İçinde ok olan 5 harfli 55 kelime var. İçerisinde OK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ok olan kelimeler listesine ya da sonu ok ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SOKUM
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız lokma
-
Yufka ekmeğinden yapılan dürüm
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız lokma
- SOKUR
-
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız köstebek
-
[sıfat]
İçeriye batmış
- "Sokur göz."
-
[sıfat]
Bir gözü kör
- "Sokur hayvan."
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız köstebek
- SOKAK
-
Kelime Kökeni: Arapça zuḳāḳ
-
[isim]
İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler bulunan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol
- "Biraz sonra şehrin bütün sokaklarında süvariler dörtnala koşmaya başladılar."
-
[isim]
İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler bulunan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol
- SOKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca socquette
-
[isim]
Bakınız soket çorap
-
[isim]
Bakınız soket çorap
- LOKMA
-
Kelime Kökeni: Arapça luḳme
-
[isim]
Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası; sokum
- "Öbür yemeklerden bile ağzına bir lokma koyamadı."
-
Bakınız lokma tatlısı
-
[teknik]
Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet
-
Bakınız yemek (I)
- "Bu akşam lokmayı beraber yeriz, tanışmış olursunuz."
-
[mecaz]
Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para
- "Bu lokma sizin için çok büyüktür, boğazınızdan geçmez; yutamayacaksınız ve boğulacaksınız."
-
[isim]
Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası; sokum
- SOKUŞ
-
-
[isim]
Sokmak işi
-
[isim]
Sokmak işi
- OKLUK
-
-
[isim]
İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı; okdanlık, sadak
-
[sıfat]
Ok yapılmaya uygun
- "Ağaçların mızraklık, kirişlik ve okluk dalları budandı, çakılarla düzeltildi."
-
[isim]
İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı; okdanlık, sadak
- YOKÇU
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız nihilist
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız nihilist
- KOKMA
-
-
[isim]
Kokmak işi
- "Yıkanmamayı ve böylece pis pis kokmayı bile göze alırlarmış."
-
[isim]
Kokmak işi
- VOKAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca vocal
-
[sıfat]
Sesle ilgili
-
[isim, müzik]
İyi işlenmiş, düzenlenmiş ses
-
[sıfat]
Sesle ilgili
- YOKSA
-
-
[bağlaç]
"Aksi takdirde" anlamında kullanılan bir söz
- "Ver diyorum sana yoksa yersin dayağı."
-
Sayılan ihtimallerin dışında bir ihtimali bildirmek için kullanılan bir söz
- "Yıllardan ya 41 ya 42 yoksa savaşın biteceğine yakın mı? İstanbul'a yeni gelmişim."
-
Endişe, merak, umut gibi duyguları güçlü biçimde anlatmak için kullanılan bir söz
- "Yoksa gelmeyecek misin?"
-
[bağlaç]
"Aksi takdirde" anlamında kullanılan bir söz
- KOKAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Kötü, pis kokan
- "Üstleri yosunlu, içleri böcekli bu durgun, kokak sular insandaki içmek isteğini kesiyor."
-
[sıfat, ağızlardan]
Kötü, pis kokan
- TOKAÇ
-
-
[isim]
Çamaşır yıkarken kullanılan, tahtadan, yassı tokmak
-
[isim]
Çamaşır yıkarken kullanılan, tahtadan, yassı tokmak
- KOKOŞ
-
-
[isim]
Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven kimse
-
[isim]
Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven kimse
- LOKUM
-
Kelime Kökeni: Arapça rāḥat + ḥulḳūm
-
[isim]
Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme; kesme, latilokum
- "Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum / Mendilimin içine lokum doldurdum"
-
Dinamit lokumu
-
[isim]
Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme; kesme, latilokum
- OKAPİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca okapi
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, zürafa gibi uzun boyunlu, tıknaz gövdeli, gövdesi kızıl kestane renginde, ön bacakları ve vücudunun arka tarafı beyaz çizgili, uzun ve ince kuyruklu, geviş getiren memeli bir hayvan (Okapia johnstoni)
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, zürafa gibi uzun boyunlu, tıknaz gövdeli, gövdesi kızıl kestane renginde, ön bacakları ve vücudunun arka tarafı beyaz çizgili, uzun ve ince kuyruklu, geviş getiren memeli bir hayvan (Okapia johnstoni)
- KOKOZ
-
-
[sıfat, argo]
Parası olmayan
-
[sıfat, argo]
Parası olmayan
- KOKOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca cocotte
-
[isim]
Bakınız aşüfte
- "Parisli kokot zilzurna sarhoş."
-
[isim]
Bakınız aşüfte
- YOKUM
-
-
"söz edilen yerde değilim" anlamında kullanılan bir söz
-
bazı iskambil oyunlarında oyuncunun oyuna girmeyeceğini belirten söz
-
"söz edilen yerde değilim" anlamında kullanılan bir söz
- KOKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca coquette
-
[sıfat]
Güzel görünmeye çalışan, süse düşkün, kırıtan (kadın)
- "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu."
-
Bakınız hoppa
-
[sıfat]
Güzel görünmeye çalışan, süse düşkün, kırıtan (kadın)