İçinde p olan 5 harfli 498 kelime var. İçerisinde P harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında p harfi olan kelimeler listesine ya da sonu p harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TOPAÇ

  1. [isim] Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak veya kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak
    • "Çünkü planlarını gördüğün bu topaç, boşlukta hareket edeceği için arzu ettiğim hıza ulaşır ve karşı hareketi gerçekleştirebilir." (İhsan Oktay Anar)
  2. Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç
  3. Kayık küreğinin toparlakça yeri
  4. Toparlak sepet veya küçük küfe
HABİP

Kelime Kökeni: Arapça ḥabīb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sevgili
İPEKA

Kelime Kökeni: Fransızca ipéca

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız altın kökü
PİŞTİ

  1. [isim] Bir deste kâğıtla oynanan, elinde yere atılan kâğıtların aynısından bulunan oyuncunun onu atarak yerdeki bütün kâğıtları almasına dayalı bir tür iskambil oyunu; pişpirik, pastra
HASPA

  1. [isim, alay yollu, şaka yollu] Kızlara, kadınlara şaka yollu söylenen bir söz
    • "Haspa orada rahat durmamış." (Refik Halit Karay)
KUTUP

Kelime Kökeni: Arapça ḳuṭb

  1. [isim] Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri
    • "Kutuplara gitmeyi bile çok düşündüm." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri
    • "Çalışanlarla çalıştıranları ayrı kutuplarda toplayarak birbirine düşman ediyor." (Necati Cumalı)
  3. [gök bilimi] Gök kürenin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri
  4. [fizik] Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri
  5. [fizik] Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri
  6. [mecaz] Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse
    • "Kendini kaza halkına âdeta bir kutup diye tanıtmıştı." (Ercüment Ekrem Talu)
CEPHE

Kelime Kökeni: Arapça cebhe

  1. [isim] Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
    • "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı." (Peyami Safa)
  2. Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
  3. [mecaz] Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
    • "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. [askerlik] Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
  5. [denizcilik] Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
  6. [coğrafya] Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
KALIP

Kelime Kökeni: Arapça ḳālib

  1. [isim] Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç
    • "İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir." (Peyami Safa)
  2. Bakınız patron (II)
  3. [sıfat] Genellikle küp biçiminde yapılan
    • "Bir kalıp peynir."
    • "İki kalıp sabun."
  4. [mecaz] Gösterişli görünüş
    • "Kalıbına bakarsan aslan gibi."
  5. [mecaz] Zaman içinde değişiklik göstermeyen, her zaman için aynı olan, belirli davranış biçimleri bütünü
    • "Muayyen bir kalıba girecek insana benzemiyordu." (Halide Edip Adıvar)
  6. [mecaz] Yenilikten uzak, gelişmeye kapalı olan
DEPAR

Kelime Kökeni: Fransızca départ

  1. [isim, spor] Bakınız çıkış
    • "Depar çizgisi."
KREPE

Kelime Kökeni: İngilizce crepe

  1. [isim] Saç tutamının aşağıdan yukarıya doğru ters yönde taranıp üstü düzleştirilerek kabarık gösterilmesi
TAYİP

Kelime Kökeni: Arapça taʿyīb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kınama
AMPUL

Kelime Kökeni: Fransızca ampoule

  1. [isim] İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe
    • "Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu." (Kemal Bilbaşar)
  2. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp
ÇOPUR

  1. [sıfat] Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse); işkembe suratlı
    • "Etrafıma bakıyor, bu kadar insan içinde çopur yüzü, yanık dudağı..." (Reşat Nuri Güntekin)
ŞAPEL

Kelime Kökeni: Fransızca chapelle

  1. [isim] Küçük kilise
    • "Bazen karşımıza eski, küçük bir şapel çıkıyor." (Selim İleri)
  2. Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri
PELİT

Kelime Kökeni: Arapça bellūṭ

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız palamut (II)
ŞAPLI

  1. [sıfat] İçinde şap bulunan
FRAPE

Kelime Kökeni: Fransızca frappé

  1. [isim] Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat
APOŞİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ
    • "Apoşi dolduktan sonra kopardığı süngerleri bıçağının kuşağı arasına iliştirdi." (Halikarnas Balıkçısı)
GÜPÜR

Kelime Kökeni: Fransızca guipure

  1. [isim] İplikten veya ipekten olan, geniş ilmeklerden oluşan bir dantel türü
    • "Bir perde takmış, bu kadar güpür, en aşağı bir milyardır geçen yılın parasıyla." (Aksu Bora)
  2. Bakınız kumaş
PELÜR

Kelime Kökeni: Fransızca pelure

  1. [isim] İnce ve yarı saydam bir kâğıt türü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü