İçinde na olan 4 harfli 55 kelime var. İçerisinde NA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CANA
-
Kelime Kökeni: Farsça cānā
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- "Esiriaşkın olmuşum cana!"
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- ANAÇ
-
-
[sıfat]
Şefkatli, anne gibi davranan
- "İki saattir eski geyik postu seccadesinin üstünde salatüselam çeken Fatma Hanım, tüneğinden inecek bir anaç tavuk edasıyla ayağa kalkınca birdenbire hiddetlendi."
-
[isim]
Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan
-
[isim]
Yemiş verecek durumdaki ağaç
- "Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler."
-
[mecaz]
Kurnaz olan
-
[mecaz]
Bakınız deneyimli
-
[mecaz]
Başına buyruk olan
-
[sıfat]
Şefkatli, anne gibi davranan
- NAŞİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nāşī
-
[edat, eskimiş]
Bakınız ötürü
- "Hastalığından naşi gelemedi."
-
[edat, eskimiş]
Bakınız ötürü
- MANA
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿnā
-
[isim, dil bilimi]
Bakınız anlam
- "Ne Hak buyruğun tutarsın ne kul sözün işitirsin / Hiç bilmezsin mana nedir, ne dilde çağırmak gerek"
-
[isim, dil bilimi]
Bakınız anlam
- HONA
-
-
[isim, ağızlardan]
Erkek sığır
-
[isim, ağızlardan]
Erkek sığır
- ZİNA
-
Kelime Kökeni: Arapça zināʾ
-
[isim]
Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki
- "Zinanın sadece bir boşanma nedeni oluşturan bir haksız fiil olarak kabulü, temel toplumsal kurum olarak ailenin korunması için yeterli değildir."
-
[isim]
Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki
- FENA
-
Kelime Kökeni: Arapça fenāʾ
-
[sıfat]
Bakınız kötü
- "Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir."
-
Bakınız üzücü
- "Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki..."
-
İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse)
- "Fena bir öğrenci."
-
Hoşa gitmeyen, rahatsız edici
- "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım."
-
Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan
- "Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum."
-
[zarf]
Bakınız çok
- "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor."
-
[sıfat]
Bakınız kötü
- ESNA
-
Kelime Kökeni: Arapça es̱nāʾ
-
[isim]
Bir işin yapıldığı an, sıra
- "O esnada irice bir karaltı belirdi tam arkasında."
-
[isim]
Bir işin yapıldığı an, sıra
- BİNA
-
Kelime Kökeni: Arapça binā
- VANA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca vano
-
[isim]
Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet; valf
-
[isim]
Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet; valf
- BANA
-
-
[zamir]
Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
-
[zamir]
Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
- GINA
-
Kelime Kökeni: Arapça ġinā
-
[isim, eskimiş]
Zenginlik, bolluk
-
Bıkma, usanma
-
[isim, eskimiş]
Zenginlik, bolluk
- NAZİ
-
Kelime Kökeni: Almanca Nazi
-
[isim]
Nazizm yanlısı olan kimse
- "Zanlı olarak Nazileri gören, üstlerinin de desteğiyle tümüyle onları yakalamaya yoğunlaşan Markus, birdenbire güçlenen bu yeni ihtimalle işin uzayacağını fark etmiş, o nedenle de canı sıkılmaya başlamıştı."
-
[isim]
Nazizm yanlısı olan kimse
- KINA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥinnāʾ
-
[isim]
Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz
- "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü"
-
[isim]
Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz
- NAME
-
Kelime Kökeni: Farsça nāme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mektup
- "Ertesi sabah tam demir alırken kaptanıderyanın bir namesini aldı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mektup
- SANA
-
-
[zamir]
Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
-
[zamir]
Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
- İNAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿinād
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."
-
Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
- "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı."
-
[sıfat]
Bakınız inatçı
- "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı."
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- NAİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca naïf
-
[sıfat]
Saf, deneyimsiz
- "Kıskanabileceği kadınların varlığını göğüsleyemeyecek kadar naif biri değildi."
-
[isim]
Güzel sanatların özellikle resim alanında kendi kendini yetiştirmiş sanatçısı veya onun yapıtı
-
[isim]
Kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı
-
Acemice yapılan
- "Bu özbeöz İstanbul efendisi, makalelerini, romanlarını kendine özgü naif resimlerle süslerdi."
-
[sıfat]
Saf, deneyimsiz
- ANAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca anal
-
[sıfat, tıp]
Anüsle ilgili
-
[zarf]
Anüs yoluyla
-
[sıfat, tıp]
Anüsle ilgili
- ANAM
-
-
sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz
-
[teklifsiz konuşmada]
kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü
- "Dur, anam, saçını düzelteyim!"
-
sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz