İçinde nt olan 7 harfli 217 kelime var. İçerisinde NT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nt olan kelimeler listesine ya da Sonu nt ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EĞLENTİ
-
-
[isim]
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
- "Dün geceki heyecan bir eğlenti coşkunluğu idi." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
- OTANTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Gerçek olan, gerçeğe veya aslına dayanan, orijinal, mevsuk
- "Otantik bir belge."
-
[sıfat]
Gerçek olan, gerçeğe veya aslına dayanan, orijinal, mevsuk
- RANTABL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Gelir getiren, kâr sağlayan, verimli, getirimli
-
[sıfat]
Gelir getiren, kâr sağlayan, verimli, getirimli
- ÇAKINTI
-
-
[isim]
Şimşek çakması, parlaması
- "Alanları düşüncenin çakıntılarıyla aydınlanan kent / Genişletti varoşlarını genç ordularıyla eylemin." (Turan Oflazoğlu)
-
Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış
- "Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir." (Haldun Taner)
-
[isim]
Şimşek çakması, parlaması
- DERİNTİ
-
-
[isim]
Toplantı
-
Gelişigüzel toplanmış eşya
-
İnsan kalabalığı, güruh
-
[isim]
Toplantı
- RİNTLİK
-
-
[isim]
Rint olma durumu
-
[isim]
Rint olma durumu
- DERBENT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz
-
Sınırda bulunan küçük kale
-
[isim]
İki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz
- VERİNTİ
-
-
[isim]
Bir dilden başka bir dile verilen söz
-
[isim]
Bir dilden başka bir dile verilen söz
- İNTİHAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Seçme
-
Seçim
-
[isim]
Seçme
- PUANTAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma
-
[isim]
Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma
- YONTMAK
-
-
[-i]
Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek
- "Boş zamanlarında tahta kaşık, kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı." (Nezihe Araz)
-
Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak
- "Hacı beyi yontacak, ondan bir hayli fazla para sızdıracaktı." (Ercüment Ekrem Talu)
-
Bir şeyi kendi görüşüne göre değerlendirmek
-
[-i]
Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek
- TARANTI
-
-
[isim]
Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler
-
[isim]
Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler
- FİLİNTA
-
Kelime Kökeni : Almanca
-
[isim]
Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek
-
[sıfat]
Güzel, yakışıklı
-
[isim]
Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek
- SIKINTI
-
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
- "İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı." (Peyami Safa)
- "İki ateş arasında epeyce sıkıntı çektik." (Aka Gündüz)
- "Bir derdi, bir sıkıntısı olup da öyle susup durduğu akşamlar bile yanında bulunmaktan hoşlanıyoruz." (Nurullah ataç)
-
Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet
- "Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm." (Aka Gündüz)
-
Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
- "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bulunmama durumu
- "Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş." (Haldun Taner)
-
Sorun, problem, mesele
- "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu." (Burhan Felek)
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
- COŞUNTU
-
-
[isim]
Coşku, heyecanlı davranış
-
[isim]
Coşku, heyecanlı davranış
- LOKANTA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer, aşevi, restoran
- "Galata lokantalarının yemekleri üzerine tetkikler yapmaya başlamış." (Ahmet Rasim)
-
Aşçı
-
[isim]
Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer, aşevi, restoran
- SEGMENT
- ...
- ANTERİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnce bağırsak iltihabı
-
[isim]
İnce bağırsak iltihabı
- ÇANTALI
-
-
[sıfat]
Çantası olan
- "Kompartımana eli çantalı bir tahsildar düştü." (Reşat Enis)
-
[sıfat]
Çantası olan
- KENTTAŞ
-
-
[isim]
Aynı kentten olan kimse
-
[isim]
Aynı kentten olan kimse