İçinde para olan 7 harfli 17 kelime var. İçerisinde PARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında para olan kelimeler listesine ya da sonu para ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Para Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A P R

4 Harfli Kelimeler

ARAP, ARPA, PARA

3 Harfli Kelimeler

ARA, ARP, RAP

2 Harfli Kelimeler

AR, PA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PARAPET

Kelime Kökeni: İtalyanca parapetto

  1. [isim, denizcilik, mimarlık] Bakınız küpeşte
KOPARAN

  1. [isim, ağızlardan] Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket
PARAGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
    • "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu." (Halide Edip Adıvar)
PARAŞÜT

Kelime Kökeni: Fransızca parachute

  1. [isim] Hava taşıtından veya yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç
PARALEL

Kelime Kökeni: Fransızca parallèle

  1. [sıfat, matematik] Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen; koşut, muvazi, mütevazi
    • "Bu, Çal Dağı'nın koyu mor sırtlarına paralel uzun ve yüce bir dağ." (Halide Edip Adıvar)
  2. [isim, gök bilimi, coğrafya] Başlangıç meridyenine birer derecelik açılarla çizilen, Ekvator’a paralel ve aralarında 111 km’lik mesafe bulunan farazi çemberlerden her biri
  3. [mecaz] Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.)
  4. [spor] Bakınız paralel bar
    • "Mesela mekteplerden barfiksleri, paralelleri, halterleri attıktan sonra oraya güreşi sokarız." (Ömer Seyfettin)
PARAÇOL

Kelime Kökeni: İtalyanca bracciolo

  1. [isim, denizcilik] Gemi çatmasında eğri parça
  2. Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç
  3. Tek at koşularak çekilen, üzeri kapalı, yanları açık bir araba türü
PARASAL

  1. [sıfat] Para ile ilgili, para bakımından; mali, nakdî, akçasal
    • "Parasal kuvvete sahip kimselerin kitaplarıma gösterdikleri ilgi bana güç veriyor." (Cahit Uçuk)
PARAFİN

Kelime Kökeni: Fransızca paraffine

  1. [isim, kimya] Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
PARAZİT

Kelime Kökeni: Fransızca parasite

  1. [isim, biyoloji] Bakınız asalak
  2. Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı
  3. [mecaz] Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse
    • "Zaten ilk fırsatta dökülecek parazitlerdir ki bu sözlerimize gücenip kıyametleri koparmışlardır." (Asaf Halet Çelebi)
ÇALPARA

Kelime Kökeni: Farsça çār + pāre

  1. [isim] Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
    • "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [hayvan bilimi] Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)
  3. [denizcilik] Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
PARASIZ

  1. [sıfat] Parası olmayan; zil (II)
    • "Hayatında ilk defa, parasız ve fakir oluşuna kızdı." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız yoksul
    • "Son gün hemen bütünüyle parasız çocuklara kalırdı bayram yeri." (Ayla Kutlu)
  3. Para verilmeden elde edilen; bedava, meccani, müft
    • "Belediye halk için parasız plajlar açmayı düşünüyor mu?" (Nâzım Hikmet)
  4. Para verilmeksizin, bedavadan, bedava
    • "Diyarbakır'da İstanbul gazetelerine parasız muhabirlik eden uygar ve zeki bir genç tanımıştım." (Halide Edip Adıvar)
ZAMPARA

Kelime Kökeni: Farsça zenbāre

  1. [sıfat] Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek); kadıncıl, keskin, zendost
    • "Onlar da sana seksen zamparayla boynuz taktırdılar ya." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
PARABOL

Kelime Kökeni: Fransızca parabole

  1. [isim, matematik] Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri; yarı kübik
ZIMPARA

Kelime Kökeni: Farsça sunpāre

  1. [isim, jeoloji] Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya
PARAGAT

Kelime Kökeni: İtalyanca barchetta

  1. [isim, denizcilik] Bakınız paraketa
ANAPARA

  1. [isim, ekonomi] Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
PARAVAN

Kelime Kökeni: Fransızca paravent

  1. [isim] Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
  2. [sıfat, mecaz] Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan (kişi veya kuruluş)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü