İçinde mu olan 8 harfli 185 kelime var. İçerisinde MU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mu olan kelimeler listesine ya da sonu mu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MUTAVAAT

Kelime Kökeni: Arapça muṭāvaʿat

  1. [isim, eskimiş] Boyun eğme
  2. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız dönüşlü
MUHAYYER

Kelime Kökeni: Arapça muḫayyer

  1. [sıfat] Sağlamlığı ve kullanılabilirliği açısından önerilen, beğenilmediğinde geri verilebilecek olan (eşya vb.)
  2. [isim, müzik] Türk müziğinde bir makam
MUTANTAN

Kelime Kökeni: Arapça muṭanṭan

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız görkemli
    • "Salih Paşa'ya, uğrayacağı iskelelerde mutantan istikballer yapılması hakkında talimat verilmişti." (Atatürk)
DOMUZUNA

  1. [zarf] İnat olsun diye
    • "Bu sözler hiç şüphesiz Celâl Sahir'in değildi, domuzuna harbe sokulmamız için havaya atılmış mantıklardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız iyiden iyiye
    • "Madam da domuzuna gâvurdu. Göğsünün üstünde daima bir altın haç." (Peyami Safa)
MUKAYESE

Kelime Kökeni: Arapça muḳāyese

  1. [isim] Bakınız karşılaştırma
    • "Bu kitabın kahramanıyla hakikat arasında yeniden mukayeseye başladı." (Peyami Safa)
MAHMUZCU

  1. [isim, tarih] Mahmuz yapan veya satan kimse
MUHAYYEL

Kelime Kökeni: Arapça muḫayyel

  1. [sıfat, eskimiş] Hayal gücüyle yaratılan, hayal edilen
    • "Gülümser bir resimdir / Muhayyel sevgilimdir" (Yahya Kemal Beyatlı)
SOMURTUK

  1. [sıfat] Asık suratlı, yüzü gülmez, sıkıntılı, çekilmez
    • "Somurtuk, buruk ve pasif bir ortamın içinde sürekli canlılığı, neşesi, sevimliliği ile manevi bir vitamin gibidir." (Haldun Taner)
YAMUKLUK

  1. [isim] Yamuk olma durumu
MUALLİME

Kelime Kökeni: Arapça muʿallime

  1. [isim, eskimiş] Bakınız (kadın) öğretmen
    • "Bir eski muallime olan annem, istese de büyüklük satamazdı, elinden gelmezdi." (Orhan Kemal)
MUHARRİŞ

Kelime Kökeni: Arapça muḫarriş

  1. [sıfat, eskimiş] Tırmalayan, tahriş eden
  2. İrkilten, korku veren
BERMUTAT

Kelime Kökeni: Farsça ber + Arapça muʿtād

  1. [zarf, eskimiş] Alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi
    • "Gece saat dokuz. Bermutat, köşk pırıl pırıl." (Nâzım Hikmet)
MUNKABIZ

Kelime Kökeni: Arapça munḳabiż

  1. [sıfat, eskimiş] Büzülmüş, toplanmış
  2. Pekliği olan, peklik çeken
  3. [mecaz] Verimsiz olan, işe yaramaz
MUHATARA

Kelime Kökeni: Arapça muḫāṭara

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tehlike
  2. Bakınız zarar
MUVAZENE

Kelime Kökeni: Arapça muvāzene

  1. [isim, eskimiş] Bakınız denge
    • "Ruh muvazenesi yalpalamaya başlayınca nesil ahengi kaybolmaya yüz tutar ve şimdiki manzara doğar." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız dengeleme
SOMURTMA

  1. [isim] Somurtmak işi
SOMURTUŞ

  1. [isim] Somurtmak işi
MUSLUKLU

  1. [sıfat] Musluğu olan
MUKARRER

Kelime Kökeni: Arapça muḳarrer

  1. [sıfat, eskimiş] Kararlaşmış, kararlaştırılmış
MAHMUZLU

  1. [sıfat] Mahmuzu olan
    • "Sokağa çıkarken bunların altına giydiği, arkaları mahmuzlu galoşları da kapının önüne bırakmıştı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü