İçinde oğ olan 7 harfli 63 kelime var. İçerisinde OĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oğ olan kelimeler listesine ya da Sonu oğ ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MOĞOLCA
- ...
- BOĞUNUK
-
-
[sıfat]
Kısık, boğuk
-
Sıkıntılı, kapalı, donuk
-
[sıfat]
Kısık, boğuk
- İTBOĞAN
-
-
[isim]
Kaplanboğan
-
[isim]
Kaplanboğan
- SOĞULMA
-
-
[isim]
Soğulmak işi
-
[isim]
Soğulmak işi
- BOĞASAK
-
-
[isim]
Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek
-
[isim]
Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek
- COĞRAFİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Coğrafya ile ilgili
- "Kasaba, coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Coğrafya ile ilgili
- KÖROĞLU
-
-
[isim]
Kocanın karısına verdiği ad
- "Benim köroğlu yamandır. Üç tavuk besler bizim gecekondunun önünde, bir kafes içinde." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Kocanın karısına verdiği ad
- SOĞUYUŞ
-
-
[isim]
Soğuma işi veya biçimi
-
[isim]
Soğuma işi veya biçimi
- LOĞLAMA
-
-
[isim]
Loğlamak işi
-
[isim]
Loğlamak işi
- BOĞANAK
-
-
[isim]
Sağanak, bora
-
[isim]
Sağanak, bora
- OĞUZELİ
- ...
- BOĞMACA
-
-
[isim]
Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık
-
[isim]
Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık
- BOĞUNTU
-
-
[isim]
Zor soluk alma
-
Sıkıntı
- "Sen hiçbir zaman bilmeyeceksin bu korkunç boğuntuyu, bu çaresizliği." (Nazlı Eray)
-
Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr
- "Boğuntuya biterim, Mustafa kardeşim." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Zor soluk alma
- AKDOĞAN
-
-
[isim]
Kartalgillerden bir doğan türü, aksungur
-
[isim]
Kartalgillerden bir doğan türü, aksungur
- SOĞANCI
-
-
[isim]
Soğan yetiştiren veya satan kimse
-
[isim]
Soğan yetiştiren veya satan kimse
- KULOĞLU
-
-
[isim]
Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları
-
[isim]
Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları
- OĞLANCI
-
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara
- YOĞURMA
-
-
[isim]
Yoğurmak işi
-
[isim]
Yoğurmak işi
- DOĞRUCA
-
-
[sıfat]
Doğruya yakın
-
[zarf]
Hiçbir yöne sapmadan, dolaylı olmayarak, dolaşmayarak
- "Belki doğruca Ankara'ya dönersin, değil mi?" (Etem İzzet Benice)
-
[sıfat]
Doğruya yakın
- CIRBOĞA
-
-
[isim]
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius)
-
Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk
-
[isim]
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius)