İçinde nı olan 6 harfli 45 kelime var. İçerisinde NI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nı olan kelimeler listesine ya da sonu nı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARINIŞ

  1. [isim] Arınmak işi
    • "Büyük heyecanla anlatıyor, o yıkılışta boş yüceliklerden bütün bir arınışı algılatmaya uğraşıyordu." (Selim İleri)
TANITI

  1. [isim] İletişim araçları yoluyla tanıtma işi
  2. Duvar duyurusu
UYANIŞ

  1. [isim] Uyanmak işi
    • "Parasız adamın sabahleyin bir acı, zehirli uyanışı vardır, ölümden beterdir." (Refik Halit Karay)
  2. Hareketsizlikten veya gafletten kurtulma; intibah
    • "Münevverde aldanmış bir adam hiddeti ile canlı bir uyanış var." (Hüseyin Nihal Atsız)
  3. Bakınız Rönesans
  4. [mecaz] Bilgisizlikten kurtulma durumu
    • "Bazı uyanış ve toparlanış belirtileri meydana getirmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SARNIÇ

Kelime Kökeni: Arapça ṣahrīc, sihrīc

  1. [isim] Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
    • "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler." (Refik Halit Karay)
  2. [denizcilik] Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu
ANIRIŞ

  1. [isim] Anırmak işi
    • "Birden ovada unutulmuş yaşlı bir eşeğin anırışı duyuluyor." (Attilâ İlhan)
YALNIZ

  1. [sıfat] Yanında başkaları bulunmayan
    • "Arka koltuklardan birinde, bir oğlan çocukla oturan başında eşarplı kadın -oğlanın annesi- onların hemen önünde de yine başı eşarplı yalnız bir kadın." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [zarf] Bakınız tek başına
    • "İki refik, sevgili arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediler." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  3. [zarf] Sadece
    • "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [zarf] Bakınız yalnızca
  5. [bağlaç] “Ama, fakat” anlamlarında bir söz
    • "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."
  6. [isim, ruh bilimi] Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi
UYANIK

  1. [sıfat] Uyumamış; bidar
    • "Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu." (Attilâ İlhan)
  2. Uykudan uyanmış
  3. [mecaz] Bakınız açıkgöz
    • "... en az yetmiş yaşında görünen bu efendinin gözü açık, kantarı belinde, uyanık biri olduğu fıldır fıldır oynayan gözlerinden belliydi." (İhsan Oktay Anar)
  4. [mecaz] Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan; sak (I), müteyakkız
    • "Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı." (Haldun Taner)
  5. [mecaz] Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili olan
    • "Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz." (Salâh Birsel)
ANISAL

  1. [sıfat] Anıyla ilgili, anıya ait
    • "Onlara göre yaşlı yazarların anısal birikimi daha fazlaydı."
ALINIŞ

  1. [isim] Alınmak işi
ANINDA

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Bu da tutturmuş, ‘ziyaret toprağı katarsan anında tutar’ diyor!" (Bilge Erenus)
  2. [sıfat] Aynı anda, o anda yapılan; simultane
UZANIŞ

  1. [isim] Uzanmak işi
    • "Bir dildeki sözcükleri deştikçe, olağan şey bu, doğrultuları izlenebilen köklerin bazen hiç beklenmedik bir uzanışla yabancı dil bölgelerinden beslendiği görülür." (Nermi Uygur)
AŞINIŞ

  1. [isim] Aşınmak işi
İNANIŞ

  1. [isim] İnanmak işi
  2. İnanılan şey
ADANIŞ

  1. [isim] Adanmak işi
    • "Ama gerçek yazarlık, bir iki kitap çıkarmakla değil, kalem bilinciyle emeğine tam adanışla mümkün olabilmektedir." (Rauf Mutluay)
ABANIŞ

  1. [isim] Abanma işi
USANIŞ

  1. [isim] Usanmak durumu
UZANIM

  1. [isim, gök bilimi] Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı
  2. [fizik] Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı
İMANIM

  1. [argo] (imanım) "kardeş, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
AŞINIM

  1. [isim] Aşınmak işi
  2. [jeoloji] Bakınız erozyon
TANIMA

  1. [isim] Tanımak işi
    • "Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü