İçinde mül olan 8 harfli 15 kelime var. İçerisinde MÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mül olan kelimeler listesine ya da sonu mül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEKEMMÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça tekemmul
-
[isim, eskimiş]
Bakınız olgunlaşma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız olgunlaşma
- MÜLEVVES
-
Kelime Kökeni: Arapça mulevves̱
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kirli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kirli
- TAHAMMÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥammul
-
[isim]
Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
-
İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü; kaldırma, katlanma
- "Genç, tasavvurunun, tahammülünün fevkindeki bu hâllere karşı daima isyan ederdi."
-
[isim]
Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
- MÜLEVVEN
-
Kelime Kökeni: Arapça mulevven
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız renkli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız renkli
- MÜLKİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça mulkiyyet
-
[isim]
Bakınız sahiplik
-
[isim]
Bakınız sahiplik
- FORMÜLER
-
Kelime Kökeni: Fransızca formulaire
-
[isim]
Formüllerin bir araya toplandığı kitap veya dergi
-
[isim]
Formüllerin bir araya toplandığı kitap veya dergi
- GÖMÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak
- "Çok muhteşem bir cenaze töreniyle gömüldü."
-
[-e]
Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek
- "Abdi Bey'e kalsa koltuğuna gömülüp gazetelerini okuyacak."
-
[-e, mecaz]
Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak
- "Eğer meselede bir sır varsa o sır Nina ile denize gömülmüştü."
-
[-e, mecaz]
Bir şeyin derinliğine inmek
- "Hepsi kendi hayatlarının matemine gömülmüş bir hâlde dalgın ve mahzun idiler."
-
[nesnesiz]
Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak
- MÜLEYYİN
-
Kelime Kökeni: Arapça muleyyin
-
[sıfat, eskimiş]
Yumuşaklık veren
-
[isim, tıp]
Bağırsakları boşaltan, dışkının dışarı çıkmasını kolaylaştıran ilaç
-
[sıfat, eskimiş]
Yumuşaklık veren
- MÜLHAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mulḥaḳāt
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
-
Bir merkeze bağlı olan yerler
- "Ankara'nın mülhakatı."
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
- GÖMÜLEME
-
-
[isim]
Gömülemek işi
-
[isim]
Gömülemek işi
- FORMÜLLÜ
-
-
[sıfat]
Formülü olan
- "Hayatı bu kadar basit ve formüllü gören samimi insanların bu zihniyetlerine gıpta ettim."
-
[sıfat]
Formülü olan
- MÜLTEFİT
-
Kelime Kökeni: Arapça multefit
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iltifatkâr
- "Bir hâkimin çok ciddi, bir satıcının çok mültefit, bir askerin çok otoriter olması meslekleri icabıdır."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iltifatkâr
- MÜLAHAZA
-
Kelime Kökeni: Arapça mulāḥaẓa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşünce
- "Hukuk felsefesi açısından acaba o mu tasvip edilir, beriki mi? Çoğunluğun mülahazası mı tasvip edilir, bu mu tasvip edilir?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşünce
- MÜLTEZİM
-
Kelime Kökeni: Arapça multezim
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kesenekçi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kesenekçi
- MÜLAHHAM
-
Kelime Kökeni: Arapça mulaḥḥam
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız şişman
- "O mülahham bir adam, şişman sayılmasa bile gövdesi ağır ve hantal, boynu ve kolları kısa."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız şişman