İçinde nc olan 4 harfli 7 kelime var. İçerisinde NC bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nc olan kelimeler listesine ya da sonu nc ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UNCU
-
-
[isim]
Un satan kimse
-
[isim]
Un satan kimse
- İNCE
-
-
[sıfat]
Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
- "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."
-
Bakınız zayıf
- "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."
-
Taneleri ufak, iri karşıtı
- "İnce un. İnce kum."
-
Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
- "İnce nakış."
-
Bakınız ayrıntılı
- "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."
-
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
-
Tiz (ses), kalın karşıtı
- "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."
-
Hafif, gücü az
- "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."
-
[mecaz]
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
- "Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür."
-
[mecaz]
Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
- "Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli."
-
[sıfat]
Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
- ÖNCE
-
-
[zarf]
İlk olarak, başlangıçta; evvel, sonra karşıtı
- "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim."
-
İçinde bulunulan veya söz edilen anın gerisinde kalan bir zamanda; evvel
- "Okula başlamadan önce sokakta oynardım."
-
Zaman bildiren kelimelerden veya zaman zarflarından sonra kullanıldığında belirtilen kadar zamanın geçmiş olduğunu gösteren bir söz; evvel
- "Beş gün önce İzmir’deydim."
-
İçinde bulunulan veya söz edilen yerden daha önde; evvel
- "Yokuş yukarı giderken solda önce camiyi sonra okulu göreceksin."
-
[isim]
Bir şeyin geçmişteki bölümü, başlangıçta yer alan kısmı; evvel
- "Bu işin öncesini bilmiyorum."
-
[sıfat]
Makam, değer, derece, önem vb. için sözü edilenden daha önde olan; evvel
- "O, kıdem bakımından daire başkanından öncedir."
-
[zarf]
İlk olarak, başlangıçta; evvel, sonra karşıtı
- ANCA
-
-
[zarf]
O kadar
- "Bir sopa öğrenmişler anca ömürlerinde, hemen insanın karşısına onu dikerler."
-
Bu biçimde
-
Bakınız ancak
- "Saat dörde geliyor. Anca dalmışım demek ki."
-
[zarf]
O kadar
- İNCİ
-
-
[isim]
İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi
-
[sıfat]
Bu tanelerden yapılmış
-
Bu tanelerden oluşan takı
- "Yalıdaki ev, Dürnev Hanım'ın halılarını, incilerini gözden çıkarmasıyla kurtuldu."
-
[teklifsiz konuşmada]
Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle
-
[isim]
İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi
- ÖNCÜ
-
-
[sıfat]
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı
- "Dramda ise Shakespeare’den tutun da son çağın en öncü tiyatro müelliflerinin eserlerine kadar nice yüksek değerli edebî piyesler, genç sanatkârlarımız tarafından muvaffakiyetle oynanmaktadır."
-
[isim]
Önde gidip haber ulaştıran kimse
-
[isim]
Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser; bayrak, avangart
-
[isim, askerlik]
Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta; pişdar, artçı karşıtı
-
[isim, ağızlardan]
Önder, kılavuz
-
[sıfat]
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı
- ONCA
-
-
[sıfat]
O kadar, o denli
- "Koca Yusuf onca atın içinden üç at seçememişti."
-
[zarf]
Ona göre, onun düşüncesine göre
-
[sıfat]
O kadar, o denli