İçinde nm olan 6 harfli 61 kelime var. İçerisinde NM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nm olan kelimeler listesine ya da sonu nm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYUNMA
-
-
[isim]
Uyunmak işi
-
[isim]
Uyunmak işi
- AŞINMA
-
-
[isim]
Aşınmak işi
-
[jeoloji]
Bakınız erozyon
-
[isim]
Aşınmak işi
- DENMEK
-
-
[nesnesiz]
Ad verilmek
- "Kadının köylü kılığına girmiş bir şehir kızı denecek kadar nazlı çehresi, endamı ve duruşu var."
-
Söylenmek, sözü edilmek
-
[nesnesiz]
Ad verilmek
- ABANMA
-
-
[isim]
Abanmak işi
- "Beşte devre olur, onda biterdi abanmanın yasak olduğu maçlar ve kaleci topu üç kere sektirince açılmak âdettendi."
-
[isim]
Abanmak işi
- DONMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
-
Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
- "Arabacım neredeyse donmak üzereydi."
-
Çok üşümek
-
Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
-
Kimyasal bir etki ile katılaşmak
- "Çimento ve alçı çabuk donar."
-
[fizik]
Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
-
[mecaz]
Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
- "Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi."
-
[mecaz]
Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
- "Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar."
-
[nesnesiz]
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
- UYANMA
-
-
[isim]
Uyanmak durumu; intibah
- "Hayalperest kendi âlemine dalmışken uyanmasına imkân yoktur."
-
Uyku durumundan çıkma
- "Homurdanarak derin ve tatlı bir sabah uykusundan uyanmaya çalışıyor."
-
[isim]
Uyanmak durumu; intibah
- İNMELİ
-
-
[sıfat]
Bir tarafında inme bulunan; felçli, mefluç, nüzullü
- "Hastanın sağ tarafı inmeli."
-
[sıfat]
Bir tarafında inme bulunan; felçli, mefluç, nüzullü
- YANMAK
-
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- "Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz."
-
Ateş durumuna geçmek, tutuşmak; harıldamak
- "Kömür yandı. Ocaktaki odun yandı."
-
Isı, ışık veren bir konuma geçmek
- "Gece oldu, ışıklar yandı, yatsı vakti geldi."
-
Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek
- "Yemek yandı. Ekmek yandı."
-
Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak
- "Ateşe dokundu, eli yandı. Güneşten kolları yandı."
-
Vücut veya nesnelerin ısısı artmak
- "Ateşler içinde, günlerce titreyerek yanar."
- "Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur."
-
Parlamak, parıldamak
- "Birkaç batarya top, kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyor."
-
Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek
- "Kumaş boyadan yanmış. Ekinler dondan yanmış."
-
Yanık acısına benzer bir acı duymak
- "Boğazım yanıyor. Biberden ağzım yandı."
-
Çok istemek, çabalamak
- "Çocuklar, kendilerini beğendirmek için yanıyorlar."
-
[mecaz]
Çok üzülmek
- "Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum."
-
[mecaz]
Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek
-
[mecaz]
Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek
- "Vaktinde değiştirilmeyen kâğıt paralar yandı."
-
[mecaz]
Zarara, kötülüğe uğramak
- "Maazallah! Birimize kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü."
-
[mecaz]
Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak
-
[mecaz]
Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak
- "Yazı yazmak, hayatımı anlatmak, kalbimi dökmek ihtiyacıyla yanıyorum."
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- DİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Sona ermek, bitmek, durmak
- "Gözyaşlarım dindi, ferahladım, eski hayatıma kavuştum."
-
Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak
- "Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı"
-
[mecaz]
Yara iyileşmek
- "Biraz sevinmek için bekledim dinsin yaram / Anladım, bana gülmek değil yaşamak haram"
-
[nesnesiz]
Sona ermek, bitmek, durmak
- ÜŞENME
-
-
[isim]
Üşenmek işi; erinme
- "Fakat tam kapıdan çıkacağım zaman, üstüme bir üşenmedir çöküyor."
-
[isim]
Üşenmek işi; erinme
- OLUNMA
-
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
- YANMAZ
-
-
[sıfat]
Isıya karşı dayanıklı olan, yanmayan
-
[sıfat]
Isıya karşı dayanıklı olan, yanmayan
- ENENME
-
-
[isim]
Enenmek durumu
-
[isim]
Enenmek durumu
- ELENME
-
-
[isim]
Elenmek işi
-
[isim]
Elenmek işi
- KONMAK
-
-
[-e]
Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
- "Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına."
-
Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak
-
Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek
-
[mecaz]
Bir şeyi emeksiz edinmek
- "Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı."
-
[-e]
Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
- UĞUNMA
-
-
[isim]
Uğunmak işi
- "Vardığımda evin avlusundaki kalabalık her şeyi anlattı; evdeki ağlaşmaları, uğunmaları işittim."
-
[isim]
Uğunmak işi
- EŞİNME
-
-
[isim]
Eşinmek işi
-
[isim]
Eşinmek işi
- IKINMA
-
-
[isim]
Ikınmak işi
-
[isim]
Ikınmak işi
- AÇINMA
-
-
[isim]
Açınmak işi
-
[isim]
Açınmak işi
- ADANMA
-
-
[isim]
Adanmak işi
- "… efesini, zeybeğini, müftüsünü, öğretmenini, her birine kitaplar adanması gereken, minnetle anılan insanlarını yâd etmede kendinden sonrakilere bir katkı sağlayabilirse emeği geçenler kıvanç duyacaktır."
-
[isim]
Adanmak işi