İçinde ne olan 5 harfli 118 kelime var. İçerisinde NE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ne olan kelimeler listesine ya da sonu ne ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KENEF
-
Kelime Kökeni: Arapça kenīf
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tuvalet
- "Sabahleyin kalkınca ilk iş kenefe gitmek sonra el yüz yıkamaktır."
-
[sıfat]
Pis, berbat olan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tuvalet
- LÜNET
-
Kelime Kökeni: Fransızca lunette
-
[isim]
Gözlük camı
-
[isim]
Gözlük camı
- NECİP
-
Kelime Kökeni: Arapça necīb
-
[sıfat, eskimiş]
Soyu temiz olan
-
[sıfat, eskimiş]
Soyu temiz olan
- NECAT
-
Kelime Kökeni: Arapça necāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtuluş
- "Esirliğin ağır ve ateşli zincirleri altında inleyen her Müslüman, bir necat gününden ümidini kesmemiş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtuluş
- NESEP
-
Kelime Kökeni: Arapça neseb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
- TEKNE
-
-
[isim]
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
- "Bir taş teknenin üstünde doktor Abbas'ın ölüsünü kesti biçti."
-
Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü
-
[denizcilik]
Bir tür küçük deniz taşıtı
- "Sefere kalkacak bir sürü tekne vardı limanda."
-
[denizcilik]
Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü
-
[jeoloji]
Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü; ineç, havza, kemer karşıtı
-
[coğrafya]
Bakınız havza
-
[müzik]
Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası
-
[isim]
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
- ÖNERİ
-
-
[isim]
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
-
İncelenmek için ileri sürülen şey; teklif
-
[isim]
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
- NEMLİ
-
-
[sıfat]
Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
- "Hafif bir rüzgâr dalgası nemli saçlarının arasından geçti."
-
[mecaz]
Yaşlı (göz)
-
[sıfat]
Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
- NESİR
-
Kelime Kökeni: Arapça nes̱r
-
[isim, edebiyat]
Bakınız düzyazı
- "Her millette olduğu gibi bizde de kelimeleri şiir canlandırmış, nesir sadece kullanmıştır."
-
[isim, edebiyat]
Bakınız düzyazı
- ZENNE
-
Kelime Kökeni: Farsça zenāne
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- "Zenne çorabı."
-
[tiyatro]
Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- ESNEK
-
-
[sıfat]
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan; elastik, elastiki, streç
- "Çelik ve kauçuk çok esnek cisimlerdir."
-
[mecaz]
Değişik yorumlara elverişli
-
[mecaz]
Görüş ve tutumlarında katı olmayan
-
[sıfat]
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan; elastik, elastiki, streç
- TÜNEK
-
-
[isim]
Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
- "Gümüş kafeslerde cennet kuşları ve abanoz tüneklerde papağanlar."
-
Kuş yuvası
-
[mecaz]
Geceleyecek, yatacak yer, ev
- "En iyi tünek yani yukarıdaki balkonlu salon babamın yatak odasıydı."
-
[isim]
Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
- VİŞNE
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
-
Bu ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi; ekşi kiraz
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
- TÜNEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca tunnel
-
[isim]
Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
- "Şimdi tünelin ağzında değilim artık."
-
Çevresi kapalı yol
-
[isim]
Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
- NEHİY
-
Kelime Kökeni: Arapça nehy
-
[isim, eskimiş]
Bir işin yapılmasını yasak etme, engelleme, menetme
-
[isim, eskimiş]
Bir işin yapılmasını yasak etme, engelleme, menetme
- NEFSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nefs + -î
-
[sıfat]
Canlılığın zorunlu kıldığı gereksinim ve isteklerle ilgili, beden arzularıyla ilgili; nefsani
- "Âşığı bağlayıcı, tuzağa düşürücü olması yönüyle nefsî istek ve arzulara karşılık gelen zülfün, vahdete ulaşmada, cennete vuslatta engel teşkil ettiği görülmektedir."
-
[sıfat]
Canlılığın zorunlu kıldığı gereksinim ve isteklerle ilgili, beden arzularıyla ilgili; nefsani
- GÜNEY
-
-
[isim]
Bulunulan yerde sola doğu, sağa batı alındığında yüzün dönük olduğu yön; lodosluk, cenup, kuzey karşıtı
- "Hafta sonu olduğu için yoğun bir kalabalık kuzeyden güneye geçmeye çalışırken diğer bir kalabalık da güneyden kuzeye geçmeye çalışıyordu."
-
[sıfat]
Bu yönde bulunan; cenubi
- "Güney Anadolu."
-
Güneş gören yer
-
[isim]
Bulunulan yerde sola doğu, sağa batı alındığında yüzün dönük olduğu yön; lodosluk, cenup, kuzey karşıtı
- ÖRNEK
-
-
[isim]
İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası; numune
- "Vali, burada yapılmış olan peynirlerden bir örnek görmek istedi."
-
Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası; emsal
- "Bu yapının bir örneği daha yoktur."
-
Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış; emsal, misal
-
Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey; model
- "Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir."
-
[sıfat]
En iyi biçimde olan
- "İşte örnek bir kadın! Her şeyi biliyor ama horozlanmıyor!.."
-
[isim]
İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası; numune
- NESİH
-
Kelime Kökeni: Arapça nesḫ
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
-
Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
- DEFNE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)