İçinde mu olan 6 harfli 80 kelime var. İçerisinde MU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mu olan kelimeler listesine ya da sonu mu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUTFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça maṭbaḫ
-
[isim]
Yemek pişirilen yer; aş damı, aşhane, ocaklık
- "Bir bütün günü mutfakta harcayıp çeşitli yemekler yapıyor."
-
Yiyecek kültürünün tamamı
- "Türk mutfağı."
-
[isim]
Yemek pişirilen yer; aş damı, aşhane, ocaklık
- MUĞBER
-
Kelime Kökeni: Arapça muġber
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gücenik
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gücenik
- UMULMA
-
-
[isim]
Umulmak durumu
-
[isim]
Umulmak durumu
- NUMUNE
-
Kelime Kökeni: Farsça numūne
-
Bakınız örnek
- "Ahlak bozukluğu adına ne kadar rezillik varsa her biri için orada numuneler bulunabilir."
-
[sıfat]
Bakınız göstermelik
-
Bakınız örnek
- MUNDAR
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız murdar
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız murdar
- MUASIR
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāṣir
-
[sıfat]
Bakınız çağdaş
- "Hatta çok kere muasırlarından Namık Kemal ve Ziya Paşa bu hususta daha muvaffak olmuşlardır."
-
[sıfat]
Bakınız çağdaş
- ÇAMUKA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus)
- MUAVİN
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāvin
-
[isim]
Bakınız yardımcı
- "Kalkmak üzere olan otobüsün muavini seslendi."
-
Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse
-
Bakınız şoför muavini
- "Gidiyoruz be muavin bey ağabey, der."
-
[isim]
Bakınız yardımcı
- HAMULE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥamūle
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yük
-
Kâğıt dolgu maddesi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yük
- MUVAZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça muvāzī
-
[sıfat, eskimiş, matematik]
Bakınız paralel
-
[sıfat, eskimiş, matematik]
Bakınız paralel
- KOKMUŞ
-
-
[sıfat]
Çürüyüp bozularak kötü kokan; kokuşuk, müteaffin
-
[mecaz]
Yerinden kımıldamaya üşenen, tembel, miskin olan (kimse)
- "Kokmuş adam."
-
[mecaz]
Çok bilinen, değersiz, önemsiz olan
- "Ve sen o kokmuş tangoyu on sekizinci defa dinleyeceksin."
-
[sıfat]
Çürüyüp bozularak kötü kokan; kokuşuk, müteaffin
- MUNZAM
-
Kelime Kökeni: Arapça munżamm
-
[sıfat, eskimiş]
Katılmış, ulanmış, eklenmiş
-
[isim]
Bakınız ekleme
-
[sıfat, eskimiş]
Katılmış, ulanmış, eklenmiş
- MUAMMA
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿammā
-
[isim]
Bakınız bilmece
- "Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilmek için muammalara başvururlardı."
-
[edebiyat]
Âşıklık geleneğinde manzum bilmece
-
[mecaz]
Anlaşılmayan, bilinmeyen şey
- "Ruhu uykuda farz ettiğim kadın bana pek yaman bir muamma gibi geldi."
-
[sıfat]
Anlaşılmayan, bilinmeyen
- "Bırak muamma konuşmayı / Çıkar ağzından baklayı / Bahtımız aydınlanıversin"
-
[isim]
Bakınız bilmece
- DOLMUŞ
-
-
[sıfat]
Boş yeri kalmamış; meşbu
-
Bakınız dolu (II)
-
[isim]
Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt
- "En iyisi, ben buradan bir dolmuşa binip eve gideyim."
-
[sıfat]
Boş yeri kalmamış; meşbu
- SİMURG
-
Kelime Kökeni: Farsça sī + murġ
-
[isim]
Bakınız Anka
-
[isim]
Bakınız Anka
- MUTSUZ
-
-
[sıfat]
Mutlu olmayan; bedbaht, saadetsiz
-
Bakınız kara bahtlı
-
[sıfat]
Mutlu olmayan; bedbaht, saadetsiz
- MEMURE
-
Kelime Kökeni: Arapça meʾmūre
-
[isim, eskimiş]
Kadın memur
- "Birinci odada üç memur vardı; bunlardan biri başını arkasındaki duvara dayamış, yüzüne bir mendil örtmüş, uyuyor; nefes alıp verdikçe mendilin bir ucu hafifçe kalkıp inmekte."
-
[isim, eskimiş]
Kadın memur
- BİZMUT
-
Kelime Kökeni: Fransızca bismuth
-
[isim, kimya]
Atom numarası 83, atom ağırlığı 209, yoğunluğu 9,8 olan, 271,3 °C'de eriyen, kızılımsı beyaz renkli, kırılgan ve katı bir element (simgesi Bi)
-
Bu elementten yapılan ve ilaç olarak kullanılan karışım
- "Midesi ekşiyen birine bizmut verdim."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 83, atom ağırlığı 209, yoğunluğu 9,8 olan, 271,3 °C'de eriyen, kızılımsı beyaz renkli, kırılgan ve katı bir element (simgesi Bi)
- MAYMUN
-
Kelime Kökeni: Arapça meymūn
-
[isim, hayvan bilimi]
Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan; primat
- "Bu maymunların tarlalara hiçbir zarar vermedikleri ve şehir hayatına alışık oldukları görülür."
-
[sıfat, mecaz]
Çirkin ve gülünç olan
- "Maymun herif."
-
[isim, hayvan bilimi]
Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan; primat
- YAĞMUR
-
-
[isim]
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı; yağar, yağış, baran, bereket, kay (I), rahmet
- "Kaşlarından süzülen yağmur damlalarını eliyle sıvazlayarak onlara baktı."
-
[mecaz]
Çok miktarda ve sık düşen, gelen şey
-
[mecaz]
Çokluk, bolluk
- "Para yağmuru. Övgü yağmuru."
-
[isim]
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı; yağar, yağış, baran, bereket, kay (I), rahmet