İçinde ni olan 5 harfli 88 kelime var. İçerisinde Nİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ni olan kelimeler listesine ya da sonu ni ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ni Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça niyyet
-
[isim]
Bir şeyi yapmaya önceden karar verme; düşünce, endişe
- "Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek."
-
Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası
-
[din bilimi]
Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama
-
Bakınız amaç
-
Bakınız plan
-
[isim]
Bir şeyi yapmaya önceden karar verme; düşünce, endişe
- AZNİF
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim]
Ortadaki taşın dört tarafına da sayı işlenebilen ve işlenen taşların toplamı beş ve beşin katları olduğu zaman puan alınan bir tür domino oyunu
-
[isim]
Ortadaki taşın dört tarafına da sayı işlenebilen ve işlenen taşların toplamı beş ve beşin katları olduğu zaman puan alınan bir tür domino oyunu
- GENİŞ
-
-
[sıfat]
Eni çok olan; enli, gen (I), vâsi
- "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."
-
Alanı büyük olan; makro, dar karşıtı
- "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."
-
Bol olan (elbise)
-
Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın olan; makro
- "Geniş anlamlı."
-
[mecaz]
Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat olan
- "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."
-
[mecaz]
Çok fazla
- "Geniş iş alanları sağlandı."
-
[sıfat]
Eni çok olan; enli, gen (I), vâsi
- SİNİK
-
-
[sıfat]
Sinmiş, yılmış, pusmuş
- "Bundan zevk alan ve bazı kere de bununla kadının sempatisini kazanan sinik erkeklerden biri de Atıf'tır."
-
[sıfat]
Sinmiş, yılmış, pusmuş
- NİKEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca nickel
-
[isim, kimya]
Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)
- PANİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca panique
-
[isim]
Ani dehşet duygusu, büyük korku
-
Topluluğu saran ortak korku; ürkü
-
[isim]
Ani dehşet duygusu, büyük korku
- NİFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça nifāḳ
-
[isim]
Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk
- "Nifak unsurları her ikisinin iyi niyetlerinden yavaş yavaş, sinsi sinsi kendi çıkarlarına yararlanmasını bilecekti."
-
[isim]
Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk
- SİNİR
-
-
[isim, anatomi]
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet; asap
- "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu."
-
Rahatsız edici, hastalık derecesine varan aşırı duyarlılık
- "Bu kadının bir siniri var, kan görünce bayılır."
-
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği
- "Sende hiç sinir yok mu, bu kadar aldırmazlık olur mu?"
- "Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer."
-
[sıfat]
Hoşa gitmeyen, can sıkan
- "Ne sinir şey!"
-
[ağızlardan]
Kas kirişi ve zarı
- "Etin sinirlerini ayırmak."
-
[isim, anatomi]
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet; asap
- DENİZ
-
-
[isim]
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi; bahir, derya
-
Bu su kütlesinin belirli bir parçası; bahir, derya
- "Marmara Denizi. Karadeniz."
-
Aydaki düzlükler
-
[mecaz]
Geniş alan
- "Tarife kalkma bizi / Ne şuyuz ne de buyuz / Adem denen denizi / Arayan birer suyuz"
-
[mecaz]
Bol, çok, yoğun olarak bulunan
-
[isim]
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi; bahir, derya
- KONİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca conique
-
[sıfat]
Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan; mahruti
- "Konik yüzey."
-
[isim, matematik]
Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle ara kesiti
- "Çember, elips, hiperbol ve parabol birer koniktir."
-
[sıfat]
Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan; mahruti
- YEĞNİ
-
-
[sıfat]
Bakınız hafif
-
[mecaz]
Ciddi olmayan
-
[sıfat]
Bakınız hafif
- AFONİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca aphonie
-
[isim, tıp]
Bakınız ses yitimi
-
[isim, tıp]
Bakınız ses yitimi
- RUNİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca runique
-
[sıfat]
Run harfleriyle yazılmış
-
[sıfat]
Run harfleriyle yazılmış
- SİNİŞ
-
-
[isim]
Sinmek işi
-
[isim]
Sinmek işi
- KİNİŞ
-
-
[isim]
Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal
-
[isim]
Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal
- KİNİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca cynique
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız sinik (II)
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız sinik (II)
- TENİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca tennis
-
[isim, spor]
Ağ ile ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun; alan topu
- "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor."
-
[isim, spor]
Ağ ile ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun; alan topu
- KİNİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca quinine
-
[isim, kimya]
Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit; kinin sülfatı
- "İkinci gün sıtmadan şüphelendik, kuvvetli dozda kinin verdik."
-
[isim, kimya]
Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit; kinin sülfatı
- ALENİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalenī
-
[sıfat]
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan
- "Siz bugüne kadar zevcenizin vicdansızca ve aleni hıyanetine, edepsizliğine tahammül ettiniz."
-
[sıfat]
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan
- ÖZENİ
-
-
[isim]
Özenme işi
- "Acıyla her şeye, en küçük ayrıntıya özeni gösteriyordu."
-
[isim]
Özenme işi