İçinde nü olan 7 harfli 41 kelime var. İçerisinde NÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nü olan kelimeler listesine ya da sonu nü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
N Ü
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÖSNÜLÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız şehvetli
-
[sıfat]
Bakınız şehvetli
- DÖVÜNÜŞ
-
-
[isim]
Dövünmek işi
-
[isim]
Dövünmek işi
- DÜŞÜNÜŞ
-
-
[isim]
Düşünmek işi
- "Bütün bu düşünüşler, Nihat'ı Muazzez'e olan kininden kurtaramıyordu."
-
[felsefe]
İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi
-
[isim]
Düşünmek işi
- DÜŞÜNÜR
-
-
[isim]
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse; düşünücü, mütefekkir
- "Bu ülkenin düşünürleri az değil."
-
[isim]
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse; düşünücü, mütefekkir
- TAANNÜT
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿannud
-
[isim, eskimiş]
Direnme, ayak direme, inat etme
- "Şu birbirini kovalayan kuşların takiplerinde ne musır bir taannüt var."
-
[isim, eskimiş]
Direnme, ayak direme, inat etme
- DÖNÜŞÜM
-
-
[isim]
Bir durumdan başka bir duruma geçme; şekil değiştirme, tahavvül, transformasyon
- "Alfabe dönüşümü halkın okumayı kolay sökmesi içindi."
-
[biyoloji]
Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme
-
[ruh bilimi]
Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi; transformasyon
-
[isim]
Bir durumdan başka bir duruma geçme; şekil değiştirme, tahavvül, transformasyon
- DÜŞÜNÜM
-
-
[isim]
Bakınız düşün
-
[isim]
Bakınız düşün
- GÖNÜLLÜ
-
-
[sıfat]
Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen; fahri
-
Çok istekli
- "Bu ilginç resimden yola çıkarak yaratacağı öykünün içine gönüllü olarak balıklama daldı."
-
[isim]
Seven kimse veya sevgili
-
[sıfat]
Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen; fahri
- DÖNÜŞME
-
-
[isim]
Dönüşmek işi
-
[isim]
Dönüşmek işi
- GÖYNÜME
-
-
[isim]
Göynümek durumu
-
[isim]
Göynümek durumu
- SÖNÜMLÜ
-
-
[sıfat, fizik]
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)
-
[sıfat, fizik]
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)
- SİNÜZİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca sinusite
-
[isim, tıp]
Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntı ile kendini gösteren, burun boşluğuna yakın bulunan kemik içindeki boşluklardan bir veya daha fazlasının iltihaplanması
- "Ne var diye sorduğumda, annesinin sinüziti dolayısıyla burnuna acı kavun suyu sıktıklarını, nefes alamayıp ölecek hâle geldiğini, yeni uyuduğunu, gürültü yapıp uyandırmamamı söyledi."
-
[isim, tıp]
Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntı ile kendini gösteren, burun boşluğuna yakın bulunan kemik içindeki boşluklardan bir veya daha fazlasının iltihaplanması
- TESANÜT
-
Kelime Kökeni: Arapça tesānud
-
[isim, eskimiş]
Bakınız omuzdaşlık
-
Bakınız dayanışma
- "İnsan zekâsının birliği, düşüncelerin tesanüdünden doğan büyük ve ümit verici bir netice."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız omuzdaşlık
- SİYANÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca cyanure
-
[isim, kimya]
Hidrosiyanik asidin tuzu veya esteri olan çok güçlü bir zehir
-
[isim, kimya]
Hidrosiyanik asidin tuzu veya esteri olan çok güçlü bir zehir
- ÖYKÜNÜŞ
-
-
[isim]
Taklit ediş
-
[isim]
Taklit ediş
- NÜFUZLU
-
-
[sıfat]
Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
- "Mülkiyeden çıktıktan sonra Avrupa'ya kaçmış fakat nüfuzlulardan birinin aracılığıyla İstanbul'a dönmüştü."
-
Makamı yüksek, kademesi üst
- "Arkadaşlarının nüfuzlu yerlerde bulunmasına karşın o hep kenarda kalmayı yeğledi."
-
[sıfat]
Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
- DÜNÜRCÜ
-
-
[isim]
Kız istemeye giden kimse
-
[isim]
Kız istemeye giden kimse
- NÜVAZİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça nevaziş
-
[isim]
Bakınız nevaziş
-
[isim]
Bakınız nevaziş
- GÖRÜNÜM
-
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar."
-
Bakınız görünüş
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- GÖRÜNÜŞ
-
-
[isim]
Görünmek işi
-
Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
-
Gerçeğe uymayan dış görüntü
- "Görünüşe aldanmamalı."
-
Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
- "Van gölünün görünüşü eşsizdi."
-
[dil bilgisi]
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
-
[isim]
Görünmek işi