İçinde ml olan 7 harfli 130 kelime var. İçerisinde ML bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ml olan kelimeler listesine ya da sonu ml ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALİMLİK
-
-
[isim]
Bakınız bilginlik
-
[isim]
Bakınız bilginlik
- ÇALIMLI
-
-
[sıfat]
Çalımı olan; havalı, pozlu, zambırlı
-
[isim, denizcilik]
Başı yüksek, yapısı dar gemi
-
[sıfat]
Çalımı olan; havalı, pozlu, zambırlı
- CAMLAMA
-
-
[isim]
Camlamak işi
-
[isim]
Camlamak işi
- GEMLEME
-
-
[isim]
Gemlemek işi
-
[isim]
Gemlemek işi
- DOĞUMLU
-
-
[sıfat]
... yılında doğmuş; tevellütlü
- "1995 doğumlular askere çağrıldı."
-
[sıfat]
... yılında doğmuş; tevellütlü
- GRAMLIK
-
-
[sıfat]
Belli bir gram ağırlığında olan
-
[sıfat]
Belli bir gram ağırlığında olan
- KUMLAMA
-
-
[isim]
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme
-
Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme
-
Çeşitli metallerin veya tarihî eserlerin yüzeylerini temizlemek için kum görünümlü aşındırıcıları püskürtme işlem
-
[isim]
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme
- ÇORUMLU
-
-
[isim]
Çorum ilinden olan kimse
-
[isim]
Çorum ilinden olan kimse
- GÜDÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir
-
[mecaz]
Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan
- "Çalıkuşu, bizim millî eğitim davamızı ele alan güdümlü bir romandır."
-
[sıfat]
Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir
- EYLEMLİ
-
-
[sıfat]
Eylem durumunda olan; fiilî
-
Ünvanının karşılığı olan kadroda bulunan, kadrolu olarak çalışan (doçent veya profesör)
- "Eylemli doçent."
-
[sıfat]
Eylem durumunda olan; fiilî
- CÜMLESİ
-
-
[zamir]
Bakınız hepsi
- "Cümlesi masanın başında koltuklara yerleştiler."
-
[zamir]
Bakınız hepsi
- HACİMLİ
-
-
[sıfat]
Hacmi olan; oylumlu
-
[sıfat]
Hacmi olan; oylumlu
- ANLAMLI
-
-
[sıfat]
Anlamı olan; manalı
- "Bir büyük yazarın, şairin yaşam denen o çirkin mi, güzel mi, anlamlı mı, anlamsız mı olduğu anlaşılmayan oyundan aldığı öçtür bu."
-
[mecaz]
İçeriği olan
-
[mecaz]
Gizli bir anlamı olan; manidar
- "Sesi anlamlı, söyledikleri içtendi; bir iki yıl öncesinin sert, çatışmacı sesi değildi."
-
[sıfat]
Anlamı olan; manalı
- SAYIMLI
-
-
[sıfat]
Sayısı bulunan
-
[sıfat]
Sayısı bulunan
- KIYIMLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde kıyılmış olan
- "İnce kıyımlı."
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde kıyılmış olan
- BÜKÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Bükülmüş olan, bükümü olan
-
[dil bilgisi]
Türetmede veya çekimde kelime kökü değişikliğe uğrayan; bükülgen, insirafi
-
[sıfat]
Bükülmüş olan, bükümü olan
- DEMLEME
-
-
[isim]
Demlemek işi; demlendirme
-
[isim]
Demlemek işi; demlendirme
- TAMLAMA
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bir tamlayan ile bir tamlanandan oluşan kelime grubu; terkip: Evin kapısı, bizim evimiz, karlı dağlar vb
-
Bakınız tamamlama
-
[isim, dil bilgisi]
Bir tamlayan ile bir tamlanandan oluşan kelime grubu; terkip: Evin kapısı, bizim evimiz, karlı dağlar vb
- ATIMLIK
-
-
[sıfat]
Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir defa atış yapabilecek miktarda olan (barut, saçma vb.)
- "Kiminin bir atımlık barutu varmış, atmış bitirmiş ama hırsı bitip tükenme bilmiyor."
-
Atılan kurşun vb.nin ulaşacağı mesafe kadar olan
- "Devran içinde anlık bir göz kırpması gibi / Bir koşumluk yol ya da bir atımlık mesafe gibi"
-
Kalp vb.nin bir defa atma süresi kadar olan
- "Hiçbir gözdeki pırıltı coşturmadı beni böylesine / Kımıldatamadı kalbimi yerinden tek bir atımlık"
-
Bir tutam kadar, bir defa eklemeye veya koymaya yetecek kadar olan (susam, tuz, biber, çay vb.)
- "Evde bir atımlık biberle bir atımlık çay kalmış."
-
Bir defada ağza alınıp yenilecek büyüklükte olan (kurabiye vb.)
-
[sıfat]
Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir defa atış yapabilecek miktarda olan (barut, saçma vb.)
- İMLEMEK
-
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek
-
Dolayısıyla anlatmak; ima etmek
- "Bu tür kısaltmalar, adları geçenlerin, yakından tanıdığımız kişiler olduğunu imler."
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek