İçinde na olan 8 harfli 301 kelime var. İçerisinde NA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PIRNAKIL

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [sıfat] Herhangi bir yerde yoğun olarak, çok fazla bulunan
    • "... yemyeşil yaprak, pırnakıl çiçek olan ağaçlar bile cümle yeşilliklerini ve çiçeklerini atıp karalar bağladı." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  2. [zarf] Yoğun biçimde, çok fazla olarak
    • "Pırnakıl açarlar, saksılardan taşarlar. Onlar da canlı, sevildiklerini bilmezler mi!" (Nezihe Meriç)
ANARŞİST

Kelime Kökeni: Fransızca anarchiste

  1. [isim] Anarşi çıkaran, düzene karşı gelen, kargaşalık yaratan kimse
    • "İlk önce, bu İspanya'dan kaçmış bir anarşisttir diye düşündüm." (Nâzım Hikmet)
NALLAMAK

  1. [-i] Hayvanın ayağına nal çakmak
    • "Zaman geldi; nal kesti, at nalladı. Kurutmadı sofrasını." (Osman Şahin)
  2. [argo] Bakınız öldürmek
  3. [argo] Bir kimseyi, bir şeyi silahla vurmak
    • "Nişanına mişanına bakmadan göz kestirimiyle ateşledi, gemiyi boş böğründen nalladı." (Kemal Tahir)
ANALJEZİ

Kelime Kökeni: Fransızca analgésie

  1. [isim, tıp] Bakınız ağrı yitimi
KANADALI

  1. [isim] Kanada’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
BADANALI

  1. [sıfat] Badana edilmiş olan
    • "O daha ayakları çıplak küçük bir kızken, geceleri beyaz badanalı kuyunun kenarına yan yana otururduk." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan
REVNAKLI

  1. [sıfat] Revnakı olan, renkli, popüler, göz alıcı olan
    • "O devrin en revnaklı bir şahsiyeti idi." (Yahya Kemal Beyatlı)
NAZLANIŞ

  1. [isim] Nazlanmak işi
OYNATMAK

  1. [-i] Oynamasını sağlamak
    • "Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı." (Peyami Safa)
  2. Kımıldamasına yol açmak
    • "Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [nesnesiz] Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak
    • "Ayı oynatmak."
  4. [nesnesiz] Bir araç, gereç kullanmak
    • "Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı?" (Ömer Seyfettin)
  5. [nesnesiz] Aklını yitirmek
    • "Sizinle iki gün daha çalışsam aklımı oynatabilirim." (Falih Rıfkı Atay)
  6. [mecaz] Korkutmak, heyecanlandırmak
  7. [mecaz] Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak
    • "Borçlu alacaklıyı iki aydır oynatıyor."
  8. [nesnesiz, tiyatro] Sahneye koymak
    • "Bu ramazan geceleri Karagöz oynatacağız." (Halide Edip Adıvar)
BAĞLANAK

  1. [isim] Bakınız bağlantı
    • "Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi." (Haldun Taner)
KOLAYINA

  1. [zarf] Bakınız kolaylıkla
    • "Kolayına değişmiyor bu dünyada hiçbir şey." (Ayşe Kilimci)
NAMUSKAR

Kelime Kökeni: Arapça nāmūs + Farsça -kār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız namuslu
    • "İstanbul’un solgun ve mahzun seması altında kaynayan dindar, namuskâr ve hararetli bir kan vardır." (Ali Fuat Cebesoy)
ÇINARLIK

  1. [isim] Çınar ağaçları çok olan yer
    • "Bayramda o, kızlarla beraber arabaya biner, çınarlığa doğru çıkardı." (Reşat Nuri Güntekin)
İNANILMA

  1. [isim] İnanılmak işi
NAZLANMA

  1. [isim] Nazlanmak işi; mırın kırın
    • "En çok babama nazlanmayı özlüyordum." (Ayla Kutlu)
NAKLETME

  1. [isim] Nakletmek işi
BOŞNAKÇA

  1. [isim] Boşnakların kullandığı dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
MARİNACI

  1. [isim] Marina işleten kimse
TAMLANAN

  1. [isim, dil bilgisi] Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad; belirtilen, mevsuf: Evin önü. Öğretmenin kâhyası. Elma ağacı. Yeşil kitap vb
CANANLIK

  1. [isim] Canan olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü