İçinde p olan 3 harfli 81 kelime var. İçerisinde P harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında p harfi olan kelimeler listesine ya da sonu p harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÜP
-
Kelime Kökeni: Arapça
-
[isim]
Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap
- "Ahırda kırık bir küpün içine, samanlarla çuvalların altına saklamış, gitti, getirdi."
-
[isim]
Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap
- KİP
-
-
[isim, dil bilgisi]
Çekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde, ne tarzda olacağını gösteren kategori
-
[felsefe]
Değişebilen, geçici nitelik, san karşıtı
- "Bir maddenin biçimi bir kiptir, ağırlığı ise sanlarından biridir."
-
[sıfat, ağızlardan]
Uygun, tıpatıp gelen
-
[sıfat, ağızlardan]
Sağlam olan
-
[eskimiş]
Örnek, kalıp
-
[isim, dil bilgisi]
Çekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde, ne tarzda olacağını gösteren kategori
- KUP
-
Kelime Kökeni: Fransızca coupe
-
[isim]
Giysi kesimi, kesimle verilen biçim
-
[isim]
Giysi kesimi, kesimle verilen biçim
- PEÇ
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak
-
[isim]
Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak
- ZIP
-
-
[isim]
Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses
-
[isim]
Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses
- PUF
-
-
[isim]
Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak
- "Aynanın önündeki kumaş kaplı, arkalıksız, kabarık, yumuşacık pufa oturmuş."
-
Kaba, kabartılmış, yumuşak minder
- "Sana tarla değil, puf minder lazım!"
-
[isim]
Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak
- PİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca pile
-
[isim]
Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç; batarya
-
[isim]
Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç; batarya
- PUL
-
Kelime Kökeni: Farsça pūl
-
[isim]
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası
- "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi."
-
Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık
- "Arkasında bir omzu tamamıyla açık, altın pul işlemeli bir akşam tuvaleti vardı."
-
Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık
- "Bir el çabukluğu yaparak üç pul aldı ve iki pul da yek hanesine salladı."
-
Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık
-
Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt
-
Küçük ve ince tabakacıklar
-
[bitki bilimi]
Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri
-
[hayvan bilimi]
Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık
- "Bir adamla minimini bir kız çocuğu elleri balık pulu içinde balık avlıyordu."
-
Akçeden küçük metal para
-
[isim]
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası
- PİM
-
Kelime Kökeni: İngilizce pin
-
[isim]
İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi
-
Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti
-
[isim]
İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi
- ŞİP
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız biz (III)
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız biz (III)
- PİK
-
Kelime Kökeni: İngilizce pig
-
[isim]
Bakınız dökme demir
-
[isim]
Bakınız dökme demir
- PIR
-
-
[isim]
Kuş kanatlarının çıkardığı ses
-
Bir yerden kaçıp gitme düşüncesini anlatan bir söz
- "Dörtyol ağzında pır!"
-
[isim]
Kuş kanatlarının çıkardığı ses
- PÖF
-
-
[ünlem]
İğrenme anlatan bir söz
- "Pöf, ne pis koku!"
-
[ünlem]
İğrenme anlatan bir söz
- PÜF
-
-
[isim]
Bir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses
- "Püf desen söner."
-
[isim]
Bir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses
- PUT
-
Kelime Kökeni: Farsça but
-
[isim]
Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne; tapıncak, sanem, fetiş
- "Onu ben, büsbütün başka bir hayranlıkla âdeta bir puta taparcasına seviyordum."
-
[din bilimi]
Bakınız haç
-
[isim]
Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne; tapıncak, sanem, fetiş
- PIT
-
-
[isim]
Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses
-
[isim]
Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses
- PİR
-
Kelime Kökeni: Farsça pīr
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış."
-
Bir tarikat veya sanatın kurucusu
- "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri"
-
[zarf]
Adamakıllı, iyice
- "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..."
-
[mecaz]
Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- PİS
-
-
[sıfat]
Bakınız kirli
-
Kendinde pislik olan veya pislenmiş olan
- "Lağım suları pistir."
-
[mecaz]
Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı
- "Şu pis dünyanın acılarında bile öyle bir tat var ki her şeye razıyım."
-
[mecaz]
Çirkin, sevimsiz olan
- "Demin o pis, ukala suratıyla sırıta sırıta yanıma yaklaştı."
-
[mecaz]
İçinden çıkılması çok güç, karışık
- "Pis bir iş."
-
[sıfat]
Bakınız kirli
- PUS
-
-
[isim]
Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
- "Ortalığa ilk pus düşer düşmez dönüş saatini sezmiş gibi köy yönüne geçti ve bekledi."
-
Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde
-
Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası
-
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun
-
Bazen meme başında oluşan kabuk
-
[isim]
Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
- KAP
-