İçinde nmak olan 9 harfli 119 kelime var. İçerisinde NMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nmak olan kelimeler listesine ya da sonu nmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M N
3 Harfli Kelimeler
KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YADSINMAK
-
-
[nesnesiz]
Yadsıma işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Yadsıma işi yapılmak
- DOĞRANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kesilmek, parça parça edilmek
- "Bu leğenlere haşlanmış et ve ekmek doğranmıştı."
-
[mecaz]
Kesilir gibi ağrımak
- "Kollarım doğranıyor."
-
[nesnesiz]
Kesilmek, parça parça edilmek
- ARALANMAK
-
-
[-den]
Biraz açılmak, aralık olmak
- "Adam onlara dokundu, gözleri aralandı."
-
Araya zaman girmek
-
Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak
-
[-den]
Biraz açılmak, aralık olmak
- SUÇLANMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Suçlama işine konu olmak, itham edilmek
- "Böylesine pervasız davranmanız, suçlandığınız konuda bir tanık bulunmadığını bilmenizden geliyor."
-
[nesnesiz, -le]
Suçlama işine konu olmak, itham edilmek
- HOŞLANMAK
-
-
[-den]
Hoşuna gitmek, hoş bulmak; hazzetmek, hoşlaşmak
- "Annesi o tarz yaşayıştan hoşlanır mı?"
-
[-den]
Hoşuna gitmek, hoş bulmak; hazzetmek, hoşlaşmak
- YAYLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yaylar üzerinde hareket etmek
-
Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak
- "Bu sefer Ömer, bacaklarının üstünde yaylanarak dövüşe hazır, cevap vermiş."
-
[argo]
Çekilip gitmek
- "Burası aile muhiti, ders çalışanlar var; haydi bakayım, yaylanın!"
-
[nesnesiz]
Yaylar üzerinde hareket etmek
- MIHLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız çivilenmek
- "Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine."
-
[mecaz]
Olduğu yerde kalıp bir yere kıpırdayamaz olmak
- "Peşinden koşmak istedi. Fakat vücudu sallandı ve bir adım atamadı, mıhlandı."
-
[nesnesiz]
Bakınız çivilenmek
- SIZLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kendine yapılan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak; yakınmak (II), şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek
- "Yandaki evin gelini geceleri sabahlara kadar, sabahtan da akşama kadar sızlanıyordu."
-
[nesnesiz]
Kendine yapılan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak; yakınmak (II), şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek
- TIKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Tıklama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Tıklama işine konu olmak
- AŞILANMAK
-
-
[nesnesiz]
Aşılama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Aşılama işine konu olmak
- SAPTANMAK
-
-
[nesnesiz]
Saptama işi yapılmak, tespit edilmek
-
[nesnesiz]
Saptama işi yapılmak, tespit edilmek
- YASLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Vücudunu, bedenini, sırtını bir yere dayamak, dayanmak
- "Sıcakça ben ona, o bana yaslanıyorduk."
-
[mecaz]
Bakınız güvenmek
-
[nesnesiz]
Vücudunu, bedenini, sırtını bir yere dayamak, dayanmak
- BOLLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bol duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Bol duruma gelmek
- AĞALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak
- "Dağ başında ağalanmış da mal bağışlar olmuş."
-
[nesnesiz]
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak
- PASLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzerinde pas oluşmak
- "İşlemeyen demir paslanır. Gövdemiz bir düzen içinde işletilirse ışıldar."
-
[mecaz]
İşsizlikten, tembellikten, hareketsizlikten canlılığını yitirmek, uyuşup kalmak
- "Altın idin pula döndün / Yere düşer paslanırsın"
-
[nesnesiz]
Üzerinde pas oluşmak
- PAKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız temizlenmek
-
[nesnesiz]
Bakınız temizlenmek
- HAŞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Haşlama işi yapılmak
-
Kaynar su vb. ile yanmak
- "Kaynar çay döküldü, elim haşlandı."
-
[nesnesiz]
Haşlama işi yapılmak
- DIRLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek
- "Kapısını vurmalı, o zaman uyanır açar diye başlayarak bir hayli dırlandı."
-
[nesnesiz]
Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek
- CAMLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Cam takılmak
- "Böyleyken o berbere gitmemin nedeni, berber aynasının yukarısında ve yanlarında duvara asılı camlanmış renkli ve basılı resimlerin olmasıydı."
-
[nesnesiz]
Cam takılmak
- YIPRANMAK
-
-
[nesnesiz]
Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak
- "Gömleği ütülü ama yıpranmıştı."
-
Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak; eskimek
- "Dikiş makinesi kullanıla kullanıla yıprandı."
-
Saygınlığı azalmak
-
[mecaz]
Çeşitli etkenlerle eski gücü kalmamak
- "Onun zekâsı hiç yıpranmamış."
-
[nesnesiz]
Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak