İçinde oğ olan 10 harfli 74 kelime var. İçerisinde OĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oğ olan kelimeler listesine ya da sonu oğ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SOĞUKLAMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Üşüterek hastalanmak, soğuk almak
    • "Yetmişi geçmiş, o hâline bakmadan geçende kahveye gitmiş, soğuklamış mı?" (Aka Gündüz)
  2. Donmak, soğuk vurmak
    • "Topal bacağıyla uzun uzun dolaşır, bedavaya yakın düşürdüğü soğuklamış patates, çürümeğe yüz tutmuş lahana, pırasaları omuzlar, tutardı ahırın yolunu." (Orhan Kemal)
DOĞUŞTANCI

  1. [isim] Doğuştancılık yanlısı
DOĞAYAZMAK

  1. [nesnesiz] Ansızın doğmak
SOĞRUMSAMA

  1. [isim, kimya, fizik] Bakınız yüze soğurma
OĞLAKLAMAK

  1. [nesnesiz] Keçi, yavrulamak
BOĞAZLATMA

  1. [isim] Boğazlatmak işi
COĞRAFYACI

  1. [isim] Coğrafya araştırmaları yapan kimse
    • "Kâtip Çelebi ünlü Türk coğrafyacılarındandır."
  2. Coğrafya öğretmeni
    • "Öğretmenler arasında meşhur coğrafyacı Faik Sabri Duran, Şair Behçet Yazar, Muvaffak Benderli, Cemil Sena, Eflâtun Cem Güney, biyoloji öğretmeni Âdem Nezihi, fizikçi Sarı Kenan ve Demokrat Sabri, kimyacı Abdülkadir ve başkaları vardı." (Adnan Giz)
BOĞDURTMAK

  1. [-e] Boğdurma işini birine yaptırmak
ÇAKALBOĞAN

  1. [isim, bitki bilimi] Kırlarda rastlanan bir bitki
    • "Bağın içini de ayrık otları, çakalboğanlar sarmıştı." (Necati Cumalı)
HİNOĞLUHİN

  1. [sıfat, teklifsiz konuşmada] Çok kurnaz, her dönemin şartlarına uyabilen (kimse)
    • "Siz onun böyle sakin ve masum göründüğüne bakmayın, o ne hinoğluhindir, o ne içinden pazarlıklı aşüftedir o ..." (Haldun Taner)
DOĞALCILIK

  1. [isim] Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı; natüralizm
  2. [felsefe] Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması; tabiiye, natüralizm
YOĞUŞTURMA

  1. [isim] Yoğuşturmak işi
BOĞAZLIYAN

  1. [isim] Yozgat iline bağlı ilçelerden biri
DOĞAÜSTÜCÜ

  1. [sıfat, felsefe] Doğaüstücülük yanlısı; tabiatüstücü, sürnatüralist
DOĞUVERMEK

  1. [nesnesiz] Ansızın doğmak
    • "Kısa bir müddet sonra o ücra bayırlarda yepyeni modern bir sayfiye doğuverdi." (Haldun Taner)
ÇAKIRDOĞAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Yırtıcı kuşlardan bir tür doğan; çakır (I), tuğrul (Accipiter gentilis)
DOĞALLAŞMA

  1. [isim] Doğallaşmak işi; tabiileşme
DOĞRULAMAK

  1. [-i] Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek; gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek
    • "Ağzı kilitli halktan ve senden başka beni doğrulayan yok." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [felsefe] Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak
DOĞRULATMA

  1. [isim] Doğrulatmak işi
SULTANOĞLU

  1. [isim, tarih] Padişah kızlarının, padişah soyundan olmayan kocalarından doğan erkek çocuğu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü