İçinde nmak olan 7 harfli 26 kelime var. İçerisinde NMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nmak olan kelimeler listesine ya da sonu nmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M N

3 Harfli Kelimeler

KAM, KAN, NAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AN, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ULANMAK

  1. [nesnesiz] Ulama işi yapılmak
    • "Birbirine ulanan koridorlar boyunca yürüyorum." (İnci Aral)
UYANMAK

  1. [nesnesiz] Uyku durumundan çıkmak
    • "Seher vaktine yakın uyanmışım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bitkiler canlanıp yeşermeye başlamak
    • "Tomurcuklar patlamış, tabiat iyiden iyiye uyanmıştı." (Burhan Felek)
  3. Ortaya çıkmak
    • "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı" (Enis Behiç Koryürek)
  4. [mecaz] Gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek
  5. [mecaz] Bilgisizlikten kurtulmak
  6. [argo] Cinsel yönden hazır duruma gelmek
UYUNMAK

  1. [nesnesiz] Uyuma işi yapılmak
    • "Tahtakurusu yüzünden çok defa kompartımanlarda uyunmazdı." (Falih Rıfkı Atay)
OLUNMAK

  1. [nesnesiz] Olma işine konu olmak
    • "Bu ilaçla iyi olunmaz."
ALINMAK

  1. [-e, nesnesiz] Alma işi yapılmak
    • "Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Elde edilmek
    • "Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. [-den] Bakınız uyarlanmak
  4. [-e, -den, mecaz] Bir sözün, bir davranışın kendisine söylendiğini veya yapıldığını sanarak incinmek
    • "Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü." (Osman Aysu)
OKUNMAK

  1. [nesnesiz] Okuma işine konu olmak
    • "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Bakınız okunulmak
  3. [mecaz] Belli olmak, açıkça görünmek
    • "Bütün söyleyecekleri yüzünden okunuyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. [ağızlardan] Davet edilmek, çağrılmak
ABANMAK

  1. [-e] Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
    • "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?" (Burhan Felek)
  2. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
    • "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı." (Refik Halit Karay)
  3. [argo] Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
  4. [argo] Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
    • "İki herif zavallıya abanıyorlar." (Ahmet Rasim)
  5. [spor] Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
  6. [spor] Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
    • "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı." (Ülker Kurtcan)
İNANMAK

  1. [-e] Bir şeyi doğru olarak benimsemek
    • "Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez." (Nurullah Ataç)
  2. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek
    • "Ben size inanırım."
  3. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
    • "Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi." (Peyami Safa)
  4. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek
    • "Tanrı'ya inanmak."
  5. Kanarak aldanmak
    • "Her reklama inanmayın."
  6. İman etmek
ISINMAK

  1. [nesnesiz] Sıcak duruma gelmek
    • "Havalar ısınınca bizim ahbaplar ayaklandılar." (Burhan Felek)
  2. Üşümesini gidermek, üşümez duruma gelmek
  3. [mecaz] Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak; alışmak
    • "Bunca çabamıza karşın halkımızın Batı müziğine ısınamadığını söyledi." (Necati Cumalı)
  4. [mecaz] Var olan gerginlik sona ermek
    • "Çaylar dağıldıktan sonra ortalık oldukça ısındı." (Halide Edip Adıvar)
  5. [spor] Isınma hareketleri yaparak vücudu maça veya antrenmana hazırlamak
IKINMAK

  1. [nesnesiz] Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak
    • "Bunlar yekdiğerlerine tutunarak birer gölge gibi duvara siftine, inleye, ıkına orada duran arabalara tırmanmaya başladılar." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak
  3. Büyük abdestini yapmak için kaslarını zorlamak
    • "Kıtmir ötede toprağı eşeleyip duruyordu, eşti eşti ve çukuru ortalayıp ıkındı bir süre." (Sevinç Çokum)
AĞINMAK

  1. [nesnesiz] Hayvan yere yatıp yuvarlanmak
ATANMAK

  1. [-e] Bir göreve getirilmek; tayin edilmek
    • "Doğu'ya atanan bir arkadaşları hakkında konuştuklarını işitiyorum yanlarından geçerken." (Ahmet Ümit)
AVUNMAK

  1. [nesnesiz] Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak; aldanmak, teselli bulmak, müteselli olmak
    • "Ne de olsa amcam, ya bir yabancıya varsa ne yapacaktık diye avunuyordu." (Erhan Bener)
  2. Bir şeyler yaparak oyalanmak
    • "Dünyadan bezmiş bir hâli var, hiçbir şeyle avunamıyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [ağızlardan] Hayvan gebe kalmak
OVUNMAK

  1. [nesnesiz] Ovma işi yapılmak
UĞUNMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak
    • "Egelilere özgü siyah feracesiyle bir kadın çocuklara eğilmiş, öpüyor, kokluyor, bir yandan da acıyla uğunuyordu başlarında." (Ercan Kesal)
  2. Ağlaya ağlaya bayılmak
  3. Soluğu tıkanmak
  4. İsteksiz davranmak, savsaklamak
    • "Gönülsüz yazıyorum. İstemediğim için, çevresinde dolanıp uğunuyorum." (Nezihe Meriç)
  5. Kendi etrafında hızlıca dönmek
    • "Değirmenin kanatları kimi öyle hızlı dönüyordu ki kanatlar gözükmez oluyor, uğunuyordu." (Yaşar Kemal)
UTANMAK

  1. [nesnesiz] Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
    • "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı." (Aka Gündüz)
  2. [-den] Sıkılarak çekinmek
    • "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum." (Ahmet Haşim)
ARANMAK

  1. [nesnesiz] Arama işine konu olmak
    • "Ertesi günü uygun pansiyon aranacaktı." (Tarık Buğra)
  2. İsteklisi bulunmak
    • "Çok aranan bir kitap."
  3. Eksikliği duyulmak
    • "Bugünlerde soba aranıyor."
  4. Kendi kendine bir şeyler aramak
  5. Şart koşulmak
    • "Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz." (Anayasa)
  6. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek
    • "Sen aranıyorsun âdeta."
  7. Kendisine eş veya sevgili aramak
ONANMAK

  1. [nesnesiz] Onama işine konu olmak
    • "Bu tutum herkesçe onandı."
USANMAK

  1. [-den] Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek
    • "Bir iskele kuşu gibi bir aşağı bir yukarı dolaşmaktan da usandım." (Ercüment Ekrem Talu)
ACINMAK

  1. [-e] Başkalarının merhametine muhtaç duruma düşmek
    • "Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı." (Lâtife Tekin)
  2. [nesnesiz] Başkasının hesabına üzülmek
    • "Kızlar gitti diye pınar ağladı / Acındı yüreğim yandı pınara" (Karacaoğlan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü