İçinde nem olan 6 harfli 13 kelime var. İçerisinde NEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nem olan kelimeler listesine ya da sonu nem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M N

3 Harfli Kelimeler

MEN, NEM

2 Harfli Kelimeler

EM, EN, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞEBNEM

Kelime Kökeni: Farsça şebnem

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çiy
    • "Islak çimenlerle, sararmış topraklar üstünde şebnemler parlıyor." (Esat Mahmut Karakurt)
ANEMİK

Kelime Kökeni: Fransızca anémique

  1. [sıfat, tıp] Bakınız kansız
    • "Bunun için önce tüm gebe kadınları bulup bunların hemoglobin değerlerine bakması ve anemik olanları belirlemesi gereklidir." (Osman Hayran)
TÜNEME

  1. [isim] Tünemek işi; tünekleme
ÇİĞNEM

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız çiğnemlik
    • "Hoş geldin diyene bir çiğnem sakız uzatacaksın..." (Fakir Baykurt)
ANEMON

Kelime Kökeni: Fransızca anémone

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız dağ lalesi
NEMCİL

  1. [sıfat, bitki bilimi] Nemden ve nemli yerden hoşlanan (bitki); higrofil
ENEMEK

  1. [-i] İğdiş etmek
  2. Hadım etmek
KAKNEM

  1. [sıfat] Çirkin, huysuz olan
    • "Kız ne kadar kaknem veya malın gözü olursa olsun..." (Tarık Buğra)
  2. Bakınız sıska
NEMRUT

Kelime Kökeni: Arapça nemrūd

  1. [sıfat] Yüzü gülmeyen
  2. Acımaz, can yakıcı
    • "Bu adam bir aralık eşkıyalık yapmış çok nemrut bir herif." (Peyami Safa)
  3. Aksi, huysuz
SİNEMA

Kelime Kökeni: Fransızca cinéma

  1. [isim] Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi
  2. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı
    • "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı; beyaz perde, yedinci sanat
    • "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz." (Hasan Âli Yücel)
ESNEME

  1. [isim] Esnemek işi
    • "Mahmur, esnemelerle dolu bir sesle tanıdık adları sıraladı." (Attilâ İlhan)
DENEME

  1. [isim] Denemek işi
    • "Bu denemeleri yaptığıma hiç pişman değilim. Bugüne kadar yararlıklarını görüyorum." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız sınama
  3. [sıfat] Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan
    • "İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı." (Halikarnas Balıkçısı)
  4. [edebiyat] Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü
    • "Öykülerimde, denemelerimde beni yazmaya iten yüreğimin taşmasıdır." (Necati Cumalı)
ÖNEMLİ

  1. [sıfat] Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
    • "Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz." (Tarık Buğra)
  2. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan; stratejik
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü