İçinde me olan 8 harfli 1340 kelime var. İçerisinde ME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E M
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PEREMECİ
-
-
[isim]
Pereme kullanan veya yapan kimse
-
[isim]
Pereme kullanan veya yapan kimse
- GELİNMEK
-
-
[-e, -den]
Gelme işi yapılmak
-
[-e, -den]
Gelme işi yapılmak
- İŞLENMEK
-
-
[nesnesiz]
İşleme işi yapılmak
- "Vazo, ince bir kadın eli ile işlenmiş, beyaz oymalı bir örtünün üzerindedir."
-
[nesnesiz]
İşleme işi yapılmak
- PÜSKÜRME
-
-
[isim]
Püskürmek işi
-
[sıfat]
Sık ve tek tek benekler durumunda olan
-
[jeoloji]
Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması; indifa
-
[isim]
Püskürmek işi
- ZEHRETME
-
-
[isim]
Zehretmek durumu
-
[isim]
Zehretmek durumu
- İBRANAME
-
Kelime Kökeni: Arapça ibrāʾ + Farsça nāme
-
[isim, hukuk]
Bakınız aklama belgesi
-
[isim, hukuk]
Bakınız aklama belgesi
- TEMESSÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça temes̱s̱ul
- LÖKLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Lökle yapıştırmak
-
[-i, ağızlardan]
Lökle yapıştırmak
- DİRETMEK
-
-
[nesnesiz]
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek
- "Annesi ile ablası adamın kaçırılacak bir kısmet olmadığını öne sürerek evlenmesi için diretiyorlardı."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek
- AZMETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿazm + Türkçe etmek
-
[-e]
Bir işi yapmak için kararlılıkla gayret etmek, bir işte azim göstermek
- "En azından yirmi beş yıl daha yaşamaya azmettim."
-
[eskimiş]
Bir yere gitmek için hareket etmek
-
[-e]
Bir işi yapmak için kararlılıkla gayret etmek, bir işte azim göstermek
- DEPREMEK
-
-
[nesnesiz]
Hareket etmek, yerinden oynamak
- "Tam o sırada yer depremiş, arkasında evinin gür diye yıkıldığını duymuş."
-
[nesnesiz]
Hareket etmek, yerinden oynamak
- BELİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
- "Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi."
-
Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak; tebellür etmek
- "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu."
-
İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak; tebarüz etmek
- "Bunun akabince bir toz belirdi kim ne benzer evvelkine!"
-
[nesnesiz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
- YÜZDÜRME
-
-
[isim]
Yüzdürmek işi
-
[isim]
Yüzdürmek işi
- TÜMSELME
-
-
[isim]
Bakınız tümsekleşme
-
[isim]
Bakınız tümsekleşme
- DİŞLETME
-
-
[isim]
Dişletmek işi
-
[isim]
Dişletmek işi
- ATEŞLEME
-
-
[isim]
Ateşlemek işi
-
[isim]
Ateşlemek işi
- ŞENLENME
-
-
[isim]
Şenlenmek işi
-
[isim]
Şenlenmek işi
- DÖNDÜRME
-
-
[isim]
Döndürmek işi; irca, tahvil, taklip
- "Sohbeti o yana döndürmeye çalıştım."
-
Isırgan otu ile yapılan bir tür yemek
- "Genç kızlar önceki günden soğanlı karmaca, döndürme yaparlar."
-
[isim]
Döndürmek işi; irca, tahvil, taklip
- ÇÖMELTME
-
-
[isim]
Çömeltmek işi
-
[isim]
Çömeltmek işi
- DİREŞMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Sebat etmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Sebat etmek