İçinde nma olan 8 harfli 211 kelime var. İçerisinde NMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nma olan kelimeler listesine ya da sonu nma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A M N
3 Harfli Kelimeler
NAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIĞINMAK
-
-
[-e]
Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek
- "Artık arkasına sığınacak bir camekânım da yok."
-
Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak
- "Karı koca o evlerden birinde bir odacığa sığınmıştık."
-
Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek; iltica etmek
-
[mecaz]
Güvenmek, yardım istemek veya ummak
- "Kendisini küçük gören bir millet, insaniyet şefkatine sığınarak yaşayamaz."
-
[-e]
Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek
- OKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Okla vurulmak
-
[nesnesiz]
Okla vurulmak
- TIKLANMA
-
-
[isim]
Tıklanmak işi
-
[isim]
Tıklanmak işi
- SIKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kendini sıkmak
-
[nesnesiz]
Kendini sıkmak
- SIRLANMA
-
-
[isim]
Sırlanmak durumu
-
[isim]
Sırlanmak durumu
- KARLANMA
-
-
[isim]
Karlanmak işi
-
[isim]
Karlanmak işi
- POZLANMA
-
-
[isim]
Pozlanmak işi
-
[isim]
Pozlanmak işi
- TANINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kim veya ne olduğu bilinmek; tanılmak
- "İçeride bir süre, tanınan bu sesin verdiği bir korku ile her şey sustu."
-
Herhangi bir özelliği ile bilinmek
- "Tanınmak daha çok kendini tanıtmakla olabilir."
-
Hukuki yönden varlığı kabul edilmek
-
[nesnesiz]
Kim veya ne olduğu bilinmek; tanılmak
- BOŞANMAK
-
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?"
-
Hayvan başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak; boşalmak
- "Cemşir, zincirinden boşanmış ayı hıncıyla merdiveni bir solukta indi…"
-
[nesnesiz]
Kan, su, ter, gözyaşı, yağmur vb. sıvılar aniden ve şiddetle akmaya, dökülmeye başlamak
- "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor."
-
[nesnesiz]
Baskı altında gergin duran bir şey birden ve hızla kurtulmak
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı."
-
[nesnesiz]
Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
- "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?"
-
[ağızlardan]
Kıyafet, ruh hâli vb. şeylerden kurtulmak
- "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı."
-
[mecaz]
Bir süre kendini tuttuktan sonra aniden ağlamaya başlamak
- "Kimseciklerin olmadığını anlayınca bir boşandı, bir boşandı ... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı."
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- ÇALKANMA
-
-
[isim]
Çalkanmak işi
- "Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı."
-
[isim]
Çalkanmak işi
- AVLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Avlama işine konu olmak
- "Bizi dağlar kurtarır, yıllardır avlandık, avlandık, avlandık işçi gibi, köylü gibi avlandık!.."
-
Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak
- "Babam o yaz sonunda avlanmak için Çardak'a gitti."
-
[nesnesiz]
Avlama işine konu olmak
- TIRMANMA
-
-
[isim]
Tırmanmak işi
- "Radyatörün suyunu tazeledikten sonra virajlı yokuşu tırmanmaya başladı."
-
[spor]
Özel araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru çıkma
-
[askerlik]
Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim
-
[mecaz]
Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi
-
[isim]
Tırmanmak işi
- SAPTANMA
-
-
[isim]
Saptanmak işi
-
[isim]
Saptanmak işi
- FISLANMA
-
-
[isim]
Fıslanmak işi
-
[isim]
Fıslanmak işi
- BULANMAK
-
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak; belenmek
- "Parfüme bulanmış bir ter, boyalı suratlarından buharlaşıyor."
-
[nesnesiz]
Duruluğunu yitirmek
- "Havuz bulandı."
-
[nesnesiz]
Parlaklığını ve açıklığını yitirmek
- "Hava bulandı."
-
[nesnesiz]
Mide bulantısı olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Bakınız karışmak
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak; belenmek
- YILLANMA
-
-
[isim]
Yıllanmak işi
-
[isim]
Yıllanmak işi
- PASLANMA
-
-
[isim]
Paslanmak işi; oksidasyon
- "İşe koyulmak tam tersine paslanmamızı önler, bizi diri tutar."
-
[isim]
Paslanmak işi; oksidasyon
- YAMANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız yamalanmak
-
[-e, nesnesiz]
Kötü bir şey veya kimse birinin üstünde kalmak, birine yük olmak, yükletilmek
- "Kız o oğlana yamandı. Bu kedi bize yamandı."
-
[nesnesiz]
Bakınız yamalanmak
- ZAMLANMA
-
-
[isim]
Zamlanmak işi
-
[isim]
Zamlanmak işi
- ASILANMA
-
-
[isim]
Asılanmak işi; intifa
-
[isim]
Asılanmak işi; intifa