İçinde nü olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde NÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nü olan kelimeler listesine ya da sonu nü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N Ü

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÖNÜM

  1. [isim, fizik] Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi; itfa
    • "Bir sarkaç salınımının sönümü, içinde bulunduğu ortamın direncine bağlıdır."
  2. [ticaret] Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması; itfa
    • "Bir borcun sönümü için her yıl verilmesi gereken taksit, vade uzunluğuna, ana borca ve faiz fiyatına bağlıdır."
SÖNÜK

  1. [sıfat] Sönmüş olan
    • "Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu." (Kemal Bilbaşar)
  2. Parlaklığı, hızı az, etkisiz ve zayıf olan
  3. [mecaz] Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik olan
    • "Bu şehirde satışı bini geçmez, yerli lisanlarda sönük cerideler çıkar." (Yahya Kemal Beyatlı)
SÖNÜŞ

  1. [isim] Sönmek işi
DÜNÜR

  1. [isim, ağızlardan] Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
NÜZUL

Kelime Kökeni: Arapça nuzūl

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız inme
    • "Zavallıyı bir de nüzul örselemiş, sağ kolu ile sağ bacağını işlemez hâle getirmişti." (Reşat Nuri Güntekin)
CÜNÜP

Kelime Kökeni: Arapça cunub

  1. [sıfat, din bilimi] Dinin buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan (kimse); cenabet
    • "Varsın, cünüp olanlar bir teneke su dökünüp paklansın, birer gusül abdesti alsınlar." (Fahri Erdinç)
NÜSHA

Kelime Kökeni: Arapça nusḫa

  1. [isim] Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri
    • "Bu yazma eserin üç nüshası daha var."
  2. Bakınız sayı
    • "Geçende Sarıkamış'ta çıkan Varlık gazetesinin bir nüshası geldi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [sıfat] Benzer, aynı, kopya
NÜFUZ

Kelime Kökeni: Arapça nufūẕ

  1. [isim] İçine geçme
  2. [mecaz] Sözü geçer olma durumu
  3. [mecaz] İstediğini yaptırabilme gücü; erk, kuvvet
    • "Birbirlerinin servetlerini, nüfuzlarını, rütbelerini, kabiliyetlerini bilirlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ANÜRİ

Kelime Kökeni: Fransızca anurie

  1. [isim, tıp] Günlük idrar miktarının normal değerlerin çok altında olması ile kendini gösteren ağır bir böbrek hastalığı belirtisi
HENÜZ

Kelime Kökeni: Farsça henūz

  1. [zarf] Az önce; daha
    • "Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız hâlâ
    • "Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu." (Adalet Ağaoğlu)
NÜFUS

Kelime Kökeni: Arapça nufūs

  1. [isim] Bakınız kişi
    • "Burada beş nüfus var."
  2. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı; popülasyon
  3. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü
    • "Tarım nüfusu. Gecekondu nüfusu."
DÖNÜM

  1. [isim] Dönmek işi
    • "Ne güzel bir fikir dönümünü işaret eden bir heves!" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. 1000 m²lik bir alan ölçüsü; dekar
    • "Dayım ölmeden önce bir vasiyet hazırlamış, kasabadaki evi, tarladaki birkaç dönüm toprağı Zöhre'ye bırakmış." (Ahmet Ümit)
  3. Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması
    • "Yıl dönümü. Gün dönümü."
  4. Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi
  5. [eskimiş] Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü
NÜKUL

Kelime Kökeni: Arapça nukūl

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız vazgeçme
DÖNÜK

  1. [sıfat] Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
    • "Sırtı dönük orta yaşlı adam doğruldu." (Yusuf Atılgan)
  2. [mecaz] Bir tarafa yönelmiş, döndürülmüş olan
    • "Artık kendime dönük şeyler yazmıyordum." (Adalet Ağaoğlu)
DÖNÜT

  1. [isim] Bakınız geri bildirim
DÖNÜŞ

  1. [isim] Dönmek işi
  2. [spor] Sporcunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi
GÖNÜL

  1. [isim] Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. duyguların kaynağı; içeri, yürek, dil (II), kalp (I)
    • "Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. [mecaz] Bakınız istek
    • "Okumaya gönlün var mı?"
  3. [mecaz] Bakınız sine
VENÜS

Kelime Kökeni: Fransızca vénus

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Çoban Yıldızı
İNÖNÜ

  1. [isim] Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
SİNÜS

Kelime Kökeni: Fransızca sinus

  1. [isim, anatomi] Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar
  2. [matematik] Birim bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü