İçinde nmak olan 6 harfli 12 kelime var. İçerisinde NMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nmak olan kelimeler listesine ya da sonu nmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M N

3 Harfli Kelimeler

KAM, KAN, NAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AN, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SANMAK

  1. [nesnesiz] Herhangi bir şeyin zihinde kurulduğu gibi gerçekleştiğine inanmak; zannetmek, zanneylemek
    • "Babam, hiç hoşnut olmadığımı, beni yine sevindiremediğini sandı." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Tahmine dayanarak hüküm vermek; farz etmek
    • "Bu hareketimi tamamıyla histen gelen bir şey sandı." (Peyami Safa)
  3. Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek; bellemek (I), bilmek
    • "Doktor Sevim, hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı." (Attilâ İlhan)
YANMAK

  1. [nesnesiz] Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
    • "Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz." (Anayasa)
  2. Ateş durumuna geçmek, tutuşmak; harıldamak
    • "Kömür yandı. Ocaktaki odun yandı."
  3. Isı, ışık veren bir konuma geçmek
    • "Gece oldu, ışıklar yandı, yatsı vakti geldi." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek
    • "Yemek yandı. Ekmek yandı."
  5. Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak
    • "Ateşe dokundu, eli yandı. Güneşten kolları yandı."
  6. Vücut veya nesnelerin ısısı artmak
    • "Ateşler içinde, günlerce titreyerek yanar." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur." (Orhan Veli Kanık)
  7. Parlamak, parıldamak
    • "Birkaç batarya top, kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyor." (Falih Rıfkı Atay)
  8. Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek
    • "Kumaş boyadan yanmış. Ekinler dondan yanmış."
  9. Yanık acısına benzer bir acı duymak
    • "Boğazım yanıyor. Biberden ağzım yandı."
  10. Çok istemek, çabalamak
    • "Çocuklar, kendilerini beğendirmek için yanıyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  11. [mecaz] Çok üzülmek
    • "Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum."
  12. [mecaz] Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek
  13. [mecaz] Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek
    • "Vaktinde değiştirilmeyen kâğıt paralar yandı."
  14. [mecaz] Zarara, kötülüğe uğramak
    • "Maazallah! Birimize kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü." (Haldun Taner)
  15. [mecaz] Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak
  16. [mecaz] Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak
    • "Yazı yazmak, hayatımı anlatmak, kalbimi dökmek ihtiyacıyla yanıyorum." (Sermet Muhtar Alus)
SINMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Kırılmak, parçalanmak, bozulmak
  2. Yenilmek, bozguna uğramak
SUNMAK

  1. [-e, -i] Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek; arz etmek, takdim etmek
    • "Bu küçük hadiseyi devlet adamlarımıza bir müşahede olarak sunuyorum." (Burhan Felek)
  2. Konuğa bir şey ikram etmek; tutmak
  3. Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak
  4. Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı takdim etmek
BANMAK

  1. [-e, -i] Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
    • "Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim" (Behçet Necatigil)
BUNMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Azla yetinmemek
KONMAK

  1. [-e] Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
    • "Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına." (Çetin Altan)
  2. Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak
  3. Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek
  4. [mecaz] Bir şeyi emeksiz edinmek
    • "Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı." (Halide Edip Adıvar)
KANMAK

  1. [-e] Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
  2. Tatlı sözlere aldanmak
  3. Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak; doymak
    • "Siz bile bu şekil, renk, koku zenginliğine kanmış ve yorulmuş ruhunuzla..." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Yetinmek, iktifa etmek
    • "Odalarının keçeleri üstüne serilmiş seccadelerde bazen namaz kılmakla kanmayarak çoraplarını çıkarır." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
DONMAK

  1. [nesnesiz] Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
  2. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
    • "Arabacım neredeyse donmak üzereydi." (Kenan Hulûsi Koray)
  3. Çok üşümek
  4. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
  5. Kimyasal bir etki ile katılaşmak
    • "Çimento ve alçı çabuk donar."
  6. [fizik] Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
  7. [mecaz] Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
    • "Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi." (Ömer Seyfettin)
  8. [mecaz] Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
    • "Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar." (Çetin Altan)
YUNMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bakınız yıkanmak
    • "Kuyunun başında mevtam yunuyor / Düşmanlarım kıs kıs olmuş gülüyor" (Halk türküsü)
YONMAK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız yontmak
TINMAK

  1. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] Ses çıkarmak
  2. Önemsemek, önem vermek, dikkate almak, takmak, aldırış etmek
    • "Çocuk tınmayıp süt kabını çabuklukla hatta utanmazca kaparak ağzına götürdü, duraklamadan içti." (Sevinç Çokum)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü