İçinde ot olan 7 harfli 96 kelime var. İçerisinde OT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ot olan kelimeler listesine ya da Sonu ot ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EGZOTİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Yabancıl
    • "Halit Fahri, ilk egzotik şairimizdi bizim." (Yusuf Ziya Ortaç)

ADAMOTU

  1. [isim] Patlıcangillerden, geniş yapraklı, kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)

BİYOTOP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Biyolojik ortam

OTURMAK

  1. [-e] Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
    • "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Daha ilk gecesinden karı lafı ile oturup kalkmaya başlarsa konu nereye varır?" (Memduh Şevket Esendal)
  2. [nsz] Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
    • "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." (Tarık Dursun K)
  3. [-i] Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
    • "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." (Tarık Buğra)
  4. [-de] Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
    • "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar." (Burhan Felek)
  5. [nsz] Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
    • "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
  6. [nsz] Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
    • "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
  7. [-le] Biriyle beraber yaşamak
    • "O günden beri, enişte beyle oturuyorum." (Sermet Muhtar Alus)
  8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
    • "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. Yer almak, geçmek
    • "Valilik makamına oturdu."
  10. [nsz] Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
    • "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."
  11. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
    • "Uydu yörüngeye oturdu."
  12. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
  13. [nsz] Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
    • "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı." (Memduh Şevket Esendal)
  14. Mal olmak
    • "Bu bize pahalıya oturdu."

FERİBOT

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Arabalı vapur

KAMAROT

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli
    • "Masa başında hizmet ederken erkeklik falan yok, kamarotsun, kamarot erkeklik taslayacak değil, işini bilecek, o kadar." (Zeyyat Selimoğlu)

OTORİTE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
    • "Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Reisleri de tam bir otorite temin etmiş olduğunu her vesile ile belli ediyordu." (Etem İzzet Benice)
  2. Siyasi veya idari güç
  3. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse

BİYOTİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir çeşit kara renkli mika

EROTİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Erosçuluk
    • "Erotizm dendiğinde kendime göre bir yorumlayışım var." (Selim İleri)
  2. Kösnüllük, şehvaniyet

PİLOTAJ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir hava taşıtını yönetme
    • "Pilotaj hatası."

METOTLU

  1. [sıfat] Yöntemli

HOTOZLU

  1. [sıfat] Hotozu olan

KOTARIŞ
...
GENOTİP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bakınız soy yapısı

KALOTİP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi

MONOTON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Tekdüze

MOTİFLİ

  1. [sıfat] Motifi olan
    • "Daha önce kahvaltıyı gül motifli, basma örtülü küçük masaya dizmişti." (Haldun Taner)

NUAKŞOT
...
KAROTÇU
...
NİKOTİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 °C'de kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit (C10H14N2)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü