İçinde ne olan 8 harfli 275 kelime var. İçerisinde NE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ne olan kelimeler listesine ya da sonu ne ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİHNETLİ
-
-
[sıfat]
Sıkıntılı, eziyetli olan
-
Sıkıntı, eziyet çeken (kimse)
-
[sıfat]
Sıkıntılı, eziyetli olan
- GÜNEŞSEL
-
-
[sıfat]
Güneş'e ilişkin, Güneş'le ilgili
- "Güneşsel boylam."
-
Güneş'le birlikte doğan, Güneş'le birlikte batan (gök cismi)
-
[sıfat]
Güneş'e ilişkin, Güneş'le ilgili
- ÖRNEKLİK
-
-
[sıfat]
Örnek olarak ayrılmış bulunan; numunelik
- "Dolap arkalarındaki örneklik bulgur kâğıtlarının arasında fareler yavrulamıştı."
-
[sıfat]
Örnek olarak ayrılmış bulunan; numunelik
- MAKİNECİ
-
-
[isim]
Makine satan veya onaran kimse
-
İşlerinde makine kullanmayı tercih eden kimse
- "Biri topraklarına kadar makineci öbürü şehirlerine kadar toprakçı."
-
Belli bir desen ve şekilde kesimi yapılmış kumaş, deri, kürk vb. parçaların makine ile birleştirilmesi işlemini yapan kimse
-
[isim]
Makine satan veya onaran kimse
- PERSONEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca personnel
-
[isim]
Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü
-
Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler
-
[isim]
Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü
- CAHİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāhil + Farsça -āne
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- "İnkılaptan, hürriyetten gayet cahilane bahseder."
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- HÜNERSİZ
-
-
[sıfat]
Hüneri olmayan (kimse)
-
Hünerle yapılmayan, hüner istemeyen
-
[sıfat]
Hüneri olmayan (kimse)
- TENEFFÜS
-
Kelime Kökeni: Arapça teneffus
-
[isim, biyoloji]
Bakınız solunum
-
Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara
- "Artık boyuna dua ediyorum, teneffüs zamanı gelse de çocuklar bahçeye çıksa ve cıvıltı başlasa diye."
-
[isim, biyoloji]
Bakınız solunum
- MÜNEVVER
-
Kelime Kökeni: Arapça munevver
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız aydın
-
Aydınlatılmış
-
Aydın kimse
- "Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız aydın
- ÇENEKSİZ
-
-
[sıfat]
Çeneği olmayan veya çenekleri iyi görülemeyen
-
[sıfat]
Çeneği olmayan veya çenekleri iyi görülemeyen
- ZALİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓālim + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- "Fakat bunların hepsini veya çoğunu yaptırmak için bir ihtiyar kalbine teklif edilen bu fazla azabı çok insafsızca, zalimane buluyordu."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- NEFYETME
-
-
[isim]
Nefyetmek işi
-
[isim]
Nefyetmek işi
- BOZAHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe boza + Farsça ḫāne
-
[isim]
Boza yapılan yer
-
Boza içilen yer
-
[isim]
Boza yapılan yer
- KAPİTONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca capitonné
-
[isim]
İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış veya bu biçimde dikilmiş
- "Eve ekmek ve kıyma götürdüğünü inadına unutturmak istercesine ansiklopedilerin, kapitone fonların önünde bize poz veriyor."
-
[isim]
İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş
- TAHMİNEN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫmīnen
-
[zarf]
Yaklaşık olarak; kararlama
-
[zarf]
Yaklaşık olarak; kararlama
- İĞNELEME
-
-
[isim]
İğnelemek işi
-
[isim]
İğnelemek işi
- MASUMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿṣūm + Farsça -āne
-
[zarf]
Bakınız masumca
- "Nazır masumane gülüyordu."
-
[zarf]
Bakınız masumca
- VİCDANEN
-
Kelime Kökeni: Arapça vicdānen
-
[zarf]
Vicdan bakımından
- "Yoksa vazife başında bulunmadığım için vicdanen rahatsız ve hükûmet doktoru olarak da belki mesut olacaktım."
-
[zarf]
Vicdan bakımından
- ÖYLESİNE
-
-
[zarf]
Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece; öylemesine, usulden
- "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk."
-
Bakınız üstünkörü
-
[zarf]
Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece; öylemesine, usulden
- GÖNENÇLİ
-
-
[sıfat]
Gönenci, iyi bir hayatı olan; müreffeh, refahlı
-
[sıfat]
Gönenci, iyi bir hayatı olan; müreffeh, refahlı