İçinde n olan 4 harfli 328 kelime var. İçerisinde N harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında n harfi olan kelimeler listesine ya da sonu n harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEİN

Kelime Kökeni: Fransızca théine

  1. [isim] Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde
KUNT

Kelime Kökeni: Farsça kund

  1. [sıfat] Ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam
    • "Yüksek, sur gibi kalın duvarın ardındaki küçük avluya kunt demir kapıdan girilirdi." (Ayla Kutlu)
ANAM

  1. sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz
  2. [teklifsiz konuşmada] kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü
    • "Dur, anam, saçını düzelteyim!"
İĞNE

  1. [isim] Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç
    • "Nasıl olduğunu bir göster de usta olduğunu biz de görelim, diyerek misafirin eline, iplik geçirdiği iğneyi tutuşturuverirmiş." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Vücuda şırıngayla verilen sıvı ilaç
  3. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü
  4. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları altın veya mücevherli süs eşyası
    • "Aç kaldığı günler oldu, fakat şehzadesinin hediyesi olan elmaslı iğneyi satmayı düşünmedi." (Necip Fazıl Kısakürek)
  5. Bazı araçların ucu sivri parçaları
    • "Pusula iğnesi."
  6. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ
    • "Nedir, toprağa yapışık yaşayan bu küçük hayvanın kendine özgü bir görkemi de vardır öte yandan, öleceğini anlayınca, iğnesini kendisine batırır..." (Yıldız İncesi)
  7. Oltanın ucundaki küçük çengel
  8. [mecaz] Dokunaklı söz
  9. [bitki bilimi] Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık
  10. [tıp] Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç
ANAL

Kelime Kökeni: Fransızca anal

  1. [sıfat, tıp] Anüsle ilgili
  2. [zarf] Anüs yoluyla
İZİN

Kelime Kökeni: Arapça iẕn

  1. [isim] Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük; cevaz, destur, icazet, müsaade, ruhsat
    • "Ben dahi başka bir diyara gitmek için izin talep ederim." (Ahmet Kabaklı)
  2. Bir kimseye çalıştığı yerce verilen tatil
AYAN

Kelime Kökeni: Arapça aʿyān

  1. [isim, eskimiş] İleri gelenler
  2. Meşrutiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kimselerin her biri
İNCE

  1. [sıfat] Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
    • "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."
  2. Bakınız zayıf
    • "Sarışın, kuru, ince bir kadındı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı
    • "İnce un. İnce kum."
  4. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
    • "İnce nakış."
  5. Bakınız ayrıntılı
    • "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..." (Tomris Uyar)
  6. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
  7. Tiz (ses), kalın karşıtı
    • "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. Hafif, gücü az
    • "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. [mecaz] İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    • "Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür." (Mehmet Kaplan)
  10. [mecaz] Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
    • "Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli." (Adalet Ağaoğlu)
DENİ

Kelime Kökeni: Arapça denī

  1. [sıfat, eskimiş] Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse)
ÖDÜN

  1. [isim] Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme; ödünleme, ivaz, taviz
    • "Kalabalığa verilen her ödün, verenleri kendi benliğinden, kişiliğinden uzaklaştırıyor." (Necati Cumalı)
AYİN

Kelime Kökeni: Farsça āyīn

  1. [isim] Bir mezhebin veya bir tarikatın kendine özgü ibadet töreni
  2. [eskimiş] Bakınız töre
  3. [müzik] Sema törenlerinde çalınıp söylenen çeşitli makamları içinde barındıran beste; ayinişerif
BENT

Kelime Kökeni: Farsça bend

  1. [isim] Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set
    • "Bentler, hakikaten Osmanlı medeniyeti eserlerinden örnek verecek heybetli tesislerden imiş." (Ahmet Rasim)
  2. [hukuk] Kanun maddesinin bölümlerinden her biri
  3. [isim, eskimiş] Bakınız bağ
  4. [eskimiş] Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm
  5. [eskimiş] Gazete yazısı
  6. [edebiyat] Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri; bağlam
DİNE

  1. [isim, ağızlardan] Konaklama yeri
    • "İsmini duyduklarımızın, bildiklerimizin kimi çayımdan, kimi dinemden geçti." (Falih Rıfkı Atay)
ANAT

Kelime Kökeni: Arapça ānāt

  1. [isim, eskimiş] Anlar, zamanlar
  2. İnce, küçük farklar
    • "On beş metrelik bir mesafeden dürbünümle en ince anatını gördüğüm canlı bir heykel, ruhumda bedii kıyametler kopardı." (Ömer Seyfettin)
NOVA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, gök bilimi] Parlaklığı birdenbire artan, patlamalı değişen yıldız
PENA

Kelime Kökeni: İtalyanca penna

  1. [isim] Bakınız mızrap
EREN

  1. [isim, din bilimi] Bakınız ermiş
    • "Bu adam vaktinin en büyük erenlerindendi." (Ömer Seyfettin)
  2. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse
NAFİ

Kelime Kökeni: Arapça nāfiʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yararlı
NARH

Kelime Kökeni: Farsça nirḫ

  1. [isim, ticaret] Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat
GİNE

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız yine
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü