İçinde oz olan 6 harfli 58 kelime var. İçerisinde OZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oz olan kelimeler listesine ya da Sonu oz ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BORNOZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek
- "Ilık bir duş alarak bornozla odasına döndü." (Halide Edip Adıvar)
-
Kuzey Afrika'da Berberilerin giydikleri başlıklı, geniş, kısa kollu bir üstlük
-
[isim]
Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek
- BOZAYI
-
-
[isim]
Tehlikeli bir cins ayı
-
[isim]
Tehlikeli bir cins ayı
- POZSUZ
-
-
[sıfat]
Kurumsuz, çalımsız
- "Türk sahnesinde pozsuz konuşmanın, Türkçeyi Türkçe konuşmanın temsilcileri karagözcülerimiz, ortaoyuncularımız, tuluatçılarımızdı." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Kurumsuz, çalımsız
- AMİTOZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma
-
[isim]
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma
- BOMBOZ
-
-
[sıfat]
Çok boz
-
[sıfat]
Çok boz
- BALYOZ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Taş kırma, kazık çakma vb. işlerde kullanılan, çok iri, iki ucu az keskin, ağır çekiç, varyos
-
[isim]
Taş kırma, kazık çakma vb. işlerde kullanılan, çok iri, iki ucu az keskin, ağır çekiç, varyos
- ABANOZ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı
- "Abanoz gibi tahta."
-
Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası
-
[sıfat]
Bu tahtadan yapılmış
- "Tunç işlemeli küçücük bir abanoz masa üzerinde açık bırakılmış bir kitap gördü." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Koyu, parlak siyah
-
[isim]
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı
- YOZGAT
- ...
- NARKOZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu
-
[isim]
İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu
- MOZAİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi
-
Bu iş için kullanılan mermer parçaları
-
Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılan kakaolu pasta
-
İnce kum, çimento ve küçük mermer parçalarından oluşan karışımla döşeme sıvası
-
[sıfat]
Bu sıvayla yapılan (döşeme, merdiven vb.)
-
Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu
- "Adları bize kadar gelenlerin bünyelerine dikkat edilirse gerçekten acayip bir mozaik elde edilir." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
[isim]
Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi
- KOZLUK
- ...
- BOZMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek
- "Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor."
-
Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak
- "Bir insanın aklını bozabilmesi için evvelce bu aklın mevcut olması lazım gelir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Dokunmak, zarar vermek
- "Bu yemek midemi bozdu."
-
Geçersiz bir duruma getirmek
- "Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun." (Memduh Şevket Esendal)
-
Büyük parayı küçük birimlere ayırmak
- "Bir milyon lira bozar mısın?"
-
Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek
- "Düşman ordusunu bozmak."
-
Altını paraya çevirmek, bozdurmak
-
Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek
-
Bağ veya bostanın son ürününü toplamak
- "Bostanı bozduk."
-
Kızlığına zarar vermek
-
Biçimini ve kullanılışını değiştirmek
- "Eskileri bozuyor, beni, çocuğu giydiriyor." (Ömer Seyfettin)
-
Bırakmak, dağıtmak
- "Tam biraz rahat edeceğim, işimi bozuyorsun." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek
- "Adamcağızı fena bozdunuz."
-
[-le]
Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak
- "Adamcağız politika ile bozmuş."
-
Kötü duruma getirmek
-
[-i]
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek
- TOZUMA
-
-
[isim]
Tozumak işi
-
[isim]
Tozumak işi
- OZONÜR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ozonun çift bağlı organik maddelerle meydana getirdiği katılma bileşiği
-
[isim]
Ozonun çift bağlı organik maddelerle meydana getirdiği katılma bileşiği
- YAZBOZ
- ...
- GLİKOZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Özellikle üzüm suyunda bulunan karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan şeker, üzüm şekeri (CH2-OH-(CHOH)4-CHO)
-
[isim]
Özellikle üzüm suyunda bulunan karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan şeker, üzüm şekeri (CH2-OH-(CHOH)4-CHO)
- YELLOZ
-
-
[sıfat]
Ahlaksız, hafifmeşrep, şıllık (kadın)
- "Gülsüm adında, suratsız, yelloz bir kız bulmuştu." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[sıfat]
Ahlaksız, hafifmeşrep, şıllık (kadın)
- BOZRAK
-
-
[sıfat]
Rengi boza çalan
-
[sıfat]
Rengi boza çalan
- MALTOZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Nişastası tam olmayan, hidroloji sırasında ortaya çıkan madde (C12H12O11)
-
[isim]
Nişastası tam olmayan, hidroloji sırasında ortaya çıkan madde (C12H12O11)
- NEVROZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce
-
[isim]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce