İçinde nı olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde NI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nı olan kelimeler listesine ya da Sonu nı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KASNI

  1. [isim] Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk

TANIT

  1. [isim] Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet
  2. Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci

NISIF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yarı

KAĞNI

  1. [isim] İki tekerlekli, tekerlekleri tek parça, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası
    • "Kağnıyı araba ile, kamyonet ile değiştiriyor." (Etem İzzet Benice)

SINIR

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut
    • "1920 baharı muhteşem bir mart sabahında Sultan Dağları'nın sınır çizdiği Batı Anadolu'ya kan ve barut kokularıyla geliverdi." (Tarık Buğra)
  2. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi
  3. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç
    • "Bataklığın sınırı. Ormanın sınırı."
  4. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst sınır, limit
  5. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit
  6. Uç, son

DANIŞ

  1. [isim] Önemli bir konuda birkaç kişinin bir arada konuşması, müşavere

TANIŞ

  1. [sıfat] Tanıdık (kimse veya yer)
    • "Birdenbire samimileşiverdi, kırkyıllık tanış olup çıktı." (Tarık Buğra)

YANIŞ

  1. [isim] Yanma işi veya biçimi

TANIK

  1. [isim] Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit
    • "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı." (Tarık Buğra)
  2. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit

KANIŞ

  1. [isim] Kanı, kanaat
  2. Aldanış, kanma

YANIT

  1. [isim] Cevap
    • "Türk Eli'nin uluları bu sorulara akıllıca ve gerçekçi yanıtlar bulamıyorlardı." (Nezihe Araz)

YANIK

  1. [sıfat] Yanmış olan
    • "Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu." (Reşat Enis)
  2. Rengi koyulaşmış
    • "Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk
    • "Yanık bir çocuk."
  4. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan
  5. [isim] Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz
    • "Elimdeki yanık iyi oldu. Halıdaki yanığı ördürmeli."
  6. Bıkkın, üzüntülü, dertli
  7. Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili
    • "Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde." (Cahit Sıtkı Tarancı)

SANIK

  1. [sıfat] Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş (kimse), maznun

KINIK
...
HINIS
...
SINIF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri
    • "Birinci sınıf öğrencileri."
  2. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler
  3. Ders okutulan yer, dershane, derslik
  4. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri
    • "Üçüncü sınıf bir gazeteciydi." (Necati Cumalı)
  5. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü
    • "Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar."
  6. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği
  7. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas
    • "Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi." (Reşat Nuri Güntekin)

KANIK

  1. [sıfat] Kanaatkâr
  2. Tokgözlü

KANIT

  1. [isim] Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz
    • "Kanıtı gazetenin ikinci sayfasındaki damızlık haberiydi." (Çetin Altan)
  2. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil
  3. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil

SINIK

  1. [sıfat] Kırık, çıkık
  2. Yenilmiş, bozguna uğramış

HANIM

  1. [isim] Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan
    • "Ülker Hanım."
  2. Kadın, eş
    • "Yok bizim hanım öyle değildir." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın
    • "Becerikli hâliyle Zeynep'e ve hanımına ait bütün işleri elinin içine almıştı." (Halide Edip Adıvar)
  4. [sıfat] Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan
    • "Hanım kadın. Hanım kız."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü