İçinde ml olan 5 harfli 22 kelime var. İçerisinde ML bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ml olan kelimeler listesine ya da sonu ml ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İMLEÇ
-
-
[isim, fizik]
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç; kaydedici
-
[bilişim]
Konumu genellikle klavye, fare veya kalem ile denetlenen, ulaşılacak noktanın yerini gösteren işaretçi; kürsör
-
[isim, fizik]
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç; kaydedici
- DEMLİ
-
-
[sıfat]
Çok demlenmiş, koyu (çay)
-
[sıfat]
Çok demlenmiş, koyu (çay)
- MİMLİ
-
-
[sıfat]
Genellikle davranışlarından kuşku duyulan, kötü olarak bilinen, mimlenmiş
- "Bacaksız Abdi Bey hiddetli adamdır, üstelik merhametsiz; ben ‘mimliyim’ diye rahmetli ablama az mı çektirmişti."
-
[sıfat]
Genellikle davranışlarından kuşku duyulan, kötü olarak bilinen, mimlenmiş
- MUMLU
-
-
[sıfat]
Mumu olan, mum konulmuş olan
- "Yedi mumlu pasta."
-
Muma batırılmış, mumla hazırlanmış olan
- "Mehmet geldiği zaman mektubu bitirmiş, mumlu çaputa sarmıştı."
-
[sıfat]
Mumu olan, mum konulmuş olan
- CÜMLE
-
Kelime Kökeni: Arapça cumle
-
[isim, dil bilgisi]
Bir fikri, duyguyu, düşünceyi, oluşu veya kılışı bir yargı hâlinde anlatmak için çekimli fiille kullanılan kelimeler dizisi veya tek başına kullanılan çekimli fiil; tümce
- "Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım."
-
[eskimiş]
Bakınız dizge
-
[sıfat]
Bakınız bütün
-
[zamir, eskimiş]
Bakınız herkes
- "Cümleye uzun ömürler dilerim."
-
[isim, dil bilgisi]
Bir fikri, duyguyu, düşünceyi, oluşu veya kılışı bir yargı hâlinde anlatmak için çekimli fiille kullanılan kelimeler dizisi veya tek başına kullanılan çekimli fiil; tümce
- İMLİK
-
-
[isim]
Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
-
[isim]
Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
- GAMLI
-
-
[sıfat]
Bakınız kaygılı
- "Hayatta daima şen insanlarla beraber olun, gamlı insanların gamı size de bulaşır."
-
Sıkıntı veya üzüntü veren
- "Bir gamlı hazanın seherinde / Israra ne hacet yine bülbül?"
-
[sıfat]
Bakınız kaygılı
- HAMLE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥamle
- HAMLA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥamle
-
[isim, denizcilik]
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması
-
Sandalın bu biçimde aldığı yol
-
Kıçtan birinci oturak
- "Filikada hamlada oturan gemici, bir eliyle rıhtımın kenarına tutunmuş."
-
[isim, denizcilik]
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması
- EMLİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Emme döneminde olan çocuk
- "Koç yiğidin yanında olur yazısı / Ananın babanın emlik kuzusu"
-
Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak
-
[isim, ağızlardan]
Emme döneminde olan çocuk
- İMLEK
-
-
[isim]
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
-
[isim]
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
- KUMLA
-
-
[isim]
Bakınız plaj
-
[isim]
Bakınız plaj
- NEMLİ
-
-
[sıfat]
Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
- "Hafif bir rüzgâr dalgası nemli saçlarının arasından geçti."
-
[mecaz]
Yaşlı (göz)
-
[sıfat]
Nemi olan, az ıslak; rutubetli, ratıp, kuru karşıtı
- KUMLU
-
-
[sıfat]
İçinde kum bulunan; kumsal
- "Kumlu toprak."
-
[mecaz]
Çok ufak ve sık benekli
- "Kumlu kumaş."
-
[sıfat]
İçinde kum bulunan; kumsal
- CAMLI
-
-
[sıfat]
Cam takılmış, cam geçirilmiş, camı olan
- "Evin bütün pencereleri çift kanatlı, her kanat, kare biçimli üçer camlıydı."
-
[sıfat]
Cam takılmış, cam geçirilmiş, camı olan
- NAMLI
-
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- "Namlı, şanlı, iri yarı bir delikanlının buncacık kıza âşık olması ne demekti?"
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- DAMLA
-
-
[isim]
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre
- "Elime bir damla yağmur düştü."
-
Damlalıkla kullanılan ilaç
- "Hastaneden çıkınca yakınlarda bulunan bir gözlükçüden gözlüklerimi, gözlükçünün hemen yanındaki eczaneden de göz damlasını aldık."
-
[ağızlardan]
Kalbe inen felç
- "Damladan ölmüş."
-
[mecaz]
Çok az miktar
- "Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar."
-
[sıfat]
Damla biçiminde olan (ziynet)
- "Yıldızlar damla elmas olmuş, karanlık gecesini ışıklıyor; rüzgârlar türkü, dallar saz olmuş, senin için söylenip çalınıyor."
-
[isim]
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre
- DAMLI
-
-
[sıfat]
Damı olan
-
[sıfat]
Damı olan
- EMLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça emlāk
-
[isim]
Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı; gayrimenkul
- "Eline geçen serveti emlaka yatırıyordu."
-
[eskimiş]
Bakınız yurt
-
[isim]
Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı; gayrimenkul
- NAMLU
-
Kelime Kökeni: Farsça nāmlū
-
[isim, askerlik]
Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça
- "Anlaşılıyor ki en evvel namlu ağzından çıkan ateş, barutun namlu içinde yanan kısmının ateşidir."
-
Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü
-
[isim, askerlik]
Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça