İçinde me olan 8 harfli 1340 kelime var. İçerisinde ME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında me olan kelimeler listesine ya da Sonu me ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜKTÜRME

  1. [isim] Büktürmek işi

KİŞNETME
...
KÖPÜRTME

  1. [isim] Köpürtmek işi

MEVKUFEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Tutuklu olarak
    • "Muhittin Paşa mevkufen Sivas'a getirilmiştir." (Atatürk)

MEYVEDAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Meyveli, meyvesi olan, meyve veren

SEÇTİRME

  1. [isim] Seçtirmek işi

SÜZÜLMEK

  1. [nsz] Süzme işine konu olmak
    • "Bal süzüldü."
  2. Akmak
    • "Gözlerimden yaşlar süzüldü."
  3. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek
    • "Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
    • "Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
    • "Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm." (Haldun Taner)
  6. Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
    • "Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu." (Peyami Safa)
  7. Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
    • "Bir tanesinin elinde-muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı." (Halide Edip Adıvar)
  8. Yüzüne nazlı bir anlam vermek
  9. Çok zayıflamak
    • "Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı." (Memduh Şevket Esendal)

BİLİŞMEK

  1. [nsz] Birbirini tanımak, muarefesi olmak
    • "Bunca zamanlar bilişip, ahir dönüp ayrılışıp." (Yunus Emre)
  2. Öğrenmek

DÜŞÜRMEK

  1. [-e] Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
  2. [-i] Değerini, fiyatını indirmek
  3. [-i] Azaltmak
  4. [nsz] Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak
    • "Çocuk, solucan düşürüyor."
  5. [-i] Iskat etmek
    • "Bakanlar kurulunu düşürmek."
  6. Uğratmak
    • "Tehlikeye düşürmek."
  7. [-i] Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek
    • "Bu güzel halıyı bedestenden çok ucuza düşürdüm."
  8. [-i] Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak
    • "Annemi verem iyiden iyiye düşürmüştü." (Yahya Kemal Beyatlı)

KARAMELA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme

MEYDANDA

  1. [sıfat] Ortada, belli, açık, aşikâr
    • "Bu genç bir deve idi. Semeri yoktu. Çok tüylü kamburu meydandaydı." (Ömer Seyfettin)

ÖVDÜRMEK
...
BÜYÜTMEK

  1. [-i] Büyük duruma getirmek, genişletmek
  2. Yetiştirmek, bakmak
    • "Büyüt bu fidanı ey genç / Hazır yeşermişken." (Behçet Necatigil)
  3. Abartmak, mübalağa etmek
    • "Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti." (Refik Halit Karay)

TİPİLEME

  1. [isim] Tipilemek işi

BEKLENME

  1. [isim] Beklenmek durumu

DÜRÜLMEK

  1. [nsz] Dürme işine konu olmak veya dürme işi yapılmak
    • "Faytonun köşesinde dürülmüş, bağlanmış bir bohça gibidir." (Aka Gündüz)
  2. Bükülmek
  3. Toplanmak, sarılmak, katlanmak

EKLEŞMEK

  1. [nsz] Ek durumuna gelmek
    • "Eski Türkçe turur kelimesi ekleşerek -dir şekline dönüşmüştür."

GEÇİNMEK

  1. [nsz] Yaşamak için gerekeni sağlamak
    • "Muharrem artık yalnız balıkçılıkla geçiniyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Sözün tam anlamıyla bu sayede geçinip gidiyordu." (Murathan Mungan)
  2. [-le] Uzlaşmak, anlaşmak
    • "Aman çocuklar, birbirinizle iyi geçinin."
  3. Taslamak
    • "Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil." (Nurullah ataç)
  4. [-den] Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak
    • "... sen altmış para verip bir paket tütün almaz, herkesin tabakasından geçinirsin." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Ölmek

GEVELEME

  1. [isim] Gevelemek işi
    • "Bu çeşit bunak gevelemeleri yaşlı dostlar çevresinde hoş görülebilir." (Haldun Taner)

GÜREŞMEK

  1. [nsz] İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak
    • "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Mücadele etmek

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü