İçinde na olan 4 harfli 55 kelime var. İçerisinde NA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CANA

Kelime Kökeni: Farsça cānā

  1. [ünlem, eskimiş] "Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
    • "Esiriaşkın olmuşum cana!" (Melih Cevdet Anday)
ANAÇ

  1. [sıfat] Şefkatli, anne gibi davranan
    • "İki saattir eski geyik postu seccadesinin üstünde salatüselam çeken Fatma Hanım, tüneğinden inecek bir anaç tavuk edasıyla ayağa kalkınca birdenbire hiddetlendi." (Ömer Seyfettin)
  2. [isim] Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan
  3. [isim] Yemiş verecek durumdaki ağaç
    • "Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler." (Burhan Felek)
  4. [mecaz] Kurnaz olan
  5. [mecaz] Bakınız deneyimli
  6. [mecaz] Başına buyruk olan
NAŞİ

Kelime Kökeni: Arapça nāşī

  1. [edat, eskimiş] Bakınız ötürü
    • "Hastalığından naşi gelemedi."
MANA

Kelime Kökeni: Arapça maʿnā

  1. [isim, dil bilimi] Bakınız anlam
    • "Ne Hak buyruğun tutarsın ne kul sözün işitirsin / Hiç bilmezsin mana nedir, ne dilde çağırmak gerek" (Yunus Emre)
HONA

  1. [isim, ağızlardan] Erkek sığır
ZİNA

Kelime Kökeni: Arapça zināʾ

  1. [isim] Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki
    • "Zinanın sadece bir boşanma nedeni oluşturan bir haksız fiil olarak kabulü, temel toplumsal kurum olarak ailenin korunması için yeterli değildir." (Erdal Noyan)
FENA

Kelime Kökeni: Arapça fenāʾ

  1. [sıfat] Bakınız kötü
    • "Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir." (Burhan Felek)
  2. Bakınız üzücü
    • "Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki..." (Halide Edip Adıvar)
  3. İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse)
    • "Fena bir öğrenci."
  4. Hoşa gitmeyen, rahatsız edici
    • "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım." (Refik Halit Karay)
  5. Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan
    • "Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum." (Peyami Safa)
  6. [zarf] Bakınız çok
    • "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor." (Peyami Safa)
ESNA

Kelime Kökeni: Arapça es̱nāʾ

  1. [isim] Bir işin yapıldığı an, sıra
    • "O esnada irice bir karaltı belirdi tam arkasında." (Elif Şafak)
BİNA

Kelime Kökeni: Arapça binā

  1. [isim] Bakınız yapı
    • "Yalı, çok pencereli, iki katlı, yayvan bir binadır." (Burhan Felek)
  2. [eskimiş, dil bilgisi] Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap
    • "Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur." (Atasözü)
  3. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız çatı
VANA

Kelime Kökeni: İtalyanca vano

  1. [isim] Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet; valf
BANA

  1. [zamir] Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
GINA

Kelime Kökeni: Arapça ġinā

  1. [isim, eskimiş] Zenginlik, bolluk
  2. Bıkma, usanma
NAZİ

Kelime Kökeni: Almanca Nazi

  1. [isim] Nazizm yanlısı olan kimse
    • "Zanlı olarak Nazileri gören, üstlerinin de desteğiyle tümüyle onları yakalamaya yoğunlaşan Markus, birdenbire güçlenen bu yeni ihtimalle işin uzayacağını fark etmiş, o nedenle de canı sıkılmaya başlamıştı." (Ahmet Ümit)
KINA

Kelime Kökeni: Arapça ḥinnāʾ

  1. [isim] Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz
    • "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü" (Halk türküsü)
NAME

Kelime Kökeni: Farsça nāme

  1. [isim, eskimiş] Bakınız mektup
    • "Ertesi sabah tam demir alırken kaptanıderyanın bir namesini aldı." (Nâzım Hikmet)
SANA

  1. [zamir] Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
İNAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿinād

  1. [isim] Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
    • "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir." (Tarık Buğra)
  2. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
    • "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bakınız inatçı
    • "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı." (Mehmet Yaşar Kandemir)
NAİF

Kelime Kökeni: Fransızca naïf

  1. [sıfat] Saf, deneyimsiz
    • "Kıskanabileceği kadınların varlığını göğüsleyemeyecek kadar naif biri değildi." (Reha Mağden)
  2. [isim] Güzel sanatların özellikle resim alanında kendi kendini yetiştirmiş sanatçısı veya onun yapıtı
  3. [isim] Kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı
  4. Acemice yapılan
    • "Bu özbeöz İstanbul efendisi, makalelerini, romanlarını kendine özgü naif resimlerle süslerdi." (Haldun Taner)
ANAL

Kelime Kökeni: Fransızca anal

  1. [sıfat, tıp] Anüsle ilgili
  2. [zarf] Anüs yoluyla
ANAM

  1. sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz
  2. [teklifsiz konuşmada] kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü
    • "Dur, anam, saçını düzelteyim!"
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü