İçinde me olan 7 harfli 814 kelime var. İçerisinde ME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E M
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUTEMET
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿtemed
-
[isim]
Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli
-
Kendisine inanılıp güvenilen kimse
-
[isim]
Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli
- VADETME
-
-
[isim]
Vadetmek işi
-
[isim]
Vadetmek işi
- EMLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
İlaç sürmek, ilaç vermek
-
[-i, ağızlardan]
İlaç sürmek, ilaç vermek
- MEKSİKA
-
-
[isim]
Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Meksiko
-
[isim]
Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Meksiko
- KEMİRME
-
-
[isim]
Kemirmek işi
- "Toprak suyu, susuzluk bizleri kemirmede / Gitgide engin deniz bir çanağa girmede"
-
[isim]
Kemirmek işi
- ÖRTMECE
-
-
[isim, edebiyat]
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması; edebikelam
-
Kandırma, gizleme
-
[isim, edebiyat]
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması; edebikelam
- İĞRENME
-
-
[isim]
İğrenmek işi; iğrenti
- "Güzelliği görmekten, çirkinliğe bakıp da iğrenmeye vakit bulamaz."
-
[isim]
İğrenmek işi; iğrenti
- ÖPTÜRME
-
-
[isim]
Öptürmek işi
-
[isim]
Öptürmek işi
- SÖLPÜME
-
-
[isim]
Sölpümek işi
-
[isim]
Sölpümek işi
- YÜKLEME
-
-
[isim]
Yüklemek işi; tahmil
-
[fizik]
Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme; doldurma, şarj
-
[isim]
Yüklemek işi; tahmil
- SÖĞÜRME
-
-
[isim, ağızlardan]
Ateşte közlenerek hazırlanmış patlıcan
- "Gaziantep’te patlıcandan ‘söğürme’ denilen bir ezme yapılır ve lahmacun içine konup sarılarak yenir."
-
[isim, ağızlardan]
Ateşte közlenerek hazırlanmış patlıcan
- MİMLEME
-
-
[isim]
Mimlemek işi
-
[isim]
Mimlemek işi
- EKİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Ekme işi yapılmak
- "Tarlaya mısır ekildi."
-
[nesnesiz]
Ekme işi yapılmak
- GEZLEME
-
-
[isim]
Gezlemek işi
-
[isim]
Gezlemek işi
- SÜRÇMEK
-
-
[nesnesiz]
Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek
-
[mecaz]
Dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak; yanılmak
-
[nesnesiz]
Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek
- MESAMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mesāmmāt
-
[isim, eskimiş, anatomi, biyoloji]
Gözenekler
-
[isim, eskimiş, anatomi, biyoloji]
Gözenekler
- NAĞMELİ
-
-
[sıfat]
Nağmesi olan
- "Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinin nağmeli muhiti de olmasaymış hâlimiz ne olacakmış?"
-
[sıfat]
Nağmesi olan
- İÇİLMEK
-
-
[nesnesiz]
İçme işi yapılmak
- "Önce evde yapılmış vişne likörü yahut bizdeki rakıya benzeyen pastisler içilir."
-
[nesnesiz]
İçme işi yapılmak
- YÜRÜMEK
-
-
[nesnesiz]
Adım atarak ilerlemek, gitmek
- "Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu."
-
[-e]
Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek
- "Buz dağları güneye yürümüş."
-
Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek
- "Çocuk erken yürüdü."
-
Yol almak
- "Biraz yürüyelim, geç kaldık."
-
[-e]
Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak
- "Dallara su yürümek."
-
[-e]
Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek
- "Asker kaleye yürüdü."
-
Faiz, hesap edilmek, işlemek
- "Bu paranın faizi yüzde beşten mi yürüyor?"
-
Geçmek, ilerlemek, değişmek
- "Doktor o hayatın dışında kalmış. Bu ne demek? Bu, o demek ki hayat yürümüş gitmiş, birlikte yürüyememiş."
-
Bir işte ileri gitmek
-
[mecaz]
Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek
- "Bu evliliğin yürümeyeceği daha başından anlaşılmıştı ama belki yürütürüz, demiştim."
-
[argo]
Bakınız ölmek
- "O da yürümüş."
-
[nesnesiz]
Adım atarak ilerlemek, gitmek
- MAHKEME
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥkeme
-
[isim, hukuk]
Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer; yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı
- "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."
-
[ağızlardan]
Bakınız yargılama
- "Mahkeme tam yedi yıl sürdü."
-
[isim, hukuk]
Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer; yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı