İçinde nc olan 5 harfli 34 kelime var. İçerisinde NC bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nc olan kelimeler listesine ya da sonu nc ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YONCA

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı (Trifolium)
LONCA

Kelime Kökeni: İtalyanca loggia

  1. [isim, tarih] Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan esnaf kuruluşu; korporasyon
    • "Bu iş için loncada, isim duası yapılır." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Bu kuruluşa mensup olanların toplandıkları yer
ÇANCI

  1. [isim] Çan yapan veya satan kimse
  2. Çan çalmakla görevli kimse
ÖNCEL

  1. [sıfat] Bakınız ilk
    • "Öncel masallar üzre bir eğri masal / Mamutların sevgisinden kıpkırmızı" (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
  2. Öncelikli olan
    • "Fen ve edebiyat dallarında bilim üretmek kuşkusuz üniversitenin öncel görevidir." (M. Tahir Hatiboğlu)
  3. Ayrıcalıklı olan
    • "Bu olay II. Murad devrinde başkent müftüsü olan Molla Fenari’ye hiyerarşide öncelik verilmesi ile başlamıştı. Anadolu Selçuklularında hiçbir müftünün böyle bir öncel durumu yoktu." (İlber Ortaylı)
  4. [isim] Bakınız önder
    • "Kendi geçmişimizden önceller, başlatıcılar arayan Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu Ahmet Midhat Efendi ile Halit Ziya’yı hümanizmin Türkiye’deki kurucuları olarak belirler." (Tansu Açık)
  5. [isim] Bakınız selef, ardıl karşıtı
    • "Bütün bu çabalarımızda, Cumhuriyet Dönemi’nde yayımlanmış olan eserleri tarayacağız ve sonuç olarak Yesevi’den önce Türk dünyasında gönül erlerinin öncellerini ortaya koymuş olacağız." (Mübahat Türker Küyel)
  6. [isim, mantık] Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler
  7. [matematik] Bir sıra bağıntısında bir başkasından hemen önce gelen
BÖNCE

  1. [sıfat, zarf] Bakınız safça
    • "Biraz bönce bir adamdı." (Ercüment Ekrem Talu)
CİNCİ

  1. [sıfat] Cin çağırma, onlarla konuşma vb. iddialarla geçimini sağlayan (kimse)
    • "Yanlış adım atmamalıydı, atarsa yanlış dua okuyan acemi cincilere dönerdi." (Kerim Korcan)
ENCAM

Kelime Kökeni: Farsça encām

  1. [isim, eskimiş] Bakınız son
    • "Nereye varır bu işin encamı?" (Attilâ İlhan)
ÖNCÜL

  1. [sıfat] Önde giden, önde olan, kendisinden sonra gelenlere temel olan, artçıl karşıtı
  2. [isim] Bir bilimsel çalışmaya başlarken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme
  3. [isim, mantık] Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri; mukaddem
  4. [isim, mantık] Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri; mukaddem
  5. [isim, ağızlardan] Kılavuz, öncü
  6. Bir zamirden önce gelen ve o zamire anlam bakımından bağlı olan öge
    • ""Kitabı bana verdim dedim, onu masaya bıraktı.” cümlesinde “kitap” sözü “o” zamirinin öncülüdür."
GÖNCÜ

  1. [isim, ağızlardan] Ham veya işlenmiş deri satan kimse
  2. Ayakkabı tamircisi
İNCİR

Kelime Kökeni: Farsça encīr

  1. [isim, bitki bilimi] Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç (Ficus carica)
  2. Bu ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı meyvesi; ballıdarı, tin (II), yemiş
ANCAK

  1. [zarf] "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz
    • "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. "En çok, daha çok, güçlükle, ucu ucuna, zorla" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz; anca, dar (I), gücün, olsa olsa
    • "Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi." (Hüseyin Bayaz)
  3. En erken
    • "Sinema ancak saat yarımda bitmişti." (Peyami Safa)
  4. [bağlaç] Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz; lakin
    • "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır." (Nezihe Araz)
BUNCA

  1. [sıfat] Bu kadar çok
    • "Bunca zamandan sonra bu ziyaret de nereden çıkmıştı?" (Ahmet Ümit)
GONCA

Kelime Kökeni: Farsça ġonçe

  1. [isim, bitki bilimi] Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek; tomurcuk
YANCI

  1. [isim] Kahvelerde oynanan oyunları seyreden ve bedavadan yiyip içen kimse
  2. [askerlik] Düşmana karşı ilerleyen bir kuvvetin yandan gelebilecek baskınlardan korunmak amacıyla oluşturduğu emniyet birliği
İNCİK

  1. [isim, anatomi] Bakınız baldır
  2. [ağızlardan] Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri
KİNCİ

  1. [sıfat] Bakınız kindar
İNCİL

Kelime Kökeni: Arapça incīl

  1. [isim, din bilimi] Hristiyanlığın temel ilkelerini, Hz. İsa'ya gönderilen Tanrı buyruklarını içeren, Hristiyanların kutsal kitabı; Ahd-i Cedit
SANCI

  1. [isim] İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
    • "Hissettiği sancılar o kadar güçlüydü ki acıdan gözleri kararmış, dizlerinin bağı çözülmüştü." (Ethem Pehlivan)
DİNCİ

  1. [isim] Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse
DİNCE

  1. [zarf] Dinî bakımdan, dine göre
    • "Kısaca ve dince söylersek cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme!" (Emine Işınsu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü