İçinde ml olan 5 harfli 22 kelime var. İçerisinde ML bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ml olan kelimeler listesine ya da sonu ml ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İMLEÇ

  1. [isim, fizik] Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç; kaydedici
  2. [bilişim] Konumu genellikle klavye, fare veya kalem ile denetlenen, ulaşılacak noktanın yerini gösteren işaretçi; kürsör
DEMLİ

  1. [sıfat] Çok demlenmiş, koyu (çay)
MİMLİ

  1. [sıfat] Genellikle davranışlarından kuşku duyulan, kötü olarak bilinen, mimlenmiş
    • "Bacaksız Abdi Bey hiddetli adamdır, üstelik merhametsiz; ben ‘mimliyim’ diye rahmetli ablama az mı çektirmişti." (Attilâ İlhan)
MUMLU

  1. [sıfat] Mumu olan, mum konulmuş olan
    • "Yedi mumlu pasta."
  2. Muma batırılmış, mumla hazırlanmış olan
    • "Mehmet geldiği zaman mektubu bitirmiş, mumlu çaputa sarmıştı." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
CÜMLE

Kelime Kökeni: Arapça cumle

  1. [isim, dil bilgisi] Bir fikri, duyguyu, düşünceyi, oluşu veya kılışı bir yargı hâlinde anlatmak için çekimli fiille kullanılan kelimeler dizisi veya tek başına kullanılan çekimli fiil; tümce
    • "Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. [eskimiş] Bakınız dizge
  3. [sıfat] Bakınız bütün
  4. [zamir, eskimiş] Bakınız herkes
    • "Cümleye uzun ömürler dilerim." (Burhan Felek)
İMLİK

  1. [isim] Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
GAMLI

  1. [sıfat] Bakınız kaygılı
    • "Hayatta daima şen insanlarla beraber olun, gamlı insanların gamı size de bulaşır." (Reşat Enis Aygen)
  2. Sıkıntı veya üzüntü veren
    • "Bir gamlı hazanın seherinde / Israra ne hacet yine bülbül?" (Ahmet Haşim)
HAMLE

Kelime Kökeni: Arapça ḥamle

  1. [isim] Bakınız atılım
  2. İleri atılma, saldırma
    • "Teşebbüs, hamle, gayret, aksiyon ne demektir, bu gözü dönmüş insanlardan öğrenmek lazım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Satrançta ve damada taş sürme işi
  4. [spor] Bakınız atak (II)
HAMLA

Kelime Kökeni: Arapça ḥamle

  1. [isim, denizcilik] Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması
  2. Sandalın bu biçimde aldığı yol
  3. Kıçtan birinci oturak
    • "Filikada hamlada oturan gemici, bir eliyle rıhtımın kenarına tutunmuş." (Zeyyat Selimoğlu)
EMLİK

  1. [isim, ağızlardan] Emme döneminde olan çocuk
    • "Koç yiğidin yanında olur yazısı / Ananın babanın emlik kuzusu" (Halk türküsü)
  2. Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak
İMLEK

  1. [isim] Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
KUMLA

  1. [isim] Bakınız plaj
NEMLİ

  1. [sıfat] Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
    • "Hafif bir rüzgâr dalgası nemli saçlarının arasından geçti." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Yaşlı (göz)
KUMLU

  1. [sıfat] İçinde kum bulunan; kumsal
    • "Kumlu toprak."
  2. [mecaz] Çok ufak ve sık benekli
    • "Kumlu kumaş."
CAMLI

  1. [sıfat] Cam takılmış, cam geçirilmiş, camı olan
    • "Evin bütün pencereleri çift kanatlı, her kanat, kare biçimli üçer camlıydı." (Ayla Kutlu)
NAMLI

  1. [sıfat] Bakınız ünlü
    • "Namlı, şanlı, iri yarı bir delikanlının buncacık kıza âşık olması ne demekti?" (İlhan Tarus)
DAMLA

  1. [isim] Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre
    • "Elime bir damla yağmur düştü." (Halide Edip Adıvar)
  2. Damlalıkla kullanılan ilaç
    • "Hastaneden çıkınca yakınlarda bulunan bir gözlükçüden gözlüklerimi, gözlükçünün hemen yanındaki eczaneden de göz damlasını aldık." (Yusuf Akkaya)
  3. [ağızlardan] Kalbe inen felç
    • "Damladan ölmüş."
  4. [mecaz] Çok az miktar
    • "Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar." (Falih Rıfkı Atay)
  5. [sıfat] Damla biçiminde olan (ziynet)
    • "Yıldızlar damla elmas olmuş, karanlık gecesini ışıklıyor; rüzgârlar türkü, dallar saz olmuş, senin için söylenip çalınıyor." (Cahit Uçuk)
DAMLI

  1. [sıfat] Damı olan
EMLAK

Kelime Kökeni: Arapça emlāk

  1. [isim] Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı; gayrimenkul
    • "Eline geçen serveti emlaka yatırıyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [eskimiş] Bakınız yurt
NAMLU

Kelime Kökeni: Farsça nāmlū

  1. [isim, askerlik] Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça
    • "Anlaşılıyor ki en evvel namlu ağzından çıkan ateş, barutun namlu içinde yanan kısmının ateşidir." (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü