İçinde mu olan 9 harfli 114 kelime var. İçerisinde MU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mu olan kelimeler listesine ya da sonu mu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OMURGASIZ
-
-
[sıfat]
Omurgası bulunmayan
-
[mecaz]
Düşüncelerini çıkarları doğrultusunda değiştirebilen, ilkesiz
-
[sıfat]
Omurgası bulunmayan
- MUŞTALAMA
-
-
[isim]
Muştalamak işi
-
[isim]
Muştalamak işi
- MAHMURLUK
-
-
[isim]
İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik; ayıltı
- "O sermestliğin nasıl bir mahmurlukla bittiğini bir yana bırakalım."
-
Uykudan sonra duyulan ağırlık ve sersemlik
- "Elindeki şamdanın ışığı gözlerini kamaştırıyor, uyku mahmurluğu gözlerinden gitmiyor, bu da onu öyle güzelleştiriyordu ki tarif edilemez."
-
[isim]
İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik; ayıltı
- MUAYENECİ
-
-
[isim]
Araştıran, yoklayan kimse
- "Eskiden İstanbul gümrüğünde muayeneciymiş."
-
[isim]
Araştıran, yoklayan kimse
- SOMUTLAMA
-
-
[isim]
Somutlamak işi
-
[isim]
Somutlamak işi
- HAMURUMSU
-
-
[sıfat]
Bakınız hamursu
-
[sıfat]
Bakınız hamursu
- MUARIZLIK
-
-
[isim]
Muarız olma durumu
- "Modern şiirin yürekli isimlerinin modern ve modern sonrası hayata yönelttikleri muarızlık ne yazık ki bugün sürmüyor."
-
[isim]
Muarız olma durumu
- SOMURTMAK
-
-
[nesnesiz]
Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak; surat asmak
- "Akşam gezintisinin suya düştüğünü anladığı için somurtmakta ve yerinden bile kalkmamaktadır."
-
[nesnesiz]
Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak; surat asmak
- MUSLİHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça muṣliḥ + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Barışçı bir yolla
- "Asıl fenası böyle zamanlarda büyükannem de muslihane bir rol almaz."
-
[zarf, eskimiş]
Barışçı bir yolla
- KOKMUŞLUK
-
-
[isim]
Kokmuş olma durumu
-
[isim]
Kokmuş olma durumu
- MUVAFAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muvāfaḳat
-
[isim]
Uygun görme, onama, kabul etme
-
[isim]
Uygun görme, onama, kabul etme
- MUHTAÇLIK
-
-
[isim]
Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum
- "Bir çocuğun beni babası yerine koyması bir kurnazlıktan mı yoksa sevgiye muhtaçlığından mı güç alıyor?"
-
[isim]
Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum
- ALEMŞÜMUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿālem + şumūl
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız evrensel
- "Her insan, kâinatı dolduran varlığın bir özü ve âlemşümul düşüncenin bir taşıyıcısıdır."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız evrensel
- OMUZLAYIŞ
-
-
[isim]
Omuzlamak işi
-
[isim]
Omuzlamak işi
- KARAMUSAL
-
Kelime Kökeni: İtalyanca paramusselli
-
[isim, denizcilik]
Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni
- "Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?"
-
[isim, denizcilik]
Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni
- MAYMUNCUK
-
-
[isim]
Küçük maymun
-
Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç; hırsız anahtarı, tavşan anahtarı
- "Çakısını, maymuncuk gibi kullanarak kapıyı açmak istedi."
-
[hayvan bilimi]
Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kın kanatlı böcek (Otiorrhyncus peregrinus)
-
[isim]
Küçük maymun
- MUKADDİME
-
Kelime Kökeni: Arapça muḳaddime
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ön söz
-
Bir olayın başlangıcı
- "Babam, 'eti senin, kemiği benim!' mukaddimesiyle beni hocaya emanet ettiğini söyledi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ön söz
- MUMLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Mumlamak işi yapılmak veya mumlamak işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Mumlamak işi yapılmak veya mumlamak işine konu olmak
- UMURSAYIŞ
-
-
[isim]
Umursamak durumu
-
[isim]
Umursamak durumu
- MUTAASSIP
-
Kelime Kökeni: Arapça mutaʿaṣṣib
-
[sıfat]
Bakınız bağnaz
- "Mutaassıptır, okuduğu birkaç esere saplanmıştır."
-
[sıfat]
Bakınız bağnaz