Yolun bu parçası bozuk."
  2. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm; lime, şerha
    • "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır." (Haldun Taner)
  3. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri; uzuv, modül
    • "On parçadan yapılmış bir oda takımı."
  4. Bakınız tane
    • "Üç parça elbiselik kumaş."
  5. Bakınız pasaj
    • "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. [müzik] Müzik eseri
  7. Bakınız nesne
    • "Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı." (Ayla Kutlu)
  8. [mecaz] Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz
    • "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun" (Kemalettin Kamu)
  9. [argo] Güzel, alımlı kız veya kadın
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü