İçinde net olan 6 harfli 20 kelime var. İçerisinde NET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında net olan kelimeler listesine ya da sonu net ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Net Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N T

3 Harfli Kelimeler

NET, TEN

2 Harfli Kelimeler

EN, ET, NE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZİYNET

Kelime Kökeni: Arapça zīnet

  1. [isim] Bakınız süs
    • "Samimi bir kalabalık, zamanımıza ziynet olan benzersiz şairi görmekten, dinlemekten âdeta sarhoştu." (Ahmet Kabaklı)
CİNNET

Kelime Kökeni: Arapça cinnet

  1. [isim] Bakınız delilik
    • "Bugünlerde ölmezsem cinnet ve körlüğe uğrarım." (Salâh Birsel)
TIYNET

Kelime Kökeni: Arapça ṭīnet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yaradılış
    • "Evet, tıynetimizde var, ben, sen, o ... çok aceleciyiz." (Emine Işınsu)
UFUNET

Kelime Kökeni: Arapça ʿufūnet

  1. [isim, eskimiş] Pis koku
    • "Kokladığım bu havada devrin ufunetini hissediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız irin
  3. Bakınız çürüme
KORNET

Kelime Kökeni: Fransızca cornet

  1. [isim, müzik] Pistonlu orkestra çalgısı
MİHNET

Kelime Kökeni: Arapça miḥnet

  1. [isim] Bakınız sıkıntı
    • "Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden" (Cahit Sıtkı Tarancı)
LÜKNET

Kelime Kökeni: Arapça luknet

  1. [isim, eskimiş] Dilde pelteklik, tutukluk durumu
    • "Lisanında lüknet denilen tutukluk vardı." (İsmail Hakkı Uzunçarşılı)
MESNET

Kelime Kökeni: Arapça mesned

  1. [isim] Bakınız dayanak
  2. [eskimiş] Mevki, makam
    • "Annem ata, arabaya, kendi tabirince mansıba, mesnede, hanımefendiliğe can atan bir kadındı." (Halide Edip Adıvar)
TINNET

Kelime Kökeni: Arapça ṭinnet

  1. [isim, eskimiş] Tınlama, çınlama
  2. [fizik] Bakınız tını
EMANET

Kelime Kökeni: Arapça emānet

  1. [isim] Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.; inam, vedia
    • "Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar." (Salâh Birsel)
  2. Bir kimse ile birine gönderilen şey
    • "İstanbul'dan getirdiğim emanetinizi akşam benden alınız."
  3. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer
  4. [mecaz] İnsanın canı, ruhu
    • "Allah emanetini alsın da kurtulayım."
MİNNET

Kelime Kökeni: Arapça minnet

  1. [isim] Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma; gönül borcu
    • "Allah'ın lütuflarına karşı minnet ve şükran duygularıyla dolmuştu." (Cahit Uçuk)
SÜNNET

Kelime Kökeni: Arapça sunnet

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları, onayları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu sözleri
  2. Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi
  3. Bakınız sünnet düğünü
TORNET

Kelime Kökeni: Fransızca tournette

  1. [isim] Bilyeli tekerlekler takılmış küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı
CENNET

Kelime Kökeni: Arapça cennet

  1. [isim, din bilimi] Dinî inanışlara göre imanlı ve iyi kimselerin ölümden sonra Allah tarafından mükâfat olarak konulacakları ve içinde ebediyen yaşayacakları, her türlü tasavvurun üstünde güzellik ve nimetlerle dolu yer; uçmak (II), behişt
    • "Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni" (Yunus Emre)
  2. [mecaz] Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer
    • "Kitap cenneti."
  3. [mecaz] Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer
    • "Turizm cenneti."
  4. [sıfat, mecaz] Çok güzel, huzur veren (yer)
    • "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?" (Mehmet Akif Ersoy)
İHANET

Kelime Kökeni: Arapça ihānet

  1. [isim] Arkadan vurma, hainlik etme
    • "İhanetin böylesini tarih kabul etmez, kusardı." (Tarık Buğra)
  2. Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik
  3. Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme
NETİCE

Kelime Kökeni: Arapça netīce

  1. [isim] Bakınız sonuç
    • "Konferansın müspet bir neticeye iktiran etmemiş olduğu malumunuzdur." (Atatürk)
NETLİK

  1. [isim] Net olma durumu
    • "Ferit gözlerini açınca evvela etrafı görüşündeki netliğin verdiği hayret içinde Vafi Bey'in açık yeşil gözlerindeki berrak huzurla karşılaştı." (Peyami Safa)
MÜSNET

Kelime Kökeni: Arapça müsned

  1. [sıfat] Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
  2. (Hz. Muhammed’in söz ve eylemleri için) Peygamberin arkadaşlarından birinin tanıklığına kadar götürülebilen
  3. [edebiyat] Aruz ölçüsünde kapalı hece
  4. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız yüklem
PLANET

Kelime Kökeni: Fransızca planète

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız gezegen
MAGNET

Kelime Kökeni: İngilizce magnet

  1. [isim] Buzdolabı vb. metal yüzeylere yapıştırılan, süs veya hatıra amaçlı küçük mıknatıs
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü