İçinde mef olan 22 kelime var. İçerisinde MEF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mef olan kelimeler listesine ya da sonu mef ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
HANIMEFENDİLİK
MEFKURESİZLİK, MEFRUŞATÇILIK
MEFKURECİLİK
HANIMEFENDİ, MEFHUMCULUK
MEFRUŞATÇI, MEFTUNİYET
MEFKURECİ, MEFTUNLUK
MEFHARET, MEFHUMCU, MEFRUŞAT
MEFAHİR, MEFKURE
MEFHUM, MEFLUÇ, MEFRET, MEFRUŞ, MEFSUH, MEFTUN
MEFUL
Mef Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, FE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HANIMEFENDİLİK
-
-
[isim]
Hanımefendi olma durumu ve özelliği
- "Annem ata, arabaya, kendi tabirince mansıba, mesnede, hanımefendiliğe can atan bir kadındı."
-
[isim]
Hanımefendi olma durumu ve özelliği
- MEFKURESİZLİK
-
-
[isim]
Mefkûre sahibi olmama durumu
- "Düşünüyor, düşünüyor, düşündükçe iki gündür farkına vardığı mevcudiyetinin aşağılığını, sefaletini, adiliğini, mefkûresizliğini anlıyor..."
-
[isim]
Mefkûre sahibi olmama durumu
- MEFRUŞATÇILIK
-
-
[isim]
Mefruşatçının işi
-
[isim]
Mefruşatçının işi
- MEFKURECİLİK
-
-
[isim]
Mefkûre sahibi olma işi veya görevi
-
[isim]
Mefkûre sahibi olma işi veya görevi
- HANIMEFENDİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe hanım + Rumca
-
[isim]
Saygı belirtmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan bir ünvan
- "Biz de şimdi hanımefendiyle onu konuşuyorduk."
-
[sıfat]
Terbiyeli, kibar (kız, kadın)
-
[isim]
Saygı belirtmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan bir ünvan
- MEFHUMCULUK
-
-
[isim]
Mefhumcu olma durumu
- "Siz onu mefhumculukla itham ederken, sadece kelimeleri değiştirerek aynı mefhumculuğu yaptınız."
-
[isim]
Mefhumcu olma durumu
- MEFRUŞATÇI
-
-
[isim]
Mefruşat satan kimse
-
[isim]
Mefruşat satan kimse
- MEFTUNİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça meftūniyyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tutkunluk
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tutkunluk
- MEFTUNLUK
-
-
[isim]
Bakınız tutkunluk
- "Asırlardan kopup gelen bu ikiz telakki Türk ruhunda tabiat, zarafet ve lezzetine ne kadar meftunluk olduğunu gösterir."
-
[isim]
Bakınız tutkunluk
- MEFKURECİ
-
-
[sıfat]
Mefkûre sahibi olan
- "Çoğu zaman ihtirasların davalara yardımı, mefkûrelerin ve mefkûrecilerin yardımı kadar müspetti."
-
[sıfat]
Mefkûre sahibi olan
- MEFHUMCU
-
-
[isim]
Mefhumlara bağlı kalan kimse
-
[isim]
Mefhumlara bağlı kalan kimse
- MEFRUŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mefrūşāt
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme
- "Burası, yeni mefruşatla döşenmiş zarif bir yatak odası."
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme
- MEFHARET
-
Kelime Kökeni: Arapça mefḫaret
-
[isim, eskimiş]
Övünme, iftihar etme
-
[isim, eskimiş]
Övünme, iftihar etme
- MEFAHİR
-
Kelime Kökeni: Arapça mefāḫir
-
[isim, eskimiş]
Övünülecek şeyler, övünceler
- "Mazinin mefahirini yaşatmak, bir millete yapılacak en büyük hizmet."
-
[isim, eskimiş]
Övünülecek şeyler, övünceler
- MEFKURE
-
Kelime Kökeni: Arapça mefkūre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ülkü
- "Bazıları mefkûrenin enginliğini ve azametini tamamıyla kavrayamayacak derecede dardırlar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ülkü
- MEFHUM
-
Kelime Kökeni: Arapça mefhūm
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız kavram
- "Dürüst bir insan, inansa da inanmasa da mefhumları yerli yerinde kullanmak borcundadır."
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız kavram
- MEFRUŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça mefrūş
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız döşeli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız döşeli
- MEFTUN
-
Kelime Kökeni: Arapça meftūn
-
[sıfat]
Bakınız vurgun
- "Şehriban'a hayran, meftun, mecnunca bağlı idim."
-
[sıfat]
Bakınız vurgun
- MEFSUH
-
Kelime Kökeni: Arapça mefsūḫ
-
[sıfat, eskimiş]
Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş
- MEFRET
-
Kelime Kökeni: Arapça mefred
-
[sıfat, eskimiş]
Kocaman, iri, büyük
- "Cehennem, zincire vurulmuş mefret bir ejderhadır."
-
[sıfat, eskimiş]
Kocaman, iri, büyük