İçinde ntı olan 8 harfli 29 kelime var. İçerisinde NTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ntı olan kelimeler listesine ya da Sonu ntı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

I N T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

TIN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SARKINTI

  1. [isim] Aşağı doğru uzanan, sarkan şey
    • "... kayışı siyaha yakın koyu lacivertti. Gümüşten üç büyük sarkıntısı vardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Sataşma, takılma

ÇALKANTI

  1. [isim] Deniz ve gölde dalgalanma
  2. Çalkanmış şey
    • "Yumurta çalkantısı."
  3. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
  4. Coşku
    • "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı." (Behçet Necatigil)
  5. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
    • "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında." (Çetin Altan)

SARSINTI

  1. [isim] Sarsılma işi, birden sallanma
    • "Bu sarsıntı ile başından fırlayıp yerde tekerlenen kasketini kovaladı, tekrar başına geçirdi." (Haldun Taner)
  2. Titreme, titreyiş
    • "Başını sırasının üstüne saklamış, omuzları hafif sarsıntılarla titriyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Deprem
  4. Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri
    • "İkinci sarsıntıda evlerin tümü yıkıldı."
  5. Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik
    • "Bu olgunluğa erişen toplumlar ise her türlü sarsıntıları en az zararla atlatırlar." (Necati Cumalı)
  6. Kaza, ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü, sadme

MANTIKÇA

  1. [zarf] Mantık bakımından, mantığa göre

MANTIKEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Mantıkça

KATLANTI
...
BIKKINTI

  1. [isim] Bıkma duygusu

SAKLANTI

  1. [isim] Saklanan şey

ORANTILI

  1. [sıfat] Bir orantıyla ilgili olan, aralarında orantı bulunan, mütenasip
    • "Gazetecilik de spor da o kitlelerin genel seviyesiyle doğrudan orantılıdır." (Haldun Taner)
  2. Bir niceliğin iki, üç, ... kez çoğalması veya azalması başka bir niceliğin o nispette çoğalmasını veya azalmasını gerekli kılarsa "bu iki nicelik birbiriyle orantılıdır" denir

AŞIRINTI

  1. [isim] Aşırılmış olan şey
    • "Cemiyetin çaldıklarına nazaran adi sokak hırsızlarının aşırıntıları adam sen de denecek bir hafiflikte kalırdı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

TOPLANTI

  1. [isim] Birden çok kimsenin türlü amaçlarla bir araya gelmesi, içtima
    • "Komisyon toplantısı bitsin de görürsünüz." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir gündem üzerinde görüşmek amacıyla ilgililerin katılmasıyla yapılan birleşim
  3. Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin tümü
  4. Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma
    • "Gür kaşları başlangıçlarında kıvrık toplantılar yaparak incele incele uçlarında büsbütün sivrilirdi." (Halit Ziya Uşaklıgil)

SAPLANTI

  1. [isim] Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks
    • "Üstadı bu saplantısından kurtarmak kolay olmamıştı." (Haldun Taner)

SIYRINTI

  1. [isim] Kapta kalan yemek, yemek artığı
  2. Bir bezden el ile koparılan uzunca parça
  3. Sıyrık

SUNTIRAÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç
  2. Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç

BAYGINTI

  1. [isim] Baygınlık
  2. İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık
  3. Bu sebeple koza yapamama durumu

KIVRINTI

  1. [isim] Kıvrım
  2. Kıvrılan yer, dönemeç
    • "Yolun kıvrıntısında."

OYALANTI

  1. [isim] Oyalanmak için yapılan şey
    • "Araban, yazlığın, kışlığın, çiftliğin, hafta sonu evin, hobilerin, oyalantıların var." (Haldun Taner)

BAĞLANTI

  1. [isim] İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak
    • "Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi."
    • "Ne kadar çabalarsa çabalasın, hasta, içinde çırpındığı anla bağlantı kuramıyor." (Atilla İlhan)
  2. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ
    • "Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Yüklenme, üstlenme, angajman

KIVRANTI

  1. [isim] Kararsızlık, sıkıntı
    • "... ne yapacağını bilememenin kıvrantısı içinde..." (Haldun Taner)

MANTIKÇI

  1. [isim] Mantık bilimiyle uğraşan kimse
  2. Kesin ve sağlam bir yönteme göre akıl yürüten kimse
  3. Mantık derslerini veren öğretmen

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü