İçinde mal olan 6 harfli 34 kelime var. İçerisinde MAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mal olan kelimeler listesine ya da sonu mal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L M
3 Harfli Kelimeler
LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ATOMAL
-
-
[sıfat, fizik]
Atomlarla ilgili olan; atomik
-
[sıfat, fizik]
Atomlarla ilgili olan; atomik
- ARMALI
-
-
[sıfat]
Arma bulunan
- "O sadece kalyon, brik, şalupa gibi seren armalı gemileri yönetebilir."
-
[sıfat]
Arma bulunan
- MALAFA
-
-
[isim, teknik]
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti
-
[isim, teknik]
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti
- SARMAL
-
-
[sıfat, fizik]
Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen; helisel, helezonlu, helezoni, helezonik
-
[mecaz]
İçinden çıkılmaz (durum)
-
[sıfat, fizik]
Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen; helisel, helezonlu, helezoni, helezonik
- TERMAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca thermal
-
[isim]
Sıcak kaplıca suyu
-
Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb
-
[isim]
Sıcak kaplıca suyu
- ŞİMALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şimālī
-
[sıfat, coğrafya]
Bakınız kuzey
- "Şimalî Avrupa’dan gelen sürat katarını parçalamak istemişlerdi."
-
[eskimiş]
Kuzeyle ilgili, kuzeye özgü olan
-
[sıfat, coğrafya]
Bakınız kuzey
- ŞAMALI
-
-
[sıfat]
Şama ile yapılmış
- "Müştak cebinden şamalı kibriti çıkardı, çaktı."
-
[sıfat]
Şama ile yapılmış
- NORMAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca normal
-
[sıfat]
Alışılmış olan; olağan
- "Atatürk'ün normal zamanlarda insana okşamak arzusunu veren ipek gibi saçları birdenbire yelelenirdi."
-
[isim]
Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum
-
[isim, matematik]
Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme
-
[sıfat]
Alışılmış olan; olağan
- ELMALI
-
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
- İMALAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿmālāt
-
[isim, ticaret]
Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal
-
İşlenerek yapılan üretim
- "Bu paketler satılsın, imalata ondan sonra devam edilecekti."
-
[isim, ticaret]
Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal
- ROMALI
-
-
[isim]
Roma halkından olan kimse
-
[isim]
Roma halkından olan kimse
- DAMALI
-
-
[sıfat]
Üstünde dama tahtasındaki gibi kareler bulunan
-
Bakınız kareli
- "Damalı bir eteklik, açık mavi kapalı bir yün kazak giymişti."
-
[sıfat]
Üstünde dama tahtasındaki gibi kareler bulunan
- ANAMAL
-
-
[isim, ekonomi]
Bakınız sermaye
-
[isim, ekonomi]
Bakınız sermaye
- KUMALI
-
-
[sıfat]
Kuması olan
-
[sıfat]
Kuması olan
- MALİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça māliyye
-
[isim]
Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü
- "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."
-
Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı
-
Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş
- "Maliyede çalışıyor."
-
[isim]
Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü
- MALKAR
-
-
[isim]
Bakınız Balkar
-
[isim]
Bakınız Balkar
- ASMALI
-
-
[sıfat]
Asması olan
- "Asmalı bahçe."
-
[sıfat]
Asması olan
- GAMALI
-
-
[sıfat]
Bazı eski dinlerin ve Nazizm'in sembolü olan, uçları Yunancanın gama harfi biçiminde kırılmış (haç)
- "Gamalı haç."
-
[sıfat]
Bazı eski dinlerin ve Nazizm'in sembolü olan, uçları Yunancanın gama harfi biçiminde kırılmış (haç)
- OYMALI
-
-
[sıfat]
Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan
- "Anasını yanındaki oymalı, yaldızlı kanepeye oturttu."
-
[sıfat]
Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan
- YAMALI
-
-
[sıfat]
Yama vurulmuş, yama ile onarılmış olan
- "Pantolonu yamalı, ceketinin dirsekleri yıpranmış fakat mintanı temizdi."
-
Yüzünde lekeler bulunan (kimse)
-
[sıfat]
Yama vurulmuş, yama ile onarılmış olan