İçinde mül olan 8 harfli 15 kelime var. İçerisinde MÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mül olan kelimeler listesine ya da sonu mül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEKEMMÜL

Kelime Kökeni: Arapça tekemmul

  1. [isim, eskimiş] Bakınız olgunlaşma
MÜLEVVES

Kelime Kökeni: Arapça mulevves̱

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kirli
TAHAMMÜL

Kelime Kökeni: Arapça taḥammul

  1. [isim] Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
  2. İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü; kaldırma, katlanma
    • "Genç, tasavvurunun, tahammülünün fevkindeki bu hâllere karşı daima isyan ederdi." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
MÜLEVVEN

Kelime Kökeni: Arapça mulevven

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız renkli
MÜLKİYET

Kelime Kökeni: Arapça mulkiyyet

  1. [isim] Bakınız sahiplik
FORMÜLER

Kelime Kökeni: Fransızca formulaire

  1. [isim] Formüllerin bir araya toplandığı kitap veya dergi
GÖMÜLMEK

  1. [nesnesiz] Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak
    • "Çok muhteşem bir cenaze töreniyle gömüldü." (Çetin Altan)
  2. [-e] Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek
    • "Abdi Bey'e kalsa koltuğuna gömülüp gazetelerini okuyacak." (Attilâ İlhan)
  3. [-e, mecaz] Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak
    • "Eğer meselede bir sır varsa o sır Nina ile denize gömülmüştü." (Refik Halit Karay)
  4. [-e, mecaz] Bir şeyin derinliğine inmek
    • "Hepsi kendi hayatlarının matemine gömülmüş bir hâlde dalgın ve mahzun idiler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
MÜLEYYİN

Kelime Kökeni: Arapça muleyyin

  1. [sıfat, eskimiş] Yumuşaklık veren
  2. [isim, tıp] Bağırsakları boşaltan, dışkının dışarı çıkmasını kolaylaştıran ilaç
MÜLHAKAT

Kelime Kökeni: Arapça mulḥaḳāt

  1. [isim, eskimiş] Bir bütüne katılanlar, ekler
  2. Bir merkeze bağlı olan yerler
    • "Ankara'nın mülhakatı."
GÖMÜLEME

  1. [isim] Gömülemek işi
FORMÜLLÜ

  1. [sıfat] Formülü olan
    • "Hayatı bu kadar basit ve formüllü gören samimi insanların bu zihniyetlerine gıpta ettim." (Aka Gündüz)
MÜLTEFİT

Kelime Kökeni: Arapça multefit

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız iltifatkâr
    • "Bir hâkimin çok ciddi, bir satıcının çok mültefit, bir askerin çok otoriter olması meslekleri icabıdır." (Mehmet Kaplan)
MÜLAHAZA

Kelime Kökeni: Arapça mulāḥaẓa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşünce
    • "Hukuk felsefesi açısından acaba o mu tasvip edilir, beriki mi? Çoğunluğun mülahazası mı tasvip edilir, bu mu tasvip edilir?" (Faruk Mercan)
MÜLTEZİM

Kelime Kökeni: Arapça multezim

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kesenekçi
MÜLAHHAM

Kelime Kökeni: Arapça mulaḥḥam

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız şişman
    • "O mülahham bir adam, şişman sayılmasa bile gövdesi ağır ve hantal, boynu ve kolları kısa." (Attilâ İlhan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü