İçinde ne olan 6 harfli 176 kelime var. İçerisinde NE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ne olan kelimeler listesine ya da sonu ne ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YERİNE
-
-
[zarf]
Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere
- "Kadınlar bütün mallarını, vitrin yerine kullandıkları pencerelerde sergiliyorlardı."
-
Başkasının adına
- "Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı."
-
[isim, edebiyat]
Bakınız alegori
-
[zarf]
Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere
- FERNEZ
-
Kelime Kökeni: (Fransız Maurice Fernez özel adından)
-
[isim]
Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı
-
[isim]
Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı
- NEŞİDE
-
Kelime Kökeni: Arapça neşīde
-
[isim, eskimiş]
Bir toplulukta okunmaya değer şiir
- "Neşidesini okurken birdenbire bir açılışı, bir derinleşmesi vardır."
-
Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize
-
[isim, eskimiş]
Bir toplulukta okunmaya değer şiir
- ÖVÜNEK
-
-
[isim]
Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi
- "İnsanoğlu işte şimdi yine başlıca dayanağı ve övüneği olan sağduyusu ve bilinci ile eli şakağında düşünüyor."
-
[isim]
Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi
- KABİNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca cabinet
-
[isim]
Bakınız bakanlar kurulu
-
Hekim muayenehanesi
- "Rengi doktor kabinelerinin kapılarındaki cilalı siyah levhalar gibi parlıyor."
-
Bakınız kabin
- "Bir kabineye girip soyundum."
-
Bakınız tuvalet
-
[isim]
Bakınız bakanlar kurulu
- NEYMİŞ
-
-
söylendiğine göre, güya
- "Neymiş? Projenin sahibi oymuş!"
-
söylendiğine göre, güya
- GÖNENÇ
-
-
[isim]
Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama; refah
- "Yurtta istediğimiz gönenci sağlamak için çok çalışmalıyız."
-
[isim]
Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama; refah
- KANEPE
-
Kelime Kökeni: Fransızca canapé
-
[isim]
Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk
- "Bulunduğum kanepeye bir ihtiyarın gelip oturmuş olduğunu neden sonra fark ettim."
-
[isim]
Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk
- KEMANE
-
Kelime Kökeni: Farsça kemāne
-
[isim, müzik]
Keman ve kemençe yayı
-
[müzik]
Bakınız kabak kemane
-
Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç
-
[denizcilik]
Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım
-
[isim, müzik]
Keman ve kemençe yayı
- AKSİNE
-
-
[zarf]
Bakınız tersine
- "Dikkatle dinlemiyordu bu haberleri. Aksine gittikçe artan bir güvensizlik duyuyordu söylenen sözlere."
-
[zarf]
Bakınız tersine
- İŞKİNE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız taş balığı
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız taş balığı
- DETONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca détonné
-
[sıfat, müzik]
Kusurlu olan
- "Radyo parazit yapsın, sokak satıcıları detone sesleriyle bağırsın istiyorum."
-
[sıfat, müzik]
Kusurlu olan
- KORNER
-
Kelime Kökeni: İngilizce corner
-
[isim, spor]
Bakınız köşe
-
Bakınız köşe vuruşu
- "Hızlı verilen paslara koşmaz, saçım bozulacak diye kornerden gelen topa kafa vurmazdı."
-
[isim, spor]
Bakınız köşe
- MAGNET
-
Kelime Kökeni: İngilizce magnet
-
[isim]
Buzdolabı vb. metal yüzeylere yapıştırılan, süs veya hatıra amaçlı küçük mıknatıs
-
[isim]
Buzdolabı vb. metal yüzeylere yapıştırılan, süs veya hatıra amaçlı küçük mıknatıs
- REÇİNE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi; ağaç sakızı, akındırık, akma
- "Ata Efendi, depoya yığılı kerestelerin reçine kokusundan hazzettiğini anladı."
-
[kimya]
Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde
-
[isim, bitki bilimi]
Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi; ağaç sakızı, akındırık, akma
- MARİNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca mariné
-
[sıfat]
"Etleri yumuşatmak ve daha lezzetli duruma getirmek için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke, zeytinyağı vb. ilave edilerek hazırlanan sosun içerisinde bekletmek” anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- "Balıklara güzelce yedirip, buzdolabında yarım saat kadar bekletip marine edin."
-
[sıfat]
"Etleri yumuşatmak ve daha lezzetli duruma getirmek için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke, zeytinyağı vb. ilave edilerek hazırlanan sosun içerisinde bekletmek” anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- ZİYNET
-
Kelime Kökeni: Arapça zīnet
-
[isim]
Bakınız süs
- "Samimi bir kalabalık, zamanımıza ziynet olan benzersiz şairi görmekten, dinlemekten âdeta sarhoştu."
-
[isim]
Bakınız süs
- KORNET
-
Kelime Kökeni: Fransızca cornet
-
[isim, müzik]
Pistonlu orkestra çalgısı
-
[isim, müzik]
Pistonlu orkestra çalgısı
- ZIMNEN
-
Kelime Kökeni: Arapça żimnen
-
[zarf]
Üstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak
- "Konuşmadılar ama zımnen anlaştılar: Ayşen Gedikpaşa’da kalacak, talak davasının neticelenmesini bekleyecekti."
-
[zarf]
Üstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak
- CENNET
-
Kelime Kökeni: Arapça cennet
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışlara göre imanlı ve iyi kimselerin ölümden sonra Allah tarafından mükâfat olarak konulacakları ve içinde ebediyen yaşayacakları, her türlü tasavvurun üstünde güzellik ve nimetlerle dolu yer; uçmak (II), behişt
- "Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni"
-
[mecaz]
Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer
- "Kitap cenneti."
-
[mecaz]
Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer
- "Turizm cenneti."
-
[sıfat, mecaz]
Çok güzel, huzur veren (yer)
- "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?"
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışlara göre imanlı ve iyi kimselerin ölümden sonra Allah tarafından mükâfat olarak konulacakları ve içinde ebediyen yaşayacakları, her türlü tasavvurun üstünde güzellik ve nimetlerle dolu yer; uçmak (II), behişt