İçinde nm olan 9 harfli 443 kelime var. İçerisinde NM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nm olan kelimeler listesine ya da sonu nm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ANIMSANMA
-
-
[isim]
Anımsanmak işi; hatırlanma
-
[isim]
Anımsanmak işi; hatırlanma
- İSİMLENME
-
-
[isim]
Bakınız adlanma
-
[isim]
Bakınız adlanma
- KUTSANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kutsama işi yapılmak
- "Damarınızın içine bir iğne başı kadar maddeyi yerleştiriyorlar ve bundan sonra yarayı kutsanmış bir küçük parça kabuk ile bağlıyorlar, bu şekilde dört veya beş damar açıyorlar."
-
[nesnesiz]
Kutsama işi yapılmak
- VAZOLUNMA
-
-
[isim]
Bakınız konulma
-
[isim]
Bakınız konulma
- EVRELENME
-
-
[isim]
Evrelenmek işi
-
[isim]
Evrelenmek işi
- KIVRANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağrı, sancı gibi bedensel veya korku, heyecan gibi ruhsal nedenlerle vücut eğilip bükülmek
- "Hasta, yorganın altında biraz kıvranarak devam etti."
-
[mecaz]
Acı çekmek, üzülmek
- "Yıllardan beri düşmanların eline düşmüş olan bu kıymetli vatanın sönmez matemlerini tutar, elemler içinde kıvranmaktan acı bir haz duyarım."
-
[mecaz]
Bir şeye çok gereksinim duymak
- "Su, su diye kıvrandı."
-
[nesnesiz]
Ağrı, sancı gibi bedensel veya korku, heyecan gibi ruhsal nedenlerle vücut eğilip bükülmek
- KORULANMA
-
-
[isim]
Korulanmak durumu
-
[isim]
Korulanmak durumu
- ÇÖPLENMEK
-
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek
- "Onun bıraktığı yemekten bir süre çöplenmiş."
-
[mecaz]
Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak
- "Böylece iktidarı tutmuş görünerek baskıdan korunuyor, iktidarın nimetlerinden çöpleniyor…"
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek
- OYALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Oyalama işine konu olmak; meşgul olmak
- "Ormanda çiçek toplamak için oyalanan kızı beklemeye başladı."
-
Boşuna zaman harcamak
-
Vakit geçirmek; beklemek, eğlenmek
-
[nesnesiz]
Oyalama işine konu olmak; meşgul olmak
- HOŞLANMAK
-
-
[-den]
Hoşuna gitmek, hoş bulmak; hazzetmek, hoşlaşmak
- "Annesi o tarz yaşayıştan hoşlanır mı?"
-
[-den]
Hoşuna gitmek, hoş bulmak; hazzetmek, hoşlaşmak
- KURULANMA
-
-
[isim]
Kurulanmak işi
-
[isim]
Kurulanmak işi
- ŞUTLANMAK
-
-
[nesnesiz, argo]
Kovulmak, kapı dışarı edilmek
-
[nesnesiz, argo]
Kovulmak, kapı dışarı edilmek
- HAPLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyuşturucu özelliği olan hap içmiş olmak
- "Arkadaşınızla konuşmaya çalıştık ama kendinde değildi. Haplanmış yahut öyle bir şeyler içmiş."
-
[nesnesiz]
Uyuşturucu özelliği olan hap içmiş olmak
- EVİNLENME
-
-
[isim]
Evinlenmek işi
-
[isim]
Evinlenmek işi
- YILLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzerinden bir veya daha çok yıl geçmek
- "Set üstünde yıllanmış iki çınarın altında oturulur, kahve içilir, konuşulur."
-
Bir yılını doldurmak
-
[nesnesiz]
Üzerinden bir veya daha çok yıl geçmek
- MORFİNMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca morphinomane
-
[isim]
Morfin kullanma alışkanlığı olan kimse, morfin tiryakisi
-
[isim]
Morfin kullanma alışkanlığı olan kimse, morfin tiryakisi
- DAVRANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak
- "Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor."
-
[-e]
Bir şeye el atmak, girişmek
- "Onu örnek alan hamallar da camgöbeği takımın diğer parçalarına davrandılar."
-
[-e]
Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak
- "Kalbine bu üzüntü düşünce duramadı, ayağa kalkıp gitmeye davrandı."
-
[nesnesiz]
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak
- PRESLENME
-
-
[isim]
Preslenmek işi
-
[isim]
Preslenmek işi
- SÜSLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Süsleme işine konu olmak; bezenmek
- "Her türlü çiçekle kırlar süslenmiş / Yeşil yaprak giyer dumanlı dağlar"
-
Kendini süslemek
- "O gün yılbaşı olduğu için pek süslenmişti."
-
[nesnesiz]
Süsleme işine konu olmak; bezenmek
- YUTKUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek
- "Oturup oturup kalkıyor, ağzını açacakken hemen yutkunup kapıyor."
-
[mecaz]
Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak
- "Annem kelimelerini yutkunuyor."
-
[mecaz]
Bir şeyin yokluğunu kendine yedirememek, kabullenememek
-
[nesnesiz]
Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek