İçinde na olan 6 harfli 199 kelime var. İçerisinde NA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında na olan kelimeler listesine ya da Sonu na ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İyilik, kayra, atıfet, ihsan, lütuf
-
[isim]
İyilik, kayra, atıfet, ihsan, lütuf
- KANATA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Ağzı geniş, tek kulplu su kabı
-
[isim]
Ağzı geniş, tek kulplu su kabı
- NARVAL
-
-
[isim]
Atlas Okyanusu'nun Antartika bölgesinde yaşayan bir tür balina, nar balinası (Monodon monoceros)
-
[isim]
Atlas Okyanusu'nun Antartika bölgesinde yaşayan bir tür balina, nar balinası (Monodon monoceros)
- MÜDANA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Minnet
-
[isim]
Minnet
- NARCIL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hindistan cevizi
-
[isim]
Hindistan cevizi
- HÜNNAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç, çiğde (Zizyphus jujuba)
- "Küçük bahçede acı badem, ayva, nar, hünnap ağaçları görürüm." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bu bitkinin meyvesi
-
[isim]
Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç, çiğde (Zizyphus jujuba)
- NAKAVT
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu
- "Yüzüm gözüm kan içinde, yarı nakavt olmuş bir vaziyetle kapaklandım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu
- İNATLA
- ...
- JURNAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Biriyle ilgili olarak yetkililere verilen kötüleme, ihbar yazısı
- "Meğer bizimki ayda otuz lirayı hak etmek için her gün beni jurnal edermiş." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Günlük
- "Feride'nin jurnali burada bitiyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Biriyle ilgili olarak yetkililere verilen kötüleme, ihbar yazısı
- KANAAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum
- "Halk, gördüklerine kanaat ederek ve oyunun bittiğini anlayarak memnun, sessizce tiyatroyu boşalttılar." (Memduh Şevket Esendal)
- "Artık Kâmuran'ın ömrümün en büyük aşkı, geleceğime bir tek hâkim kudret olduğuna kanaat getirdim." (Halide Edip Adıvar)
-
Kanma, inanma
- "Sınıfını geçeceğine kanaatim yok."
-
Kanış, kanı, inanç, düşünce
- "Biz kanaatlerimizi açık söyleriz." (Etem İzzet Benice)
-
[isim]
Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum
- NAPALM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde
-
[isim]
Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde
- SAVANA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar
-
[isim]
Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar
- REÇİNA
-
-
[isim]
Reçine ile yapılan bir tür alkollü içki
-
[isim]
Reçine ile yapılan bir tür alkollü içki
- İNANLI
-
-
[sıfat]
İnanı olan, bir şeye bütün varlığıyla inanmış bulunan, imanlı, mümin, mutekit
-
[sıfat]
İnanı olan, bir şeye bütün varlığıyla inanmış bulunan, imanlı, mümin, mutekit
- KAYNAR
-
-
[sıfat]
Kaynamakta olan
- "Bir kaynar su kazanından dışarı fırlar gibi kendini caddenin serin havasına attı." (Peyami Safa)
-
Çok sıcak
-
[isim]
Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek
-
[isim]
Kaynak, pınar
-
[isim]
Kaynarca
-
[sıfat]
Kaynamakta olan
- ANAFOR
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Girdap
-
Karmakarışık, sinirli, güç durum
- "Korkunç bir anaforun öfkesine kapılmış, sağa sola savrulup duruyorlar." (Atilla İlhan)
-
Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey
-
[isim]
Girdap
- ANAMUR
- ...
- NAHİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bucak
- "Kendi kazamızın beş on saat ötesinde bir nahiye merkezinde bulunuyorduk." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bölge
-
[isim]
Bucak
- NAZİST
- ...
- AKSONA
-
-
[isim]
Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları
-
[isim]
Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları