İçinde nc olan 6 harfli 48 kelime var. İçerisinde NC bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nc olan kelimeler listesine ya da sonu nc ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İPİNCE
-
-
[sıfat]
Çok ince, incecik
- "Yer yer tırtıklanmış, ipince çapkın bıyıkları vardı."
-
[sıfat]
Çok ince, incecik
- ÖVÜNCE
-
-
[isim]
Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey
-
[isim]
Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey
- MINCIK
-
-
[isim]
"Ezilerek içi dışına çıkmak" anlamındaki mıncığı çıkmak deyiminde geçen bir söz
-
[isim]
"Ezilerek içi dışına çıkmak" anlamındaki mıncığı çıkmak deyiminde geçen bir söz
- ORANCA
-
-
[zarf]
Oran bakımından, orana göre
-
[zarf]
Oran bakımından, orana göre
- KANCIK
-
-
[sıfat]
Hayvanlarda dişi
-
[mecaz]
Dönek, güvenilmez, kalleş (kimse)
-
[sıfat]
Hayvanlarda dişi
- OLANCA
-
-
[sıfat]
Bütün, elde bulunanın hepsi; son
- "Küçücük yaşta, büyüklüğün olanca gaileleri kendi üzerlerine yığılmış kimseler görülür."
-
[sıfat]
Bütün, elde bulunanın hepsi; son
- KANCIL
-
-
[isim, biyoloji]
Kanda yaşayan asalak
-
[isim, biyoloji]
Kanda yaşayan asalak
- EKİNCİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Tahıl yetiştirip satan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Tahıl yetiştirip satan kimse
- İNANCI
-
-
[sıfat, din bilimi]
İnancılığı savunan; fideist
-
[sıfat, din bilimi]
İnancılığı savunan; fideist
- ÖDENCE
-
-
[isim, hukuk]
Bakınız tazminat
-
[isim, hukuk]
Bakınız tazminat
- EZANCI
-
-
[isim]
Bakınız müezzin
- "Han kulesinden ezancı sabah ezanını okurken hancı ahi ocağı tutuşturmak için usulca gözcü odasına girdi."
-
[isim]
Bakınız müezzin
- İNANCA
-
-
[isim]
Bakınız güvence
-
[isim]
Bakınız güvence
- ONUNCU
-
-
[sıfat]
On sayısının sıra sıfatı, sırada dokuzuncudan sonra gelen
- "Gün Apartmanı’na geldiğimizde Özgün kornaya bastı ve onuncu kattan Gülgün’ün aşağı sarkarak el salladığını gördüm."
-
[sıfat]
On sayısının sıra sıfatı, sırada dokuzuncudan sonra gelen
- BENCİL
-
-
[sıfat]
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan; kendimci, hodbin, hodkâm, egoist
- "Bencildir insanoğlu, bencil olduğu için de yalnız kendi dertlerini düşünür, yalnız onlara inanır."
-
[felsefe]
Bencilik öğretisine inanan
-
[sıfat]
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan; kendimci, hodbin, hodkâm, egoist
- SINCAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
- KANCUR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmarit balığının küçüğü
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmarit balığının küçüğü
- AKINCI
-
-
[isim, tarih]
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı
- "Pencap vadilerine yerleşen akıncılar ana yurtlarını unutuverdiler."
-
[tarih]
Osmanlı ordusunda Akıncı Ocağına mensup savaşçı
- "Osmanlı akıncıları çeşitli bölgelerde bulunurlardı, her birinin bir akıncı kumandanı vardı."
-
[spor]
Bakınız ileri uç oyuncusu
-
[isim, tarih]
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı
- FRENCİ
-
-
[isim]
Tren yolu dönemecinde yol boyundaki frenlere kumanda eden görevli
-
[isim]
Tren yolu dönemecinde yol boyundaki frenlere kumanda eden görevli
- ÖNCECİ
-
-
[isim]
Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma veya ortaya atma; inisiyatif
- "Öğrencinin okuldan aldığı kültürün ileride edineceği meslek kişiliğinin başlıca göstergesi olacağı düşüncesine göre düzenlenmesi ve bu konuda öğrencilere geniş öncecilik tanınması."
-
Önde gelen kimse
-
[isim]
Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma veya ortaya atma; inisiyatif
- OYUNCU
-
-
[isim, spor]
Herhangi bir takımda oynayan sporcu
- "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum."
-
Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı; aktör, aktris
- "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"
-
[sıfat]
Oyunu seven
- "Oyuncu kedi."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız hileci
-
[sıfat, spor]
Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse)
- "Oyuncu bir pehlivan."
-
[isim, spor]
Herhangi bir takımda oynayan sporcu