İçinde nem olan 6 harfli 13 kelime var. İçerisinde NEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nem olan kelimeler listesine ya da sonu nem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E M N
3 Harfli Kelimeler
MEN, NEM
2 Harfli Kelimeler
EM, EN, ME, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞEBNEM
-
Kelime Kökeni: Farsça şebnem
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çiy
- "Islak çimenlerle, sararmış topraklar üstünde şebnemler parlıyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çiy
- ANEMİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca anémique
-
[sıfat, tıp]
Bakınız kansız
- "Bunun için önce tüm gebe kadınları bulup bunların hemoglobin değerlerine bakması ve anemik olanları belirlemesi gereklidir."
-
[sıfat, tıp]
Bakınız kansız
- TÜNEME
-
-
[isim]
Tünemek işi; tünekleme
-
[isim]
Tünemek işi; tünekleme
- ÇİĞNEM
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız çiğnemlik
- "Hoş geldin diyene bir çiğnem sakız uzatacaksın..."
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız çiğnemlik
- ANEMON
-
Kelime Kökeni: Fransızca anémone
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız dağ lalesi
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız dağ lalesi
- NEMCİL
-
-
[sıfat, bitki bilimi]
Nemden ve nemli yerden hoşlanan (bitki); higrofil
-
[sıfat, bitki bilimi]
Nemden ve nemli yerden hoşlanan (bitki); higrofil
- ENEMEK
-
-
[-i]
İğdiş etmek
-
Hadım etmek
-
[-i]
İğdiş etmek
- KAKNEM
-
-
[sıfat]
Çirkin, huysuz olan
- "Kız ne kadar kaknem veya malın gözü olursa olsun..."
-
Bakınız sıska
-
[sıfat]
Çirkin, huysuz olan
- NEMRUT
-
Kelime Kökeni: Arapça nemrūd
-
[sıfat]
Yüzü gülmeyen
-
Acımaz, can yakıcı
- "Bu adam bir aralık eşkıyalık yapmış çok nemrut bir herif."
-
Aksi, huysuz
-
[sıfat]
Yüzü gülmeyen
- SİNEMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca cinéma
-
[isim]
Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi
-
Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı
- "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."
-
Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı; beyaz perde, yedinci sanat
- "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."
-
[isim]
Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi
- ESNEME
-
-
[isim]
Esnemek işi
- "Mahmur, esnemelerle dolu bir sesle tanıdık adları sıraladı."
-
[isim]
Esnemek işi
- DENEME
-
-
[isim]
Denemek işi
- "Bu denemeleri yaptığıma hiç pişman değilim. Bugüne kadar yararlıklarını görüyorum."
-
Bakınız sınama
-
[sıfat]
Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan
- "İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı."
-
[edebiyat]
Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü
- "Öykülerimde, denemelerimde beni yazmaya iten yüreğimin taşmasıdır."
-
[isim]
Denemek işi
- ÖNEMLİ
-
-
[sıfat]
Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
- "Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz."
-
Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan; stratejik
-
[sıfat]
Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver