İçinde ok olan 6 harfli 75 kelime var. İçerisinde OK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ok olan kelimeler listesine ya da sonu ok ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OKULLU

  1. [isim] Bir okula devam eden kimse, öğrenci
BİRÇOK

  1. [sıfat] Oldukça çok, sayısı belirsiz; bir dolu, sürü sepet, müteaddit
    • "Bir insan için güzel olanın, daha birçok insan için de güzel olması pek muhtemeldir." (Nurullah Ataç)
SOKMAN

  1. [isim, ağızlardan] Bir çeşit uzun konçlu çizme
KOKMAK

  1. [nesnesiz] Koku çıkarmak
    • "Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bakınız kokuşmak
    • "Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halka gösterildi." (Selçuk Erez)
  3. [mecaz] Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek
    • "Ortalık savaş kokuyordu."
  4. [mecaz] Kokusu gelmek
    • "Kızartma kokmuştur, hemen biraz ye."
DOKUMA

  1. [isim] Dokumak işi; nesiç, tekstil
    • "Halı dokuma sanatı. Dokuma sanayisi."
  2. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez
  3. [sıfat] Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen
  4. [sıfat] Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş)
  5. [mecaz] Yapı, oluşum
    • "Bunun için bu ad yıllara dayanacak, boyası has, dokuması sağlam bir ad olmalı, dedim." (Memduh Şevket Esendal)
SOKMAK

  1. [-i] İçine veya arasına girmesini sağlamak; tıkmak
  2. [-e] Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak; tıkmak
    • "Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
  4. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
    • "Otların arasında bacaklarını yılan sokar." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [-e] Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
    • "Ülkeye kaçak sigara soktu."
  6. [mecaz] Belli etmeden kötü bir malı vermek
    • "Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş."
  7. [-e, mecaz] Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
    • "Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya, ‘Olmaz mı? Ne dersiniz?’ gibi sualler sokuyor, cevap istiyordu." (Refik Halit Karay)
  8. [mecaz] Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek
BROKAR

Kelime Kökeni: Fransızca brocart

  1. [isim] Sırma veya gümüş işlemeli bir ipekli kumaş türü
    • "Osmanlı hanedanlığının başlangıcından beri kadife, ipek ve her ikisinden üretilen brokar yapımına büyük önem verilmiştir." (Zeki Tez)
ANTROK

Kelime Kökeni: Fransızca entroque

  1. [isim, jeoloji] Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, denizlalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil
TOKALI

  1. [sıfat] Tokası olan, toka takılmış olan
    • "Başına, altın kaplama tokalı, yana sarkan çuha püsküllü bir şapka giymiş." (Memduh Şevket Esendal)
KOKONA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, eskimiş] Hristiyan kadını
  2. [mecaz] Süsüne düşkün yaşlı kadın
    • "Pek genç tazeler, orta yaşlı hanımlar, madamlar, kokonalar hep onun müşterileri. Sattığı kumaşlar âdeta kapışılıyor." (Murat Sertoğlu)
BOMBOK

  1. [sıfat, kaba konuşmada] Çok kötü, çok berbat
ÇOKLUK

  1. [isim] Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu; çoğul, ekseriyet, kesafet, kesret, teklik karşıtı
    • "Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız çoğunluk
    • "O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi." (Halide Edip Adıvar)
  3. [dil bilgisi] İsimlerin, zamirlerin, iyelik eklerinin ve fiil çekimlerinin belirli dil bilgisel yollarla birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi; çoğul, cem: ağaçlar, biz, evimiz, beş elma, göreceksiniz vb
  4. [zarf] Sık sık, çokça, çok kez
    • "Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti." (Falih Rıfkı Atay)
LOKAVT

Kelime Kökeni: Fransızca lock out

  1. [isim] İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı; iş bıraktırımı
OKUYUŞ

  1. [isim] Okumak işi
BOKLUK

  1. [isim, mecaz] Kötü durum
    • "Gönlümde sen oldukça bizim gibi kızların başına gelebilecek hiçbir bokluk gelmeyecek benim başıma, kötü mü?" (Adalet Ağaoğlu)
ROKOKO

Kelime Kökeni: Fransızca rococo

  1. [isim, mimarlık] XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu
  2. [sıfat] Bu üslupta olan
    • "Rokoko mobilya."
OKUNMA

  1. [isim] Okunmak işi
    • "Her şairin içinde bir okunma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır." (Orhan Veli Kanık)
OKTANT

Kelime Kökeni: Fransızca octant

  1. [isim, gök bilimi] Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını veya ufuk çizgisinden 450o C’lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet
  2. [matematik] Dairenin sekizde biri
BLOKLU

  1. [sıfat] Blokları olan, bloklardan oluşan
ŞOKOLA

Kelime Kökeni: Fransızca chocolat

  1. [isim] Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek
    • "Haşim cebinden biraz şokola uzattı, yine başını salladı, sesinde büyük bir hüzün vardı." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü