İçinde ne olan 5 harfli 118 kelime var. İçerisinde NE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ne olan kelimeler listesine ya da sonu ne ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KENEF

Kelime Kökeni: Arapça kenīf

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız tuvalet
    • "Sabahleyin kalkınca ilk iş kenefe gitmek sonra el yüz yıkamaktır." (Orhan Kemal)
  2. [sıfat] Pis, berbat olan
LÜNET

Kelime Kökeni: Fransızca lunette

  1. [isim] Gözlük camı
NECİP

Kelime Kökeni: Arapça necīb

  1. [sıfat, eskimiş] Soyu temiz olan
NECAT

Kelime Kökeni: Arapça necāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kurtuluş
    • "Esirliğin ağır ve ateşli zincirleri altında inleyen her Müslüman, bir necat gününden ümidini kesmemiş." (Ömer Seyfettin)
NESEP

Kelime Kökeni: Arapça neseb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız soy
TEKNE

  1. [isim] Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
    • "Bir taş teknenin üstünde doktor Abbas'ın ölüsünü kesti biçti." (Yaşar Kemal)
  2. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü
  3. [denizcilik] Bir tür küçük deniz taşıtı
    • "Sefere kalkacak bir sürü tekne vardı limanda." (Halikarnas Balıkçısı)
  4. [denizcilik] Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü
  5. [jeoloji] Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü; ineç, havza, kemer karşıtı
  6. [coğrafya] Bakınız havza
  7. [müzik] Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası
ÖNERİ

  1. [isim] Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
  2. İncelenmek için ileri sürülen şey; teklif
NEMLİ

  1. [sıfat] Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
    • "Hafif bir rüzgâr dalgası nemli saçlarının arasından geçti." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Yaşlı (göz)
NESİR

Kelime Kökeni: Arapça nes̱r

  1. [isim, edebiyat] Bakınız düzyazı
    • "Her millette olduğu gibi bizde de kelimeleri şiir canlandırmış, nesir sadece kullanmıştır." (Yahya Kemal Beyatlı)
ZENNE

Kelime Kökeni: Farsça zenāne

  1. [isim, eskimiş] Kadın işi
    • "Zenne çorabı."
  2. [tiyatro] Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
ESNEK

  1. [sıfat] Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan; elastik, elastiki, streç
    • "Çelik ve kauçuk çok esnek cisimlerdir."
  2. [mecaz] Değişik yorumlara elverişli
  3. [mecaz] Görüş ve tutumlarında katı olmayan
TÜNEK

  1. [isim] Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
    • "Gümüş kafeslerde cennet kuşları ve abanoz tüneklerde papağanlar." (Aka Gündüz)
  2. Kuş yuvası
  3. [mecaz] Geceleyecek, yatacak yer, ev
    • "En iyi tünek yani yukarıdaki balkonlu salon babamın yatak odasıydı." (Ömer Seyfettin)
VİŞNE

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
  2. Bu ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi; ekşi kiraz
TÜNEL

Kelime Kökeni: Fransızca tunnel

  1. [isim] Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
    • "Şimdi tünelin ağzında değilim artık." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Çevresi kapalı yol
NEHİY

Kelime Kökeni: Arapça nehy

  1. [isim, eskimiş] Bir işin yapılmasını yasak etme, engelleme, menetme
NEFSİ

Kelime Kökeni: Arapça nefs + -î

  1. [sıfat] Canlılığın zorunlu kıldığı gereksinim ve isteklerle ilgili, beden arzularıyla ilgili; nefsani
    • "Âşığı bağlayıcı, tuzağa düşürücü olması yönüyle nefsî istek ve arzulara karşılık gelen zülfün, vahdete ulaşmada, cennete vuslatta engel teşkil ettiği görülmektedir." (Sıtkı Nazik)
GÜNEY

  1. [isim] Bulunulan yerde sola doğu, sağa batı alındığında yüzün dönük olduğu yön; lodosluk, cenup, kuzey karşıtı
    • "Hafta sonu olduğu için yoğun bir kalabalık kuzeyden güneye geçmeye çalışırken diğer bir kalabalık da güneyden kuzeye geçmeye çalışıyordu." (Ser Cem)
  2. [sıfat] Bu yönde bulunan; cenubi
    • "Güney Anadolu."
  3. Güneş gören yer
ÖRNEK

  1. [isim] İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası; numune
    • "Vali, burada yapılmış olan peynirlerden bir örnek görmek istedi."
  2. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası; emsal
    • "Bu yapının bir örneği daha yoktur."
  3. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış; emsal, misal
  4. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey; model
    • "Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir." (Nâzım Hikmet)
  5. [sıfat] En iyi biçimde olan
    • "İşte örnek bir kadın! Her şeyi biliyor ama horozlanmıyor!.." (Nâzım Hikmet)
NESİH

Kelime Kökeni: Arapça nesḫ

  1. [isim, eskimiş] Kaldırma, hükümsüz bırakma
  2. Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü
DEFNE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü