İçinde nü olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde NÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nü olan kelimeler listesine ya da sonu nü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÖNÜM
-
-
[isim, fizik]
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi; itfa
- "Bir sarkaç salınımının sönümü, içinde bulunduğu ortamın direncine bağlıdır."
-
[ticaret]
Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması; itfa
- "Bir borcun sönümü için her yıl verilmesi gereken taksit, vade uzunluğuna, ana borca ve faiz fiyatına bağlıdır."
-
[isim, fizik]
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi; itfa
- SÖNÜK
-
-
[sıfat]
Sönmüş olan
- "Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu."
-
Parlaklığı, hızı az, etkisiz ve zayıf olan
-
[mecaz]
Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik olan
- "Bu şehirde satışı bini geçmez, yerli lisanlarda sönük cerideler çıkar."
-
[sıfat]
Sönmüş olan
- SÖNÜŞ
-
-
[isim]
Sönmek işi
-
[isim]
Sönmek işi
- DÜNÜR
-
-
[isim, ağızlardan]
Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
-
[isim, ağızlardan]
Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
- NÜZUL
-
Kelime Kökeni: Arapça nuzūl
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız inme
- "Zavallıyı bir de nüzul örselemiş, sağ kolu ile sağ bacağını işlemez hâle getirmişti."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız inme
- CÜNÜP
-
Kelime Kökeni: Arapça cunub
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan (kimse); cenabet
- "Varsın, cünüp olanlar bir teneke su dökünüp paklansın, birer gusül abdesti alsınlar."
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan (kimse); cenabet
- NÜSHA
-
Kelime Kökeni: Arapça nusḫa
-
[isim]
Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri
- "Bu yazma eserin üç nüshası daha var."
-
Bakınız sayı
- "Geçende Sarıkamış'ta çıkan Varlık gazetesinin bir nüshası geldi."
-
[sıfat]
Benzer, aynı, kopya
-
[isim]
Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri
- NÜFUZ
-
Kelime Kökeni: Arapça nufūẕ
-
[isim]
İçine geçme
-
[mecaz]
Sözü geçer olma durumu
-
[mecaz]
İstediğini yaptırabilme gücü; erk, kuvvet
- "Birbirlerinin servetlerini, nüfuzlarını, rütbelerini, kabiliyetlerini bilirlerdi."
-
[isim]
İçine geçme
- ANÜRİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca anurie
-
[isim, tıp]
Günlük idrar miktarının normal değerlerin çok altında olması ile kendini gösteren ağır bir böbrek hastalığı belirtisi
-
[isim, tıp]
Günlük idrar miktarının normal değerlerin çok altında olması ile kendini gösteren ağır bir böbrek hastalığı belirtisi
- HENÜZ
-
Kelime Kökeni: Farsça henūz
-
[zarf]
Az önce; daha
- "Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum."
-
Bakınız hâlâ
- "Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu."
-
[zarf]
Az önce; daha
- NÜFUS
-
Kelime Kökeni: Arapça nufūs
-
[isim]
Bakınız kişi
- "Burada beş nüfus var."
-
Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı; popülasyon
-
Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü
- "Tarım nüfusu. Gecekondu nüfusu."
-
[isim]
Bakınız kişi
- DÖNÜM
-
-
[isim]
Dönmek işi
- "Ne güzel bir fikir dönümünü işaret eden bir heves!"
-
1000 m²lik bir alan ölçüsü; dekar
- "Dayım ölmeden önce bir vasiyet hazırlamış, kasabadaki evi, tarladaki birkaç dönüm toprağı Zöhre'ye bırakmış."
-
Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması
- "Yıl dönümü. Gün dönümü."
-
Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi
-
[eskimiş]
Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü
-
[isim]
Dönmek işi
- NÜKUL
-
Kelime Kökeni: Arapça nukūl
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız vazgeçme
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız vazgeçme
- DÖNÜK
-
-
[sıfat]
Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
- "Sırtı dönük orta yaşlı adam doğruldu."
-
[mecaz]
Bir tarafa yönelmiş, döndürülmüş olan
- "Artık kendime dönük şeyler yazmıyordum."
-
[sıfat]
Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
- DÖNÜT
-
-
[isim]
Bakınız geri bildirim
-
[isim]
Bakınız geri bildirim
- DÖNÜŞ
-
-
[isim]
Dönmek işi
-
[spor]
Sporcunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi
-
[isim]
Dönmek işi
- GÖNÜL
-
- VENÜS
-
Kelime Kökeni: Fransızca vénus
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Çoban Yıldızı
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Çoban Yıldızı
- İNÖNÜ
-
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
- SİNÜS
-
Kelime Kökeni: Fransızca sinus
-
[isim, anatomi]
Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar
-
[matematik]
Birim bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı
-
[isim, anatomi]
Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar