İçinde ok olan 6 harfli 75 kelime var. İçerisinde OK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ok olan kelimeler listesine ya da sonu ok ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OKULLU
-
-
[isim]
Bir okula devam eden kimse, öğrenci
-
[isim]
Bir okula devam eden kimse, öğrenci
- BİRÇOK
-
-
[sıfat]
Oldukça çok, sayısı belirsiz; bir dolu, sürü sepet, müteaddit
- "Bir insan için güzel olanın, daha birçok insan için de güzel olması pek muhtemeldir."
-
[sıfat]
Oldukça çok, sayısı belirsiz; bir dolu, sürü sepet, müteaddit
- SOKMAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir çeşit uzun konçlu çizme
-
[isim, ağızlardan]
Bir çeşit uzun konçlu çizme
- KOKMAK
-
-
[nesnesiz]
Koku çıkarmak
- "Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor."
-
Bakınız kokuşmak
- "Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halka gösterildi."
-
[mecaz]
Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek
- "Ortalık savaş kokuyordu."
-
[mecaz]
Kokusu gelmek
- "Kızartma kokmuştur, hemen biraz ye."
-
[nesnesiz]
Koku çıkarmak
- DOKUMA
-
-
[isim]
Dokumak işi; nesiç, tekstil
- "Halı dokuma sanatı. Dokuma sanayisi."
-
Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez
-
[sıfat]
Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen
-
[sıfat]
Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş)
-
[mecaz]
Yapı, oluşum
- "Bunun için bu ad yıllara dayanacak, boyası has, dokuması sağlam bir ad olmalı, dedim."
-
[isim]
Dokumak işi; nesiç, tekstil
- SOKMAK
-
-
[-i]
İçine veya arasına girmesini sağlamak; tıkmak
-
[-e]
Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak; tıkmak
- "Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu."
-
Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
-
Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
- "Otların arasında bacaklarını yılan sokar."
-
[-e]
Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
- "Ülkeye kaçak sigara soktu."
-
[mecaz]
Belli etmeden kötü bir malı vermek
- "Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş."
-
[-e, mecaz]
Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
- "Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya, ‘Olmaz mı? Ne dersiniz?’ gibi sualler sokuyor, cevap istiyordu."
-
[mecaz]
Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek
-
[-i]
İçine veya arasına girmesini sağlamak; tıkmak
- BROKAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca brocart
-
[isim]
Sırma veya gümüş işlemeli bir ipekli kumaş türü
- "Osmanlı hanedanlığının başlangıcından beri kadife, ipek ve her ikisinden üretilen brokar yapımına büyük önem verilmiştir."
-
[isim]
Sırma veya gümüş işlemeli bir ipekli kumaş türü
- ANTROK
-
Kelime Kökeni: Fransızca entroque
-
[isim, jeoloji]
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, denizlalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil
-
[isim, jeoloji]
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, denizlalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil
- TOKALI
-
-
[sıfat]
Tokası olan, toka takılmış olan
- "Başına, altın kaplama tokalı, yana sarkan çuha püsküllü bir şapka giymiş."
-
[sıfat]
Tokası olan, toka takılmış olan
- KOKONA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, eskimiş]
Hristiyan kadını
-
[mecaz]
Süsüne düşkün yaşlı kadın
- "Pek genç tazeler, orta yaşlı hanımlar, madamlar, kokonalar hep onun müşterileri. Sattığı kumaşlar âdeta kapışılıyor."
-
[isim, eskimiş]
Hristiyan kadını
- BOMBOK
-
-
[sıfat, kaba konuşmada]
Çok kötü, çok berbat
-
[sıfat, kaba konuşmada]
Çok kötü, çok berbat
- ÇOKLUK
-
-
[isim]
Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu; çoğul, ekseriyet, kesafet, kesret, teklik karşıtı
- "Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür."
-
Bakınız çoğunluk
- "O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi."
-
[dil bilgisi]
İsimlerin, zamirlerin, iyelik eklerinin ve fiil çekimlerinin belirli dil bilgisel yollarla birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi; çoğul, cem: ağaçlar, biz, evimiz, beş elma, göreceksiniz vb
-
[zarf]
Sık sık, çokça, çok kez
- "Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti."
-
[isim]
Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu; çoğul, ekseriyet, kesafet, kesret, teklik karşıtı
- LOKAVT
-
Kelime Kökeni: Fransızca lock out
-
[isim]
İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı; iş bıraktırımı
-
[isim]
İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı; iş bıraktırımı
- OKUYUŞ
-
-
[isim]
Okumak işi
-
[isim]
Okumak işi
- BOKLUK
-
-
[isim, mecaz]
Kötü durum
- "Gönlümde sen oldukça bizim gibi kızların başına gelebilecek hiçbir bokluk gelmeyecek benim başıma, kötü mü?"
-
[isim, mecaz]
Kötü durum
- ROKOKO
-
Kelime Kökeni: Fransızca rococo
-
[isim, mimarlık]
XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu
-
[sıfat]
Bu üslupta olan
- "Rokoko mobilya."
-
[isim, mimarlık]
XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu
- OKUNMA
-
-
[isim]
Okunmak işi
- "Her şairin içinde bir okunma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır."
-
[isim]
Okunmak işi
- OKTANT
-
Kelime Kökeni: Fransızca octant
-
[isim, gök bilimi]
Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını veya ufuk çizgisinden 450o C’lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet
-
[matematik]
Dairenin sekizde biri
-
[isim, gök bilimi]
Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını veya ufuk çizgisinden 450o C’lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet
- BLOKLU
-
-
[sıfat]
Blokları olan, bloklardan oluşan
-
[sıfat]
Blokları olan, bloklardan oluşan
- ŞOKOLA
-
Kelime Kökeni: Fransızca chocolat
-
[isim]
Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek
- "Haşim cebinden biraz şokola uzattı, yine başını salladı, sesinde büyük bir hüzün vardı."
-
[isim]
Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek