İçinde men olan 8 harfli 49 kelime var. İçerisinde MEN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında men olan kelimeler listesine ya da sonu men ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Men Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MEN, NEM
2 Harfli Kelimeler
EM, EN, ME, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MOMENTUM
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, fizik]
Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı
-
Hız, hızlılık
-
[isim, fizik]
Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı
- SİKLAMEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cyclamen
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
- "Eski kente kadar büyük bir parkın siklamenler sarkan duvarını izleyerek yürüdüm."
-
Bakınız siklamen rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "O, boynundaki siklamen eşarbı düzeltiyor, tırnaklarının siklamen ojesini gözünüze gözünüze uzatıyor."
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
- DEĞİRMEN
-
-
[isim]
İçinde öğütme işi yapılan yer
- "Su değirmeni. Yel değirmeni."
-
Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet
- "Değirmende biraz kahve çekti."
-
[isim]
İçinde öğütme işi yapılan yer
- MÜSEMMEN
-
Kelime Kökeni: Arapça mus̱emmen
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sekizli
-
[isim, edebiyat]
Sekizer dizeli bentlerden oluşan şiir
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sekizli
- MENENGİÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çitlembik
- "Attar Firuz Bey’e istediği şifalı köklerle birlikte mazı ve meşe palamudu, kişniş, çekilmemiş karabiber, menengiç, sinameki ve eczacılıkta kullanılan meyveler götürüyordum."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çitlembik
- FLAMENKO
-
Kelime Kökeni: İspanyolca flamenco
-
[isim, müzik]
Endülüs halk müziği
-
[isim, müzik]
Endülüs halk müziği
- HEMENCEK
-
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Bu pencerelerin çerçevelerinde gizli bir pencerecik saklıymış, dedikodu için hemencek açılıp kapatılabilecek bir kanat."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- MENHİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça menhiyyāt
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Dinin yapılmasını yasakladığı şeyler
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Dinin yapılmasını yasakladığı şeyler
- PARŞÖMEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca parchemin
-
[isim]
Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri; tirşe (II)
- "Duvarlardaki raflarda kurtların kemire kemire bitiremediği el yazmaları, parşömenler ve harita ruloları vardı."
-
[isim]
Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri; tirşe (II)
- MENZİLCİ
-
-
[isim, tarih]
Uzak yerlere menzil beygirleriyle giden posta tatarı
-
Bakınız menzil emini
-
[isim, tarih]
Uzak yerlere menzil beygirleriyle giden posta tatarı
- YEMENİLİ
-
-
[sıfat]
Yemeni takmış olan
- "Başı yemenili, cılız bir kız çocuğu kahvelerden birine girdi."
-
[sıfat]
Yemeni takmış olan
- İŞLETMEN
-
-
[isim, bilişim]
Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse; operatör
-
[isim, bilişim]
Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse; operatör
- MENENJİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca méningite
-
[isim, tıp]
Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama vb. belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık
-
[isim, tıp]
Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama vb. belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık
- DÜMENSİZ
-
-
[sıfat]
Dümeni olmayan
- "Yelkensiz ve dümensiz kotra, şimdi bir kano sürati ile hareket ediyordu."
-
[sıfat]
Dümeni olmayan
- YEMENİCİ
-
-
[isim]
Yemeni yapan veya satan kimse
- "Mektepli yemeniciye davulun üstünden yirmi beş kuruşu göstererek..."
-
[isim]
Yemeni yapan veya satan kimse
- ÖĞRETMEN
-
-
[isim]
Mesleği bilgi öğretmek olan kimse; hoca, muallim, muallime
- "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım bazen."
-
[isim]
Mesleği bilgi öğretmek olan kimse; hoca, muallim, muallime
- MENDİREK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman
- "Eğer bir an önce bu işin önüne geçilmezse mendirek bu seneki lodoslarda bir kat daha göçecek."
-
[isim, denizcilik]
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman
- YÖNETMEN
-
-
[sinema, tiyatro]
Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse; rejisör
-
[televizyon]
Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi
-
[sinema, tiyatro]
Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse; rejisör
- MENETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça menʿ + Türkçe etmek
-
[-i]
Bakınız yasaklamak
- "Bildiğim bir şey varsa o da patronun odanızdan dışarıya çıkmayı size menettiğidir."
-
Engel olmak
-
[-i]
Bakınız yasaklamak
- MENDERES
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, coğrafya]
Akarsuların geniş tabanlı vadilerde S harfine benzeyen kıvrımı
-
[isim, coğrafya]
Akarsuların geniş tabanlı vadilerde S harfine benzeyen kıvrımı