İçinde para olan 7 harfli 17 kelime var. İçerisinde PARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında para olan kelimeler listesine ya da sonu para ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Para Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ARAP, ARPA, PARA
3 Harfli Kelimeler
ARA, ARP, RAP
2 Harfli Kelimeler
AR, PA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARAPET
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parapetto
-
[isim, denizcilik, mimarlık]
Bakınız küpeşte
-
[isim, denizcilik, mimarlık]
Bakınız küpeşte
- KOPARAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket
-
[isim, ağızlardan]
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket
- PARAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu."
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- PARAŞÜT
-
Kelime Kökeni: Fransızca parachute
-
[isim]
Hava taşıtından veya yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç
-
[isim]
Hava taşıtından veya yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç
- PARALEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca parallèle
-
[sıfat, matematik]
Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen; koşut, muvazi, mütevazi
- "Bu, Çal Dağı'nın koyu mor sırtlarına paralel uzun ve yüce bir dağ."
-
[isim, gök bilimi, coğrafya]
Başlangıç meridyenine birer derecelik açılarla çizilen, Ekvator’a paralel ve aralarında 111 km’lik mesafe bulunan farazi çemberlerden her biri
-
[mecaz]
Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.)
-
[spor]
Bakınız paralel bar
- "Mesela mekteplerden barfiksleri, paralelleri, halterleri attıktan sonra oraya güreşi sokarız."
-
[sıfat, matematik]
Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen; koşut, muvazi, mütevazi
- PARAÇOL
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bracciolo
-
[isim, denizcilik]
Gemi çatmasında eğri parça
-
Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç
-
Tek at koşularak çekilen, üzeri kapalı, yanları açık bir araba türü
-
[isim, denizcilik]
Gemi çatmasında eğri parça
- PARASAL
-
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından; mali, nakdî, akçasal
- "Parasal kuvvete sahip kimselerin kitaplarıma gösterdikleri ilgi bana güç veriyor."
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından; mali, nakdî, akçasal
- PARAFİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca paraffine
-
[isim, kimya]
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
-
[isim, kimya]
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
- PARAZİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca parasite
-
[isim, biyoloji]
Bakınız asalak
-
Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı
-
[mecaz]
Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse
- "Zaten ilk fırsatta dökülecek parazitlerdir ki bu sözlerimize gücenip kıyametleri koparmışlardır."
-
[isim, biyoloji]
Bakınız asalak
- ÇALPARA
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + pāre
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor."
-
[hayvan bilimi]
Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)
-
[denizcilik]
Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- PARASIZ
-
-
[sıfat]
Parası olmayan; zil (II)
- "Hayatında ilk defa, parasız ve fakir oluşuna kızdı."
-
Bakınız yoksul
- "Son gün hemen bütünüyle parasız çocuklara kalırdı bayram yeri."
-
Para verilmeden elde edilen; bedava, meccani, müft
- "Belediye halk için parasız plajlar açmayı düşünüyor mu?"
-
Para verilmeksizin, bedavadan, bedava
- "Diyarbakır'da İstanbul gazetelerine parasız muhabirlik eden uygar ve zeki bir genç tanımıştım."
-
[sıfat]
Parası olmayan; zil (II)
- ZAMPARA
-
Kelime Kökeni: Farsça zenbāre
-
[sıfat]
Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek); kadıncıl, keskin, zendost
- "Onlar da sana seksen zamparayla boynuz taktırdılar ya."
-
[sıfat]
Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek); kadıncıl, keskin, zendost
- PARABOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca parabole
-
[isim, matematik]
Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri; yarı kübik
-
[isim, matematik]
Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri; yarı kübik
- ZIMPARA
-
Kelime Kökeni: Farsça sunpāre
-
[isim, jeoloji]
Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya
-
[isim, jeoloji]
Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya
- PARAGAT
-
Kelime Kökeni: İtalyanca barchetta
-
[isim, denizcilik]
Bakınız paraketa
-
[isim, denizcilik]
Bakınız paraketa
- ANAPARA
-
-
[isim, ekonomi]
Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
-
[isim, ekonomi]
Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
- PARAVAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca paravent
-
[isim]
Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
- "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm."
-
[sıfat, mecaz]
Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan (kişi veya kuruluş)
-
[isim]
Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana