İçinde nı olan 6 harfli 45 kelime var. İçerisinde NI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nı olan kelimeler listesine ya da sonu nı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARINIŞ
-
-
[isim]
Arınmak işi
- "Büyük heyecanla anlatıyor, o yıkılışta boş yüceliklerden bütün bir arınışı algılatmaya uğraşıyordu."
-
[isim]
Arınmak işi
- TANITI
-
-
[isim]
İletişim araçları yoluyla tanıtma işi
-
Duvar duyurusu
-
[isim]
İletişim araçları yoluyla tanıtma işi
- UYANIŞ
-
-
[isim]
Uyanmak işi
- "Parasız adamın sabahleyin bir acı, zehirli uyanışı vardır, ölümden beterdir."
-
Hareketsizlikten veya gafletten kurtulma; intibah
- "Münevverde aldanmış bir adam hiddeti ile canlı bir uyanış var."
-
Bakınız Rönesans
-
[mecaz]
Bilgisizlikten kurtulma durumu
- "Bazı uyanış ve toparlanış belirtileri meydana getirmişti."
-
[isim]
Uyanmak işi
- SARNIÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣahrīc, sihrīc
-
[isim]
Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
- "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler."
-
[denizcilik]
Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu
-
[isim]
Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı
- ANIRIŞ
-
-
[isim]
Anırmak işi
- "Birden ovada unutulmuş yaşlı bir eşeğin anırışı duyuluyor."
-
[isim]
Anırmak işi
- YALNIZ
-
-
[sıfat]
Yanında başkaları bulunmayan
- "Arka koltuklardan birinde, bir oğlan çocukla oturan başında eşarplı kadın -oğlanın annesi- onların hemen önünde de yine başı eşarplı yalnız bir kadın."
-
[zarf]
Bakınız tek başına
- "İki refik, sevgili arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediler."
-
[zarf]
Sadece
- "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı."
-
[zarf]
Bakınız yalnızca
-
[bağlaç]
“Ama, fakat” anlamlarında bir söz
- "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."
-
[isim, ruh bilimi]
Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi
-
[sıfat]
Yanında başkaları bulunmayan
- UYANIK
-
-
[sıfat]
Uyumamış; bidar
- "Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu."
-
Uykudan uyanmış
-
[mecaz]
Bakınız açıkgöz
- "... en az yetmiş yaşında görünen bu efendinin gözü açık, kantarı belinde, uyanık biri olduğu fıldır fıldır oynayan gözlerinden belliydi."
-
[mecaz]
Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan; sak (I), müteyakkız
- "Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı."
-
[mecaz]
Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili olan
- "Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz."
-
[sıfat]
Uyumamış; bidar
- ANISAL
-
-
[sıfat]
Anıyla ilgili, anıya ait
- "Onlara göre yaşlı yazarların anısal birikimi daha fazlaydı."
-
[sıfat]
Anıyla ilgili, anıya ait
- ALINIŞ
-
-
[isim]
Alınmak işi
-
[isim]
Alınmak işi
- ANINDA
-
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Bu da tutturmuş, ‘ziyaret toprağı katarsan anında tutar’ diyor!"
-
[sıfat]
Aynı anda, o anda yapılan; simultane
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- UZANIŞ
-
-
[isim]
Uzanmak işi
- "Bir dildeki sözcükleri deştikçe, olağan şey bu, doğrultuları izlenebilen köklerin bazen hiç beklenmedik bir uzanışla yabancı dil bölgelerinden beslendiği görülür."
-
[isim]
Uzanmak işi
- AŞINIŞ
-
-
[isim]
Aşınmak işi
-
[isim]
Aşınmak işi
- İNANIŞ
-
-
[isim]
İnanmak işi
-
İnanılan şey
-
[isim]
İnanmak işi
- ADANIŞ
-
-
[isim]
Adanmak işi
- "Ama gerçek yazarlık, bir iki kitap çıkarmakla değil, kalem bilinciyle emeğine tam adanışla mümkün olabilmektedir."
-
[isim]
Adanmak işi
- ABANIŞ
-
-
[isim]
Abanma işi
-
[isim]
Abanma işi
- USANIŞ
-
-
[isim]
Usanmak durumu
-
[isim]
Usanmak durumu
- UZANIM
-
-
[isim, gök bilimi]
Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı
-
[fizik]
Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı
-
[isim, gök bilimi]
Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı
- İMANIM
-
-
[argo]
(imanım) "kardeş, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
[argo]
(imanım) "kardeş, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- AŞINIM
-
-
[isim]
Aşınmak işi
-
[jeoloji]
Bakınız erozyon
-
[isim]
Aşınmak işi
- TANIMA
-
-
[isim]
Tanımak işi
- "Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu."
-
[isim]
Tanımak işi