İçinde ot olan 7 harfli 96 kelime var. İçerisinde OT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ot olan kelimeler listesine ya da Sonu ot ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EGZOTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yabancıl
- "Halit Fahri, ilk egzotik şairimizdi bizim." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[sıfat]
Yabancıl
- ADAMOTU
-
-
[isim]
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)
-
[isim]
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)
- BİYOTOP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Biyolojik ortam
-
[isim]
Biyolojik ortam
- OTURMAK
-
-
[-e]
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
- "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Daha ilk gecesinden karı lafı ile oturup kalkmaya başlarsa konu nereye varır?" (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
- "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." (Tarık Dursun K)
-
[-i]
Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
- "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." (Tarık Buğra)
-
[-de]
Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
- "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar." (Burhan Felek)
-
[nsz]
Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
- "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
-
[nsz]
Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
- "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
-
[-le]
Biriyle beraber yaşamak
- "O günden beri, enişte beyle oturuyorum." (Sermet Muhtar Alus)
-
Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
- "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Yer almak, geçmek
- "Valilik makamına oturdu."
-
[nsz]
Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
- "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."
-
Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
- "Uydu yörüngeye oturdu."
-
Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
-
[nsz]
Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
- "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Mal olmak
- "Bu bize pahalıya oturdu."
-
[-e]
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
- FERİBOT
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Arabalı vapur
-
[isim]
Arabalı vapur
- KAMAROT
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli
- "Masa başında hizmet ederken erkeklik falan yok, kamarotsun, kamarot erkeklik taslayacak değil, işini bilecek, o kadar." (Zeyyat Selimoğlu)
-
[isim]
Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli
- OTORİTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
- "Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
- "Reisleri de tam bir otorite temin etmiş olduğunu her vesile ile belli ediyordu." (Etem İzzet Benice)
-
Siyasi veya idari güç
-
Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse
-
[isim]
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
- BİYOTİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir çeşit kara renkli mika
-
[isim]
Bir çeşit kara renkli mika
- EROTİZM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Erosçuluk
- "Erotizm dendiğinde kendime göre bir yorumlayışım var." (Selim İleri)
-
Kösnüllük, şehvaniyet
-
[isim]
Erosçuluk
- PİLOTAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir hava taşıtını yönetme
- "Pilotaj hatası."
-
[isim]
Bir hava taşıtını yönetme
- METOTLU
-
-
[sıfat]
Yöntemli
-
[sıfat]
Yöntemli
- HOTOZLU
-
-
[sıfat]
Hotozu olan
-
[sıfat]
Hotozu olan
- KOTARIŞ
- ...
- GENOTİP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bakınız soy yapısı
-
[isim]
Bakınız soy yapısı
- KALOTİP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi
-
[isim]
Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi
- MONOTON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Tekdüze
-
[sıfat]
Tekdüze
- MOTİFLİ
-
-
[sıfat]
Motifi olan
- "Daha önce kahvaltıyı gül motifli, basma örtülü küçük masaya dizmişti." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Motifi olan
- NUAKŞOT
- ...
- KAROTÇU
- ...
- NİKOTİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 °C'de kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit (C10H14N2)
-
[isim]
Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 °C'de kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit (C10H14N2)