İçinde nat olan 8 harfli 33 kelime var. İçerisinde NAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nat olan kelimeler listesine ya da Sonu nat ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A N T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ANT, TAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NATÜRİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Natürizm öğretisini benimseyen kimse
-
[isim]
Natürizm öğretisini benimseyen kimse
- HAYVANAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hayvanlar
-
Hayvan bilimi, zooloji
-
[isim]
Hayvanlar
- NATİVİZM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Doğuştancılık
-
[isim]
Doğuştancılık
- KANATSIZ
-
-
[sıfat]
Kanadı olmayan
-
[sıfat]
Kanadı olmayan
- SANATKAR
- ...
- LİMONATA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- "Fahri'nin canı soğuk bir limonata istiyor." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- KAYNATMA
-
-
[isim]
Kaynatmak işi
-
[isim]
Kaynatmak işi
- ÇİZOYNAT
- ...
- ANATOMİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Anatomi ile ilgili
-
İnsan vücudunun anatomisi ile ilgili
-
[sıfat]
Anatomi ile ilgili
- FANATİZM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, taassup, bağnazlık
- "Aile fanatizmi de bir başka bencillik tezahürüdür." (Haldun Taner)
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, taassup, bağnazlık
- KAYNATIŞ
- ...
- PROMÖNAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Gezinti yeri
- "Denizden kazanılan bu alanın otuz metresi bir promönat, elli metresi de yeşil alan olacak." (Haldun Taner)
-
[isim]
Gezinti yeri
- SALTANAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması
- "Bir medeniyetten öbürüne geçerken kaybolan şeylerin yanı başında gerçek saltanatlar da vardır." (Hasan Âli Yücel)
-
Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış
-
Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği
-
[isim]
Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması
- KANATMAK
-
-
[-i]
Kanamasına yol açmak veya kanamasını sağlamak
- "... biraz evvel kurdeleyi kestiği makasla oynarken parmağını kanatmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Kanamasına yol açmak veya kanamasını sağlamak
- KARBONAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı
-
Sodyum bikarbonat
-
Genellikle sindirimi kolaylaştırmak için suya katılan kimyasal birleşim
- "Daha sonra karbonat yerine asit borik yutmak suretiyle bir sersemlik ettim." (Burhan Felek)
-
[isim]
Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı
- TEZYİNAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bezekler, süsler
-
[isim]
Bezekler, süsler
- TAZMİNAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Zarar karşılığı ödenen para, ödence
- "Benim bir raporum üzerine sonradan adamcağıza bileği için üç beş lira tazminat verdiler." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Zarar karşılığı ödenen para, ödence
- OYNATMAK
-
-
[-i]
Oynamasını sağlamak
- "Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı." (Peyami Safa)
-
Kımıldamasına yol açmak
- "Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak
- "Ayı oynatmak."
-
[nsz]
Bir araç, gereç kullanmak
- "Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı?" (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Aklını yitirmek
- "Sizinle iki gün daha çalışsam aklımı oynatabilirim." (Falih Rıfkı Atay)
-
Korkutmak, heyecanlandırmak
- "Yüreğimi oynattın."
-
Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak
- "Borçlu alacaklıyı iki aydır oynatıyor."
-
[nsz]
Sahneye koymak
- "Bu ramazan geceleri Karagöz oynatacağız." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Oynamasını sağlamak
- NATIRLIK
-
-
[isim]
Natır olma durumu veya natırın işi
-
[isim]
Natır olma durumu veya natırın işi
- ANANATÇA
- ...