İçinde me olan 8 harfli 1340 kelime var. İçerisinde ME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında me olan kelimeler listesine ya da Sonu me ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÜRÜNMEK
-
-
[-e]
Bürüme işine konu olmak
- "Dağ başı sise büründü."
-
Sarınmak, örtünmek
- "Annem, babaannem, halalarım çarşaflarına bürünmüşlerdi." (Orhan Kemal)
-
Bir görünüşe girmek
- "Unutmak istediğim eski kimliğime bürünüvermiştim." (Orhan Pamuk)
-
[-e]
Bürüme işine konu olmak
- EĞRİTMEK
-
-
[-i]
Eğriltmek
-
[-i]
Eğriltmek
- GÜRLETME
- ...
- KOZMETİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde
-
[isim]
Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde
- MEŞRULUK
-
-
[isim]
Geçerli olma durumu, meşruiyet
-
[isim]
Geçerli olma durumu, meşruiyet
- MUHAKEME
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yargılama
- "Ferit bu aralık kendi kendine muhakemeler yürütmüş..." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Usa vurma
- "Daima felsefe yapmaya hazır, kurulmuş bir makineye benzeyen ukala dimağım muhakemeye başladı." (Ömer Seyfettin)
-
Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama
- "Güldüm, şu muhakemem ne garip münasebetsizlikti." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Yargılama
- PÜFLEMEK
-
-
[-i]
Söndürmek veya soğutmak için üflemek
-
[-i]
Söndürmek veya soğutmak için üflemek
- SEZDİRME
-
-
[isim]
Sezdirmek işi
-
[isim]
Sezdirmek işi
- ZİKIYMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Değerli, kıymetli
-
[sıfat]
Değerli, kıymetli
- DİŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- "Bu elmayı kim dişledi?"
-
Çiğnemek
- "Ağızlarına attıkları üzüm tanelerini dişleyip ilk yudumları içtikten sonra birbirlerine baktılar." (Tarık Buğra)
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- YEMLEMEK
-
-
[-i]
Hayvana yem vermek, beslemek
-
Yem takmak
- "Paraketalarımızı yemledik, çekidüzen verdik..." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Bir kimseyi elde edecek, kandıracak biçimde davranmak
- "Harcadığım zamana ve çabaya karşılık elime tek kuruş geçmediği gibi Kâmil Bey'i yemleyebilmek için bir yığın da masrafa girmiştim." (Sulhi Dölek)
-
Toplara ağızotu koymak
-
[-i]
Hayvana yem vermek, beslemek
- DİLİNMEK
-
-
[nsz]
Dilme işi yapılmak
-
[nsz]
Dilme işi yapılmak
- EĞİRTMEK
-
-
[-i]
Eğirme işi yaptırmak
-
[-i]
Eğirme işi yaptırmak
- GÖÇÜRMEK
-
-
[-i]
Göçmesine sebep olmak
- "Soğuklar bu yıl yaylacıları vakitsiz göçürdü."
-
Çökertmek
- "Kar çatıyı göçürdü."
-
Yiyip bitirmek
- "Bir tabak baklavayı göçürdü."
-
Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek, göçermek
-
[-i]
Göçmesine sebep olmak
- İMRENMEK
-
-
[-e]
Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak
- "İki gün evvel bir muhallebici dükkânının vitrinindeki kazandibine imrendim." (Burhan Felek)
-
Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek, gıpta etmek
- "Çağımızın yazarları arasında da klasiklere imrenenler yok değildir." (Salâh Birsel)
-
[-e]
Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak
- İNDİRMEK
-
-
[-i]
Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak
- "Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi." (Yahya Kemal)
-
Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak
-
Fiyatını azaltmak, düşürmek
-
Hızla vurmak
- "Genç adamın başına son darbeyi indirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Kapamak
- "Kepenkleri indirmek."
-
[nsz]
Yağmur, sis, birdenbire bastırmak
- "Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi." (Necati Cumalı)
-
Kırmak, tahrip etmek
- "Göstericiler yapının camlarını indirmişler."
-
[-i]
Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak
- MEZARLIK
-
-
[isim]
Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinlik, tahtalıköy, mezaristan
- "Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinlik, tahtalıköy, mezaristan
- MEZOSFER
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Orta yuvar
-
[isim]
Orta yuvar
- TÜMLENME
-
-
[isim]
Tümlenmek işi
-
[isim]
Tümlenmek işi
- ÜSLENMEK
-
-
[-e]
Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek
-
[-e]
Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek